GeriHürriyet Pazar Ece Sükan'dan 'Seyşel Adaları' notları...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ece Sükan'dan 'Seyşel Adaları' notları...

Ece Sükan'dan 'Seyşel Adaları' notları...

Nasıl olsa dünyanın herhangi bir yerinde hep yaz yaşanıyor, ne gerek var kış soğuğu çekmeye diyerek geçen hafta Seyşel Adaları’na doğru bir yolculuğa çıktım. Ekvator bölgesinin muazzam doğa standartı olan tropik yeşillerin, mavinin 150 tonuyla kavuşmasından duyacağım sevinci çok iyi biliyordum zaten. Bir de yüzülebilen bir deniz olursa değmeyin keyfime... En iyisini buldum!

Bir senenin daha sonuna gelirken, yeni yıla, yeni enerjilerle girmek için yine ‘fırtına-yağmur’ gösteren hava raporlarına aldırmadan, kitaplarımı alıp gittim. Eh, ne de olsa artık hava durumu hakkında tecrübeliyim: Ne gösterirse göstersin, zaten yağmur bu evet, yağar ama sonra açar.
Yaz başındaki Bali seyahatimle Hint Okyanusu’nun başka bir bölgesini deneyimlemiştim. Bu seferse gidenlerden aldığım “Buranın denizi çok daha güzel” bildirimleriyle yeşerttim yeni umutlarımı.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...


Yaşadığım her anı hikâyeleştirmeye bayılan bendeniz, Seyşeller’de elbette bunu daha ilk günden başardım. Yanıma aldığım kitaplardan biri, ortalarına gelmiş olduğum ‘Galaktik İnsan’ (Akaşa Yayınları). Bu kitapta anlatılan, Atlantis’in yok ettiği, en eski medeniyetlerden Lemurya topraklarına gidiyor olmam bir tesadüf olamazdı! Ve hatta kaldığımız otelin adının ‘Constance Lemuria’ oluşu da...

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

Her şey ve herkes sakin. Hayat yavaş çekimde... Ama doğayla bütünleşip coşmak şart.

Adanın gurur kaynağı

Seyşeller Cumhuriyeti, Ekvator çizgisinin güneyinde, Kenya ve Tanzanya’nın doğusunda, Madagaskar’ın kuzeydoğusunda yer alan irili ufaklı yüzlerce adadan oluşuyor. İlk olarak ana ada olan Mahe’ye iniliyor, buradan küçük uçaklarla Praslin ve La Digue gibi diğer adalara geçilebiliyor.
Uzun süren Fransız ve İngiliz sömürge yıllarından sonra bağımsız ve sosyalist bir cumhuriyet olarak yönetiliyor ve anayasasında doğayı koruma kanunları var;, evet anayasasında!
Adada oralı olmayan birinin gelip de arsalar alıp oteller dikme imkânı yok. Zaten satın alma diye bir şey yok. Devletten kiralanıyor ve mutlaka yerli bir ortağınızın olması gerekiyor. Yani herhangi bir turistik yatırıma ancak çevresel etki denetiminden geçerek ve doğal yaşam korumacılarıyla uzun diyaloglar sonucunda, anlaşma sağlanabilirse ruhsat veriliyor. En önemli gelir kaynaklarından biri turizm olan Şeyseller, sürdürülebilir bir turizm anlayışını kitle turizmine tercih ediyor yani...
Fransızca ve İngilizce resmi dilleri, yerli dilleriyse Kreolce. İngiliz ekolünden miras, pazarlama ve markalaşma konusunda gayet iddialılar. Praslin Adası’nda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne de giren iki yer var: İlki dünyanın en büyük hindistancevizlerinin olduğu ‘coco del mare’ ağaçları. Bu meyve adanın en büyük gurur kaynağı ve öyle bir korumaya almışlar ki, “Biz acaba neyimizi böyle koruyoruz” dedirtiyorlar bir noktada. Bir diğeri de dünyanın en geniş kara kaplumbağası nüfusunu barındıran, yeryüzünün en büyük mercan adası Aldabra.
Deniz ürünleri ağırlıklı yerel mutfakları oldukça başarılı. Bir tek ‘yarasa yahnisi’ biraz farklı tabii. Bu yarasa da vejetaryen yarasa, sadece meyve yiyor, gündüzleri geziyor, tek tabanca takılıyor ve epey büyük.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

Praslin Adası’nı Mahe Adası’ndan daha çok sevdim çünkü daha vahşi, daha yeşil ve mavi... Ve o muntazam kayalar her köşeyi doğal çekim seti haline getiriyor.

Dünyanın en iyi ikinci plajı

Mahe adasında iki günü Constance Ephelia Resort’ta geçirdikten sonra, benim favorim olan Constance Lemuria Resort’a geçiyoruz. Dünyanın en iyi ikinci plajı seçilmiş olan Anse Georgette de bu otelde!
Daha çok sevdim Praslin adasını; daha vahşi, daha da yeşil ve mavi... Ve o muntazam volkanik kayalar her köşeyi doğal çekim seti haline getiriyor. Golf önemli bir turizm buralar için. Genelde balayı adası olarak bilinmesinin sebebi de resortlar/oteller dışında pek bir hayatın olmaması. Her şey ve herkes oldukça sakin. Hayat yavaş çekimde. Ama doğayla bütünleşip coşmak şart.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

Kış ortasında deniz hasretimi giderdim.

Emmanuelle’in erotik evi

70’li ve 80’li yılların en ünlü Fransız erotik rüzgârı ‘Emmanuelle’ serisini duymayan yoktur. Uyarlamalardan birinin çekildiği o meşhur ev meğer Şeysel Adaları’ndan biri olan La Digue’deymiş!
Biz de bir günümüzü 70’lerin hippi adası olarak da bilinen bu adada geçirmek üzere feribotla yola çıktık. Bisikletle veya
‘buggy’ araçlarla vanilya tarlalarının ve çılgın palmiyelerin arasında gezerken dev kaplumbağaları besleyebilir veya bizim gibi her köşede bir kaplumbağa çiftleşmesine denk gelebilirsiniz! La Diege adasındaki günümüzü, yüzmekten yorgun düşmüş halde, yerel plaj restoranında süper lezzetli yemekler yedikten sonra bitirerek feribotla Lemurya’mıza doğru yola koyulduk.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

Bir günümüzü 70’lerin hippi adası olarak da bilinen La Digue’de geçirdik.


Uzaydaymışım gibi hissettim

Bizim gibi Ege ve Akdeniz çocuklarının deniz beğenme konusunda şımarıklık yapmaya sonuna kadar hakkı var bence. Böyle denizlere sahip bir ülkede başka denizleri beğenme çıtamız epey yüksek oluyor. Okyanus suları genelde tatmin etmez, suya girdiğini bile tam anlamazsın. Ya aşırı dalgalıdır, ya çok sıcak ya tatsız tuzsuz.
Seyşeller’de de gel-git hareketleriyle denizin durumu çok fazla değişkenlik gösteriyor. Bir gün yüzdüğünüz yerde, ertesi gün yürüyüş yapabiliyorsunuz.
Bu değişkenliği de kayıtlara geçirdikten sonra evet, hayatımda girdiğim en güzel denizi açıklıyorum: La Digue Adası’nda herkesin bildiği ve gittiği plaj ‘Anse Source d’Argent’ değil! Biz spiritüel rehberimiz Marvin sayesinde adanın öteki tarafındaki ve özellikle denizin o haftaki kıvamının en iyi olduğunu söylediği ‘Grand Anse Beach’te yüzmeye karar verdik. Bizden başka maksimum üç kişinin olduğu bu uçsuz bucaksız beyaz kumlu plaj, yüzmeyi ve suyu çok seven ekibimizde nasıl bir sevinç ve coşku yarattı, tahmin edersiniz!
Kriterlerin hepsi 10’da 10’du. Denizin rengi, üç boyutlu kartpostal misali berraklığıysa uzayda, yerçekimsiz ortamdaymışız hissi veriyordu. Sıcaklığı ve tuz oranı da tam olması gerektiği kadardı! Saatlerce yüzdük, sonsuzluk ve ötesiydi adeta!
Sanırım bir numara da burasıydı zaten... Ertesi gün Anse Georgette’de kapanışı yaparken oranın da hakkını verdik elbette. Burada eğlenceli dalgalarla raks ederken kış ortasında deniz hasretimizi doyasıya gidermiş olduk.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

Seyşeller’de gel-git nedeniyle denizin durumu çok fazla değişkenlik gösteriyor. Bir gün yüzdüğünüz yerde ertesi gün yürüyüş yapabiliyorsunuz.

Ece Sükandan Seyşel Adaları notları...

 

 

Erkeklerin Kadınlara Hayret Ettiği 5 An | Her Şey Hakkında Her Şey

Erkeklerin Kadınlara Hayret Ettiği 5 An | Her Şey Hakkında Her ŞeyKadınlar erkekleri ters köşe etmeye bayılır. Peki erkekler şaşırmaya neden doyamıyor?

Yorumları Göster
Yorumları Gizle