GeriHürriyet Pazar Bir ‘çirkin ördek yavrusu’ hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir ‘çirkin ördek yavrusu’ hikâyesi

14 yaşında çalışmaya başladı. Önce uzun bir modellik kariyeri, sonra oyunculuk... Cem Yılmaz’la evliliği, çocukları, boşanmaları çok konuşuldu. Hep merak edilen ama biraz ‘mesafeli’ bulunan biri oldu. O bunları hiç dert etmedi, basından uzak durdu. Şimdilerde ‘Kadın’ dizisinde oynayan Ahu Yağtu’nun son filmi, bir Cem Yılmaz projesi olan ‘Arif v 216’ yeniden vizyona giriyor. Yağtu’yla bir araya geldik...

14 yaşından beri çalışıyorsunuz. Geçen 26 yılı nasıl özetlersiniz?
- Hayalini kurduğum her şey tek tek gerçekleşti. Zorlandım ama beni zorlayan şeyler bana çok şey kattı. Yaşadıklarım beni olgun, ayakları üzerinde durabilen biri haline getirdi.
 “Zorlandım” diyorsunuz ama dışarıdan öyle görünmüyor, sanki hep dört dörtlük bir hayatınız olmuş gibi...
- Hayatta başıma bir sürü şey geldi ve geliyor. Ölümler, hastalıklar... Çok kişi bilmez, mesela Çeşme’de bir konser sırasında havai fişek yanımda patladı. 24 yaşındaydım. Tedavi süreci sekiz ay sürdü. Bir daha çalışamayacağımı düşündüm.

Bir ‘çirkin ördek  yavrusu’ hikâyesi


Magazine karşı hep mesafeliydiniz. Ta ki Cem Yılmaz’la evlenene kadar. Kendinizi bir anda manşetlerde görmek nasıl hissettirdi?
- Alışkın olmadığım bir durum olduğu için sudan çıkmış balığa döndüm.
Kim olduğumu biliyorum
 Savrulduğunuz oldu mu?
- Yıpranmadım, kabullenmem gerekiyordu. Bu hayatımın bir gerçeğiydi, “Yazılanlar beni yansıtmıyor, ben kendimi biliyorum” mottosuyla ilerledim.
 Evlilik ve ayrılık döneminde acımasızca eleştirildiniz...
- O eleştirilere karşı bir şey hissetmiyorum. Ben o değilim. Kim olduğumu ve nerede durduğumu biliyorum.
Hep kadın dostlarınızla anlaşamadığınıza, dostluklarınızın bittiğine dair haberler okuduk...
- Bazı durumlar oldu, olabilir de... Herkesin kendi algısı, kendi gerçeğiydi, benim yapacak bir şeyim yoktu.
Yıllar sonra babanız ortaya çıktı ve onunla ilgilenmediğinize dair açıklamalar yaptı. Onu affettiniz mi?
- O onun algısındaki bir durumdu. O yüzden suçlamak ve affetmek gibi bir durum yoktu benim açımdan.
 Konuşuyor musunuz?
- Ara ara.

Cem’le arkadaşlığımızı öyle bir seviyede tutuyoruz ki...
Cem Bey’le çekirdek aile ritüelleriniz var mı?
- Belli zamanlarda yemek yemeye, birlikte vakit geçirmeye özen gösteriyoruz. Bir küçük tatil yapmak Kemal’e de iyi geliyor.
 Siz dost kalmayı başaran ender çiftlerdensiniz. Nedir sırrı?
- Ortak bir paydamız var ve orada buluşmamız lazım. Zaten bu şekilde yaşıyoruz. Bunu zorlayarak yapmıyoruz. Doğalımıza oturdu ve böyle ilerliyor. Bu şekilde her iki taraf da mutlu.

Bir ‘çirkin ördek  yavrusu’ hikâyesi

 Ne olursa olsun insan bu kadar çok paylaşım varken yeniden bir şeyler hissetmez mi?
- Dost olduğunda hissetmene gerek kalmıyor. Arkadaşlığımızı öyle bir seviyede tutuyoruz ki... Herkes birbirine saygı gösterdiğinde başka bir çizgiye geçmiyorsun.
 Cem Yılmaz’ın magazin olayları sizi etkiliyor mu?
- Hayır, beni ilgilendirmiyor.
 Instagram hesabına oğlunuzla birlikte spor yaparken çekilmiş videolarını koyuyor, epey kas yaptı son zamanlarda. siz de spor yapan birisiniz, nasıl buldunuz onun bu son halini?
- İyi. Sağlıklı yaşamak çok önemli. Kemal de spordan keyif alıyor.

Neden 14 yaşında hayata atıldınız?
- Konservatuara girip bale yapmak istiyordum ama sınavları kazanamadım. Sonra modellik, o zamanki adıyla ‘zarafet kurslarına’ yazıldım. Sonra da Gaye Sökmen’le tanıştım ve gerisi geldi. Ama modellikten tatmin olmamaya başlayınca Şahika Tekand’ın oyunculuk kurslarına katıldım.
 Modelliğe başladığınız dönemde 43 kilo, 32 bedenmişsiniz ve bacaklarınız kalın görünsün diye taytın içine çorap giyermişsiniz...
- Okulda ‘leylek, ıstaka, pergel gibi lakaplarım vardı. Benimki aslında bir ‘çirkin ördek yavrusu’ hikâyesi. Modelliğe başladığımda saçlarım kısacıktı, kibrit çöpü gibiydim.
Hangi yaşta kıvrımlarınızı keşfettiniz?
- Benim kıvrımlarım ancak hamile kaldığımda ortaya çıktı, her türlü kıvrıma o zaman kavuştum.

Bir ‘çirkin ördek  yavrusu’ hikâyesi

Sette kendimi o dönemde hissettim
Dizilerde genellikle şehirli, kötülük peşinde kadınları canlandırıyorsunuz...
- ‘Kadın’ dizisindeki Pırıl aslında kötü biri değil. Yuvasını korumak için her şeyi yapmaya hazır bir kadın.
 ‘Arif v 216’da, 1960’larda yaşayan bir kadını canlandırıyorsunuz. Sizin gibi vintage meraklısı biri için bu film bulunmaz bir fırsat mıydı?
- Sete girip o atmosferi soluyunca kendimi o dönemde hissettim. Daha önceleri izlediğim filmlerden yola çıkarak o döneme has özellikleri kullandım, bazı şeyleri sadece duruşla bakışla yansıtmak gibi...

Neden aşka kapımı kapatayım?
İnsan çocuk sahibi olduktan sonra aşka kapısını kapatıyor mu?
- Neden aşka kapımı kapatayım? Öyle bir şey yok. Aşk herkes tarafından farklı algılanıyor. Kiminin ayakları yerden kesiliyor, kimi acı çekiyor.
 Size göre?
-Aşk, bana göre saygı ve sevginin yüzeyde olduğu ilişki biçimidir.
 Kemal’e kardeş ister misiniz?
- Denk gelir mi bilmiyorum. Bir ilişkim olursa neden olmasın? Fena olmaz!
Sizi genelde ‘cool’ hatta biraz ‘soğuk’ buluyorlar değil mi?
- Hayata erken yaşta atıldım. Bu yüzden bazı savunma mekanizmaları devreye girdi ve duruşumu öyle gösterdi. Bu soğuk algısını artık kırdım. Eskisi kadar hiç konuşmayan biri değilim, daha açığım.
Eğlenceli biri misiniz?
- İnsanlar bana “Seninle eğleniyoruz” der. Depresif değilim, fazlasıyla sakinim. Kendi içimde bütünlüğüm var. Bunun yanında çok sulugözlüyüm. Anne olduktan sonra bu daha da ortaya çıktı. Kendi oynadığım ‘Kadın’ dizisini izlerken bile ağlayabiliyorum.

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle