GeriHürriyet Pazar Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım

Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım

Bir buçuk sene içinde hayatı tamamen değişti. Evlendi, anne oldu. Kendi deyişiyle bir süreliğine şarkıcı kimliğini kapının dışında bıraktı. Bengü şimdi ‘Günaydın’ isimli teklisiyle sahnelere dönüyor. Evlilik ve annelikle değişen hayatını konuşmak için buluştuğumuz sanatçı: “Ben artık 40 yaşındayım ve bir aile kurmak istedim. 70 yaşıma geldiğimde yine sahnede olayım ama bir ailem de olsun. Bir popstar zaten evli olmalı.”

Evlendiniz. Çocuk sahibi oldunuz. Peki popstarlık ne oldu?
- Popstarlık tam anlamıyla tamamlandı! Bence bir popstar zaten evli olmalı.
Neden?
- Çünkü bir popstarın evlenip çocuk yapması, tamamlanması demek, bu büyük bir lüks. Tek başınalık ve yalnızlık zor. Mesela bazen Ajda Hanım’ı (Pekkan) düşünüyorum. O kadar çok şeyden fedakârlık etmiş ki... Tamamen ‘Ajda Pekkan’ için çalışmış. Ben artık 40 yaşındayım ve bir aile kurmak istedim. 70 yaşıma geldiğimde yine sahnede olayım ama bir ailem de olsun.
Bu karar sizce kariyerinizi nasıl etkiler?
- Şu an ofisin telefonu susmuyor. Konser teklifleri yağıyor. Herkes beni görmek istiyor.
Evlilik bir starı klipler ve şarkı sözleri açısından kısıtlamaz mı?
- Yeni şarkım ‘Günaydın’ın klibini evli olmasam da böyle çekerdim. Anne oldum diye eski Bengü’de değişen bir şey olmadı. Ben o zaman da edep, adap, asalet peşindeydim. Şimdi de öyle... Beni hiçbir zaman bir şeyleri teşhir edip göze sokarken görmemişsindir. Yine güzel bir sırt dekoltesi giyeceksem giyerim.

Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım

Demek hem çocuk yapıp hem bir numara olunabiliyormuş
Ama star olmak demek biraz da arzu nesnesi olmak demek değil mi?
- Bir markete gidersin, alacağın ürünün birçok farklı markada alternatifi vardır. Hangisini istersen onu seçersin. Birinin jelatini, kılıfı seni doyurur. Birinin bütün içeriği... Daha sağlıklıdır ve insana iyi gelir.
Siz hangisisiniz?
- Ben organik Bengü’yüm (gülüyor). Zaten öyle yaşıyorum.
 Geçen sene röportaj yaptığım Naim Dilmener, “Bengü anne olmak üzere. Bu başlı başına bir seçim. Açıkçası bugünkü hızda dokuz ay işe asılmamak ciddi bir süre” demişti ve sizin dört büyükler arasından indiğinizi söylemişti. Bunu okuduğunuzda ne hissettiniz?
- O yazı çok hoşuma gitti. Naim Abi’nin ellerinden öpüyorum. Kızım Zeynep’i de ona el öpmeye götüreceğim. Ama kendimi hiç bahsettiği o kişi olarak görmedim. Hamilelik boyunca kariyerimde neler yapacağım kafamda planlıydı. Doğumun 40’ıncı günü konsere çıkacağımı ve sahnede ne yapacağımı çok iyi biliyordum. Hemen bu şarkıyı çıkaracaktım ve bir numara olacağını hissediyordum. Demek hem çocuk yapıp hem bir numara olunabiliyormuş. Evet, hiçbir zaman köşeye çekilmeyeceğim ama beni geçen biri olursa da ayakta alkışlarım.
 Var mı nefesini ensenizde hissettiğiniz biri?
- Kendimi hiç öyle bir yarışın içinde görmedim.
Neredesiniz peki?
- Hep tek olmaya çalıştım. Zirvede olup bir düşüp bir çıkmak yerine kendime sağlam bir yer edineyim diye düşündüm. Benim kendi yolum var. Taşıdığım bayrak boş değil, içi dolu. Kendime yatırım yapıyorum. Mesela sahnemi yeniden çizdiriyorum. Böyle olunca aranan isimlerden oluyorum.
Tişörtlerim süt lekeleriyle doluydu,
iki gün banyo yapmadığım oluyordu
O bakımlı kadın çocuk doğduktan sonra artık evde kusmuklu tişörtler ve dağınık saçlarla mı dolaşıyor?
- Her kadın gibi bunları yaşadığım oldu. Ben bir süreliğine şarkıcı kimliğimi kapının dışında bıraktım, anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım.
 Biraz anlatsanıza...
- Hamilelikte hormonlar tavan oluyor. Ben de her durumda kendimi çok güzel hissediyordum. Mesela gelinliğimi giydiğimde 54 kiloydum. Sonra kilo aldım. Ayaklarım 38’den 40’a çıkmıştı, ayakkabılara sığmıyordu. Tişörtlerim süt lekeleriyle doluydu. Saçımı tepeden toplardım. İki gün banyo yapmadığım oluyordu.
Gözlerime
ve ruhuma bakıyor
 Yatağa da öyle mi giriyordunuz?
- Evet. Çünkü iki saatte bir kalkıp emziriyorsun, ne yapacaksın?
Oysa Selim Bey bir popstarla evlenmişti…
- Evet (gülüyor). “Selim benden soğur musun” dediğim zamanlar oldu. Ama bu durum ona çok daha kıymetli geliyordu. Bana kendimi kötü hissettirecek hiçbir yorum yapmadı, beni hiç utandırmadı. Böyle şeylere bakan biri değil. Karın kaslarımı göstersem, “Ben seni bunun için beğenmiyorum” der. Bazen, “Baksana ne güzelim” diyorum ama o bende başka şeyler görüyor herhalde.
 Ne görüyor?
- Gözlerime ve ruhuma bakıyor. Çocuksu yanımla ilgileniyor. Bana, “Büyük kızım” diyor.
Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım

Eskiden aynaya boş boş bakıyormuşum
Şimdi nasıl hissediyorsunuz?
- Annelik kimliğiyle kendini güçlü, güzel hissediyorsun. Aynaya baktığımda çok güzel bir anne görüyorum. Meğer eskiden aynaya boş boş bakıyormuşum.
Nasıl yani?
- Mesela gözümün yanında ve yüzümde çizgilerim artmaya başladı. Belki bebeğe bakarken eski bakımlarımı yapamadığım için. Ama o çizgilerime hayranlıkla bakıyorum. Çünkü ben bir çocuk büyütüyorum. Geceleri kızımız için uykusuz kalıyorum.

O benim hayat arkadaşım, dert ortağım, kıymetlim... 
Bu da bana güzellik veriyor. Aşk bunların yanında ufak kalan bir duygu
 Evlilik nasılmış?
- Babam bizi bir gün karşısına alıp, “Mezarlarınızı bile yan yana düşünün, evliliğe öyle bakın” demişti. Evlendikten sonra daha kıymet bilen taraflarımız ortaya çıktı. Hayatımızı ciddiye aldık ve birbirimize daha çok sarıldık.
 Peki evlenip bir de çocuk sahibi olunca aşk ne oluyor?
- “Âşık oldum, onu görmek için deliriyorum” gibi şeyler bana gelip geçici kıvılcımlar gibi geliyor. Aşk, hayatındaki kişinin seni bütünlemesi... Biz de Selim’le birbirimizi tamamladık. İkimiz aslında biriz. O benim hayat arkadaşım, dert ortağım, kıymetlim... Aşk bunların yanında ufak kalan bir duygu.
Kıskanç mısınız?
- Selim’e güvenim tam. Kafamda soru işareti yok.
m Siz Instagram’dan tanıştınız ve sizden sonra Selim Bey sosyal medyasını kapattı. Siz mi kapattırdınız?
- Hayır, kendi kapattı.
“Yatağa küs girmeyiz” diye bir açıklamanız olmuş...
- Aslında o, bize büyüklerimizin öğüdü. İki insanın ortak bir hayatı paylaşması çok zor. Flört ederken herkes basıp kendi evine gidiyor. Şimdi mecbur aynı evdesin ve bu çok işime geliyor. Arada ufak tefek dargınlıklar tatlı oluyor ama hiç fazlasını yaşamadık.
Eşinizin hamilelik döneminizde ayaklarınıza masaj bile yaptığını duydum. Doğru mu?
- Selim, “Bunlar bize kalsın” diyor. Ama bunlar sağlıkla ilgili konular, o yüzden anlatabilirim, tabii bana destek oldu. Sırtımı ovdu, güçsüz düştüğüm zor zamanlarda omzunda ağladım. Hep yanımdaydı.

Bengü: Anne olmayı ve lohusalığı dibine kadar yaşadım


Bebeğe Instagram hesabı açmak
benim anlayışıma uygun değil
Kızınızın adını neden Zeynep koydunuz? Artık daha cafcaflı isimler seçiliyor...
- Biz gelenekçi tipleriz. Zeynep ismi de çok bizden. ‘Babasının süsü’ demekmiş. Çok hoşumuza gitti.
 Zeynep’i basından saklıyor musunuz?
- Saklamak için özel bir çaba göstermiyorum. Ama her anne gibi yan odaya götürürken bile sakınıyorum ve henüz resimlerini bir yerlere koyma aşamasında değilim. Her şey kendiliğinden gelişecektir.
 Fotoğrafları dergilere satar mısınız?
- Asla! Bunu söylerken bile sinirlerim bozuluyor.
 Çocuklarına daha doğmadan Instagram hesabı açan ünlüler var. Siz açtınız mı?
- O benim anlayışıma hiç uygun değil, aklımdan bile geçirmedim. İleride okula gider, kendi telefonu olur, isterse açar.
Bütçemize göre
bir bebek odası yaptık
 Bebek odasına 40 bin lira harcadığınız doğru mu?
- Hayır, kuş kondurmadık, kendi bütçemize göre bir bebek odası yaptık.
 Anne-kız aynı marka şeyler giyelim gibi takıntılarınız var mı?
- Kendim de üzerinde marka yazan şeyler giymeyi sevmem. Zeynep de her yerden her şeyi giyiyor. Rahmetli anneannemin vefat etmeden önce benim evladıma kalsın diye ördüğü şeyler vardı. Zeynep onları kullanıyor.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle