GeriHürriyet Pazar ‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’

‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’

1981 ve 1994’te iki kez Fenerbahçe’nin başkanı oldu, yaptıklarıyla “Ali Şen başkan, Fenerbahçe şampiyon” tezahüratının kudretli başkanı vasfıyla Sarı-Lacivertli camianın tarihine geçti. Uzun süredir aktif bir emeklilik sürüyor. Ama futboldan uzak değil. Takibi sürdürüyor. 80 yaşındaki deneyimli spor insanı Ali Şen’le Fenerbahçe’nin Ali Koç yönetiminde geçen ilk sezonundan yola çıkarak Sarı-Lacivertlilerin unutmak istediği dönemi ve gelecekte bunlar yaşanmasın diye neler yapılabileceğini konuştuk. Türk sporunun diğer paydaşlarını da unutmadık.

Bir kulüp başkanının görevi nedir diyerek başlayalım. Sizin döneminizden şimdiye neler değişti?

Fenerbahçe başkanı göreve geldiği zaman üç olayla karşılaşır. Bir; mali durum: Elini cebine atacak. Kongreyi pazar günü kazandığında pazartesi günü ilk iş eski yönetimin borçlarından kalan paraları ödemek için elini cebine atacak. İki, futbol takımını şampiyon yapmak... Basketbol ve diğer amatör şubelerde de başarı gerekiyor. Üç, yönetim kurulunu ahenk içinde çalıştırıp, futbol takımının başındaki teknik kadroyla iyi uyum sağlayarak, ünlü futbolculardan kurulu çok iyi bir takım yapmak. Yıldızlardan oluşan takım zordur. O zoru kolaya çeviren bir numaralı kişi teknik direktör değil, başkandır. Çok kişi teknik direktör görür. Öyle bir teknik direktör bulmak zor olduğundan başkan teknik kadroyu yönetecek, onlar da takımı yönetecek.

İkinci aşamadayız...

*Aziz Yıldırım ve yönetiminin yer yer gerilimli tavrı, sakin bir yönetim arayışına itti camiayı. Yıldırım döneminde, sportif başarı üst seviyede olmasa da tüm branşlarda önemli tesisler inşa edildi ve kısmen kurumsallaşma sağlandı. Ali Koç’tan yeni bir vizyon beklenirken gelinen noktada kendisi de Aziz Yıldırım dönemindeki kavgalara giriyor. Ne düşünüyorsunuz?

Keskin bir soru sordun. Ali Koç’u destekleyen biri olarak çare olduğunu söylüyordum. Sadece Fenerbahçe için değil diğer kulüpler için de örnek olabileceğini söylüyorum. Şimdi bunların karşısında düşünün ki bir gün gelecek Ali Koç başkan olacak ve Fenerbahçe küme düşme sıralarında olacak. Şimdi bu ne düşünülebilir ne de insanlar bunun rüyasını görebilirdi. Taraftar Ali Koç’u o kadar sevdi ve seviyor ki başarısızlığa rağmen desteğinden vazgeçmedi. Ama bu desteğin limiti uzun değildir. Futbolda kesin şampiyonluk diye bir şey yok. Ali Koç’u tenkit etmek ve onun yıpranmasını istemiyoruz. Ama Fenerbahçe tribünleri ve kongre üyeleri, işler kötüye gittiğinde bir kez yutkunur, ikincide kaş çatar. Kaş çatma noktasına geldik. Son aşamada Ali Koç değil kim olursa olsun bu durum devam ederse gider...

*Sizin döneminizdeki futbol yönetiminde kulüp başkanının gücü yettiğince kulübün kasasına para koymasına bir şey demiyordu düzenlemeler. Şimdi ne kadar zengin olursanız olun, cebinizden kaynak aktaramıyorsunuz. Sihirbaz muhasebecilerle çeşitli manevralar yaparak bu mümkün olabilir ama yakalanırsanız cezası ağır. Finansal Fair-Play yüzünden mali tabloyu düzenlemeden transfer yapamıyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ali Koç benim çare olarak gördüğüm bir kişidir. Bu düşüncemden pişman değilim. Ondan asla vazgeçmiş değilim, hâlâ destekliyorum ve bu durumun altından kalkacağını düşünüyorum. Ancak şunu bilmesi lazım ki hiçbir kredi hiçbir insana limitsiz değildir. Fenerbahçe başkanlığına gelen bir kişi bir yıl başarısız, iki yıl başarısız olduğu zaman kaşlar çatar.

"Ali Koç, Fenerbahçe tarihini yöneten kişilerle beyin fırtınası yapması gerektiğini anlamalı. Ben kendisine bunu tavsiye ediyorum."

Beyin fırtınası gerek

◊ Peki ya mali meseleler. UEFA cephesi yani?

UEFA yollarına gelince; bunu iyi anlamak lazım. Ben lobi dediğimde oteldeki lobiyi kastetmiyorum. Bugün aynı kanun, aynı kuralı Manchester City için görmüyorsa, Porto’nun bir kısmını görüyorsa, PSG’nin 222 milyon Euro’yu bir futbolcunun bonservisine verişini görmüyorsa yanlışlık var... Bir futbolcuya bu kadar para verilmez. Futbol bu kadar para etmez. Futbolcu değerleri bu kadar yüksek olunca kriminalite girdi işin içine. Bahis çeteleri girdi dünya futboluna. Ondan dolayı bunu iyi anlamak lazım. “Bir insan ne kadar zengin olursa olsun kulübe para veremez” lafı pek doğru değildir. Bunun yolunu iyi bulabilirsiniz. Muhasebeci taklasına gerek kalmadan, iyi bir muhasebe, iyi bir anlayışla futbola bir rakam girdiği zaman UEFA buna karşı değil. Para temiz olmalı. Kara olmamalı. Ali Koç’un getireceği paradan şüphemiz mi var? Hayır. Öyle bir şey olamayacağına göre bunun dengesini iyi yapıp halledebiliriz. Benim ondan umudumu kesmem ihtimal dışı. Bütün kongre üyelerinin bu gerçekleri iyi bilmelerini isterim.

◊ Fenerbahçe tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşadı. Yeni sezonda neleri değiştirmek gerekir?

Ali Koç’un şuna karar vermesi gerekiyor: Fenerbahçe futbol tarihini yöneten kişilerle beyin fırtınası yapmasının gerektiğini anlamalı. Bunu tavsiye ediyorum ben. Ona bunu söyleyemedim, fırsatımız olmadı daha. Bunu kimle yapacaksınız? Fenerbahçe camiasında bunu çok iyi bilen insanlar var. Nasıl Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Konseyi kuruyor, gayet güzel bir şey bu. Bir akıl ayrı, çok akıl daha iyi. Ali Koç bir akıl; çok akıla gidip müracaat ederse daha iyi olur.

‘Türk usulü’ başkadır

◊ Ali Koç, tribünü dinleyen bir başkan. Taraftar protesto ediyor, ‘Haklısınız’ diyor. Taraftar ‘Hoca değişecek’ diyor, Ersun Yanal’ı getiriyor. Taraftarın bu kadar etkisi altında kalması problem mi?

Bir başkan için iki tehlike vardır: Bir, futbolculara dayalı bir yönetim. O çok kötü bir tercihtir. Çok kötü neticeler veren, futbol takımında gruplara bölünen ve başarının asla gelemeyeceği bir sistemdir. İkincisi tribünlere dayalı sistem. Mütevazılık yapmıyorum, tribünlerle en iyi ilişki içinde olan hep ben olmuşumdur. Peki bu nasıl bir sistemdir? İyi bir duruş mudur? İyi bir kural mıdır? Yazılı olmayan kurallar vardır futbolda. Eğer ki Fenerbahçe 15-16’ncı değil bir hafta ikinci, bir hafta birinci oluyorsa taraftar ne alınır ne bölünür ne ıslık çalar ne protesto yapar. Onun için tepeye çıkaracaksın takımı.

◊ Abdurrahim Albayrak Galatasaray’da altı sezon yöneticilik yaptı, hepsinde şampiyonluk geldi. Türkiye’de geçerli olan bir sistem Abdurrahim Albayrak tipi yöneticilik mi? Fenerbahçe Damien Comolli’yi getirdi, aynı görevdeler hemen hemen. Ama Albayrak sistemi daha başarılı oluyor. Neden?

Comolli Türkiye’yi, Türk futbolcusunu, onun beynini bilmiyor. Abdurrahim Albayrak ise Türk futbolcusunun beynini falan değil beyin kılcal damarlarını biliyor. Futbolcunun nasıl öksürdüğünü biliyor. Futbolcu evinde kavga ettiyse, ertesi sabah antrenmana geldiğinde Abdurrahim onu bilir ve futbolcunun karısını arar. Gerekirse yanına gider, durumu düzeltir. Bu Türkiye işi menajerlik diyelim. E Türk usulü olduğuna göre biz de ligleri Türkiye’de oynuyoruz. Sonuç ortada... 

◊ 31 Mart’taki yerel seçimden sonra Başakşehir tepetaklak gitmeye başladı. 6 puan öndeydi ama ligi lider tamamlayamadı. Buradaki çöküşü neye bağlıyorsunuz? Seçim atmosferinden mi etkilendiler, taraftar gücü mü, tecrübesizlik mi?

Senaryolara inanmam. Katakulli var, baskı yapılıyor inanmam. İhtimal dışı. Peki niye öyle oldu? Futbolda yazılı olmayan kurallar vardır. Daha büyük geçmişi olan deneyimli takımlarla aynı hedefe ilerlerken tecrübesiz takımlarda son maçlarda büyük başarısızlık olduğunu hep görürsün. Bence Abdullah Avcı büyük başarılar elde etti. Beşiktaş’ta da büyük başarılar elde edebilir. Başakşehir’de ise tamam tribün kalabalığı yoktu ama Abdullah Avcı o dönemi yönetemedi. O dönemi yönetmenin bugünkü Türkiye’de lobi, baskı, belediyeyle uzaktan yakından alakası yok. İsterseniz bu gazeteyi saklayın, dediğimi unutmayın; Göksel Gümüşdağ’a rağmen gelecek yıl ne yazık ki Başakşehir aşağılarda olur. Küme düştü-düşecek durumlarından zor kurtaracaktır. İstedikleri futbolcuları alsınlar, bu böyle olacak.

‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’

ALİ ŞEN BAŞKAN FENERBAHÇE ŞAMPİYON

 Şen’in başkanlık kariyerindeki en unutulmaz başarılardan biri de, 1995-96 sezonundaki şampiyonluktu.

Emre Belözoğlu’na sahip çıkılsın

Emre Belözoğlu’nun Fenerbahçe’ye gelişinde taraftarın büyük desteğini rica ediyorum.  Emre’ye sahip çıksın taraftar. Emre ister takımda aktif kaptan olsun ister menajer olsun ister Comolli’nin yerinde olsun, Fenerbahçe’nin eksik olan en büyük mihenk taşlarından biri olacak. Fenerbahçe üç yıldız alacağına Emre Belözoğlu’nu almalı.

 METİN ŞEN’İN YÖNETİMDEN AYRILMASI

Metin bu konuda şöyle diyor,
“Biz yönetim olarak başarısız olduk. Başarısız olduğumuz zaman bize gidin diye kim diyecek? Bir tribün, bir de kongre der. Kırılgan olduklarını görüyorum, başarısızlığı üzerime alınıyorum ve istifa ediyorum.” Kasım ayında istifa etti. O zaman açıklamak istemediler. Lig bitince açıkladılar.

‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’

 Aziz Yıldırım eksik olmasın böyledir, dünyayı ben yarattım sanır

Aziz Yıldırım 15 Şubat 1998’de başkan olduğunda Fenerbahçe’nin bütçesi 16 milyon dolardı. Gelince dedi ki: “Uçan kuşa borcumuz var.” Biz de uçan kuşu aradık bulalım da borcumuzu ödeyelim. Ne uçan kuş var ne borç var. Ama Aziz Yıldırım eksik olmasın böyle tarafları vardır. Dünyayı ben yarattım sanır. Fenerbahçe tarihinin Aziz Yıldırım’la başladığını da sanır. Ama öyle değildir. Fenerbahçe Kulübü her zaman büyük insanların, büyük sporcuların yer aldığı bir kulüp olmuştur.”

‘Ali Koç’u çare olarak görüyorum.Bundan vazgeçmiş değilim. Ama...’

Bunu ilk kez anlatıyorum...

Ali Koç 5.5 yıl Aziz Yıldırım yönetiminde çalıştı. Aziz Yıldırım yönetiminde çalışmadan evvel bizim yanımıza gelmişti. Uzun uzun konuştuk. Bana “Bu teklifi aldım” dedi. Ben de kendisine “Ali, sen Fenerbahçe başkanı olmak istiyor musun” diye sordum. O da bana “Hayatımdaki en büyük hayalim Fenerbahçe başkanı olmaktır” dedi. “Aziz Yıldırım’ın teklifini kabul et, yönetime gir” dedim. Ali Koç bizden ayrıldı, Aziz Yıldırım’a gitti. Bunu ilk kez söylüyorum. Başkan yardımcısı olarak listeye girdi. Kongre de kazanıldı.

 Türk sporu için kurtuluş reçetem var

 2023 yılı Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılı. Bugün spor dünyasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a başarı borcu var. Eskiden taraftar çoktu, stat yoktu. Şimdi taraftar azaldı, stat var. Hangisinin doğru olduğunu kabul edeceğiz? Ne yapmak lazım? 2023 için bir kanun çıkarsınlar. Bu kanunda Türkiye’deki iş dünyasının spora katkıları vergiden muaf olsun. Bir fon oluştursunlar. Aşağı yukarı 400-500 milyon Euro verirseniz Türkiye’de atletizmden kürek sporuna, bokstan eskrime, bizim amatör gördüğümüz şubelere kadar hepsinden şampiyonlar çıkar. Futbol hariç hepsinde garantili kupa, madalya kazanırsın. 2023 yılında bütün dünya basını Türkiye’deki sporun şahlanışına destek verir. Bu güzel reklamı parayla alamazsınız.
Hem Türkiye’nin lehine propaganda olur. Bakın mesela Vladimir Putin, Avrupa ve Amerika’nın Kırım nedeniyle duyduğu tepkiyi sempatiye dönüştürmek için en büyük parayı verdi ve Gazprom’u Şampiyonlar Ligi’nin en büyük sponsoru yaptı. Bunu bilerek yaptılar. Türkiye bu fonları oluşturup bu işi yapabilir.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle