GeriHürriyet Pazar Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

“Kavga ettiler, evlendiler, ayrıldılar, çocuk sahibi oluyorlar.” Geçen yazdan beri Metin Hara-Adriana Lima ilişkisi hakkında konuşmadan duramıyoruz. Son durumu kaynağından dinledik, 15 gün sonra iki kitap çıkaracak Hara ile buluştuk: “Ayrılma da olabilir, evlenme de olabilir. Bu, sürecin kutsallığını, doğallığını, samimiyetini zerre kadar daha değersiz yapmaz.”

◊ Oscar töreninde sevgilinizin yanında değildiniz, ‘ayrıldılar’ haberi çıktı... Neden birlikte katılmadınız geceye?
- Oscar’a gitmememin sebebi burada olan işlerim. Tabii ki iki ayrı ülkede yaşayan iki insan bazı etkinliklere ayrı ayrı katılabilir. Bu da çok normal. Onun da hayatında bir sürü etkinlik oluyor, benim de. Benim adıma Oscar’da boy göstermemin bir önemi yok, sevdiğim insanın yanında olmamın önemi var. Tabii ki birbirimizin özel durumlarında birbirimizin yanında olmak istiyoruz. Ama ben burada geçiş dönemi yaşıyorum. 15 gün sonra iki kitabım çıkıyor. İnsanların iyilik hareketlerinin ardındaki mekanizmayı görmesi ve bir sonraki adımda bu mekanizmaların bir parçası olması konusunda... Nasıl o, defilesi olduğunda bir buçuk ay boyunca bambaşka bir zihin yapısına giriyor, ben de kitaplarım çıkmadan önce gece-gündüz çalıştığım bir dönem yaşıyorum. Bizim adımıza bir sıkıntı yok yani. 

◊ Bu ilişki size neler kattı, sizde neleri değiştirdi?
- Kalbine misafir ettiğin herkes sana farkındalık katar. Tabii ki karşımdaki insan bana inanılmaz şeyler katıyor. Örnek vereyim: Hakkımızda ‘dayak attı’ diye bir yalan haber yapılmıştı. İlk anda çok üzüldüm. “Ne demek dayak, ben ilişkilerimde sesini bile yükseltmeyen bir insanım” derken o dedi ki: “Hiç takma. Ben 17 senedir bunun içerisindeyim. Bunlar olacak. İşine odaklan. Zaman içerisinde her şey hallolur.” Ve halloluyor. Zaten biliyorsunuz, tüm dünya basını önünde Türkiye’de yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığı paylaşımını yaptı. Ve bana duygusal anlamda çok destek oldu. Ben de uzakken, yakınken, kendi hayatıyla ilgili süreçler olduğunda, onun yanında olmaya çalıştım. Benim ilişki anlayışım zarar verme ve sahip olma üzerine değil. Birine sahip olma peşinde hiç olmadım. Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil. 

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

◊ Adriana’nın “Artık çıplak pozlar vermeyeceğim” açıklamasına, “Türk erkeğiyle oldu, kendini bozdu” şeklinde yorumlar geldi...
- Benim yaklaşımıma zerre kadar oturmayan, tamamen kurgusal bir söylem. Paylaşımı o değil aslında, mesajı açık ve net: Herhangi bir neden olmadan, sadece soyunmak için soyunmayacağım. Aslında bir kadının son derece değerli bir şekilde, kadının metalaştırılmasından duyduğu rahatsızlığın hikâyesi. Başka bir hikâye var orada... O kadar duygusal ki! Ve bana ağlayarak anlatılmış bir hikâye...

◊ Nedir?
- Adriana günde iki buçuk saat spor yapar. Spor salonunda birlikte çalıştığı, kendisinden daha kilolu, daha kısa boylu bir kadının kendi bedeninden ne kadar utandığını görüyor. Kadınla empati yapıyor. “Sadece soyunmak için, kadını belli güzellik normlarına sokan bu tip kampanyalarda yer almayacağım” diyor. Onun marka değerindeki bir insan adına büyük bir hareket. Ama bu benim ona söylediğim ya da söyleyeceğim bir şey değil. Ben zaten karşımdaki insanın mesleğinin ne olduğunu biliyorum. Yarattığı başarının ne olduğunu biliyorum. Hiç veryansın etmeden, ‘keşke’siz Adriana’nın yaptığı her şeyin arkasındayım. İki tane evladı var, onların da...  

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

Her gün hasta annemi arıyor

◊ Sevgiliniz dünyanın en güzel insanlarından biri. Peki siz onu nasıl anlatırsınız?
- Onu tanıdıkça fiziksel güzelliğinin ötesinde çok daha fazla güzellikler barındırdığını görüyorsunuz. Annem akciğer kanseri, dördüncü evrede. Tedavi görüyor. Her gün annemi arıyor. Böyle biri. Her gün çocuklarını arabayla okula bırakan, evde bir sürü çalışanı olmasına, işlerinin yoğunluğuna rağmen beslenme çantalarını elleriyle hazırlayan bir insan. Güzellik geçicidir, ben de yaşlanacağım, o da. Vücutlar yaşlanacak. Ama ne olursa olsun karşımdaki insanın değeri değişmeyecek.

◊ Beraber yaşlanmayı planlıyor musunuz?
- İnsanlara geleceğinizi vaat etmek, aslında çok büyük bir masal. Çünkü gelecekte yaşayıp yaşamayacağımızın garantisi olmadığını öğrenecek kadar fazla hastayla çalıştım. İnsanlara geleceği vaat etmek yerine, anın sonsuzluğunu vaat etmeyi değerli buluyorum. Birbirimize karşı aşkımız sürdüğü sürece yaşlanırız, birlikte ölürüz. Benim adıma önemli olan 10 sene sonra ne olacağı değil, şu andaki değeri sunmak. Ve şu anda birbirimize karşı çok değerli şeyler yaşadığımızı düşünüyoruz. Bugünlerde duygular bu kadar yüzeysel yaşanırken, aramızda kilometrelerce yol, bir sürü zorluk olmasına rağmen ne olursa olsun samimiyetle birbirimizin yanında oluşumuz önemli bir şey. Ve ben bu duyguyu korumak için elimden geleni yapacağım. O da yapacağını söylüyor. O yüzden gelecekte ne olacağı ile ilgili daha fazla düşüncem yok.

◊ Evlilik haberleri de çıkıyor ara ara...
- Evlendiriyorlar, ayırıyorlar... İnsanlar hep çok istedi ya, ayrılalım. Mesela onun yanında Amerika’dayken, ‘Ayrıldılar, Metin açıkladı’ diyorlar. Nerede bu demecin kaydı, yok! Ben zaten onun yanındayım, Türkiye’de bile değil. Ayrılmak insan hayatında illaki ihanetle, birbirine karşı saygıyı yitirmekle olmayabilir. Bugün bir sinemaya gidersiniz, film biter. Bitmesi, filmin güzel olmadığı anlamına gelmez. Bir şeyin son noktaya kadar gitmiyor olması, onun kutsallığını elinden almaz. Ayrılma da olabilir, evlenme de olabilir. Bu, sürecin kutsallığını, doğallığını, samimiyetini zerre kadar daha değersiz yapmaz. O nedenle, ne olursa olsun, ben şimdi çok iyi olduğumuzu söyleyebilirim. Bu duygu ikimiz tarafından da paylaşılırsa seneleri deviririz, çok daha da güzel olur.

◊ Evlilik şart mı sizce?
- Hayır, ben şart olduğunu düşünmüyorum. Benim adıma aşk bakidir, ötesindeki her şey formalitedir. Bugüne kadar hiçbir zaman ötesine inanmadım. Bence gönülden olan bağ vardır, sürecin sonrasında bazı şeyler kendi içerisinde evrimleşebilir, farklı noktalara gidebilir. Ama evlenme ya da boşanma kelimeleri bende toplumsal anlamda var olduğu yer tutmuyor.

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

Dışarı çıkmaz, partilere gitmez, ailesine inanılmaz düşkün

◊ ‘Değer’, kullanmayı sevdiğiniz bir kelime... Adriana’yı sizin için ‘değerli’ kılan şeyler ne?
-Ailemle tanıştığımda onlara davranışı, annemin ilk kanser haberini aldığımızda Amerika’dan doktorları aratışı, herhangi bir ilaç bulamadığımızda “Ben istediğiniz zaman yardım ederim” deyişi, Türkiye’de hakkımızda bunca gerçeği yansıtmayan haberler yapılırken “Lütfen, Türk halkından rica ediyorum, ben bu ülkeyi çok seviyorum, biz birlikteyiz, böyle haberler yapmayın” deyişi... Yanımda oluşu... Bir duruşu oluşu, bir mesajı olması... Bir de sanılanın aksine inanılmaz evcimen. Dışarı pek çıkmaz, fazla partilere gitmez, ailesine inanılmaz düşkün. Ve tabii, evet, çok güzel. Ama saydığım şeyler, bu güzelliğin yanında da o kadar değerli.

◊ Sizin yapınız nasıl?
- Ben de evcimenim. Sigara kullanmıyorum, alkolle de aram yok. “Evde bir bira açayım içeyim” diye bir durum yoktur. Gece hayatı büyük bir çekim alanı değil, pek yokum. Zaten ikimiz de vejetaryeniz. Bakın öyle bir yalan haber de çıktı, etler metler yemişler diye. Tamamen kurgu haberler.

Kişisel hatalarım olabilir

◊ Hakkınızda yalan haberler çıkmasından şikâyetçisiniz. Peki siz tüm bu süreci iyi yönettiğinizi düşünüyor musunuz?
- Bu konu kesinlikle daha iyi yönetilebilirdi. Ama ben karşımdaki insanla “Hayır birlikte değiliz” deseydim, herkes üzerime gelecekti. “Evet, birlikteyiz” desek de... Ne yazık ki yurtdışı medyasında haberler son derece tatlı, destekleyici çıkarken burada “Neden Türkiye’ye getirdin ki” gibi soruların sorulması çok
üzücü. O yüzden yansıtılan şekilde bazı noktalarda tabii ki benim yapabileceğim bir şey yoktu. Bazılarında benim kişisel hatalarım olabilir, bunlardan da çok şey öğreniyoruz. Bu, yurtdışında, bütün dünyanın önünde daha dikkatli, daha öğrenmiş, daha farklı olma şansını tanıdı, o yüzden bir sıkıntı yok.

Adriana’nın yediğine, içtiğine, giydiğine, hayatına hiçbir zaman karışmadım. Çünkü benim ilişki algım bu değil

Ben zaten duygusal, şiir yazan, insanlara sevdiğini söyleyen biriyim

◊ ‘Kırdıysak Özür Dileriz’ projesinde yer alıyorsunuz. Bu hareketin çıkış noktası ne?
-Sert, duygusal tarafını göstermeyen, pek esnemeyen erkek modeli artık değişmeye başlıyor. Cinsiyetler gittikçe daha anlayışlı, karmaşık, daha birbirlerinin rollerine yardımcı olan, uyum içerisinde bir noktaya geliyor. Benim adıma en büyük olay, bir tabu olan ‘özür dilemek’. İnsanların esnemek gibi gördüğü bir felsefe... Axe’ın bu projesiyle erkeklerin ‘alfa’ dışındaki varoluşunun da bir şekilde kabul gördüğü, tipik toplumsal normların dışına çıkabileceğini göstermek istiyoruz. Bu kadın için de, erkek için de böyle olmalı zaten. Güzellik, yakışıklılık kavramları çok değişiyor. Gönlün değeri de gittikçe artacaktır diye düşünüyorum.

◊ Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?
- Duygusal, şiir yazan ve insanlara sevdiğini söyleyen biriyim. Aileme davranışım da böyle. Beni tanıyanlar bilirler; bir yandan böyle kızıl saçlı, dövmeli, küpeli biriyim, diğer yandan acayip sahip çıkmaya çalışan bir yapım var. İçselliği yitirmeden esnek, modern, olmak, diğer yandan eski değerleri taşımak önemli.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (11.03.2018) İşte 'Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..

Yorumları Göster
Yorumları Gizle