GeriHürriyet Pazar 5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Elektriğine yetişmek için 20 Keban Barajı gerekiyor, sadece 42 günde Sapanca Gölü kadar su kullanıyor, yılda 1 milyondan fazla inek yiyor, her gün 18 bin ton evsel atık çıkarıyor... Rakamlar korkutucu! Türkiye’nin zaten sınırlı kaynaklarını tek başına İstanbul tüketiyor!

İstanbul, resmi rakamlara göre 14.8 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor. Bu, Türkiye nüfusunun yüzde 18’i demek. 1975’te nüfusu 2.5 milyon olan şehir,
1973 ve 1988’de açılan iki köprünün yollarına göre genişleyip bölgedeki tarım alanlarını ve su havzalarını yutarak 5 bin 461 kilometrekarelik bir alana yayıldı. Bu devasa kent her ne kadar Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 17’sini üretse ve vergi gelirlerinin beşte ikisini sağlasa da Türkiye’nin geri kalanı için maliyeti hayli yüksek. İstanbul’da yaşayanların ihtiyaçlarını karşılamak için Anadolu’nun kırsalı durup dinlenmeden çalışıyor. Kendi yiyeceğini üretemeyen, su kaynaklarını ihtiyacına yetiremeyen bu kentin, civardaki tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki baskısı da her geçen gün artıyor. İstanbul’un ihtiyaçlarına yetişmek için Anadolu’da toprağa daha fazla ilaç atılıyor, nehirlerin yönü değiştiriliyor.
Verileri incelemeye aldık. İşte ‘azman kent’ İstanbul…

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Bir dikişte bitiriyoruz
(Günlük ortalama su tüketimi): 3 milyon metreküp
Mogan Gölü: 13.34 milyon metreküp
Sapanca Gölü: 126 milyon metreküp (İSKİ)

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Hava kirliliği bu şehirden sorulur

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul İklim Değişikliği Eylem Planı’nın değerlendirme raporuna göre İstanbul’da
2015 yılının emisyon hacmi: 49 milyon ton karbondioksit. Bu sayı, Türkiye’nin toplam emisyon hacminin yaklaşık 10’da 1’ine denk düşüyor.
İstanbul’da yıllık kişi başı emisyon: 3.34 ton karbondioksit (TÜİK, İBB)

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Her yerimiz poşet ve plastik

Sadece İstanbul’da yaklaşık 3 bin market bulunuyor. 15 milyonluk nüfusa sahip kentte her beş kişiden birinin günlük ihtiyaçlarını karşılamak için markete gittiğini ve ortalama üç poşetle çıktığını düşünürsek…
İstanbul’da günlük tüketilen poşet sayısı:
1 milyon 250 bin
(Dicle Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel)

Ekmiyoruz, biçmiyoruz ama dünyaları yiyoruz 

İstanbul’a giren sebze-meyve miktarı
(2017): 3 milyon 9 bin 849 ton/yıl
Hale girip çıkan araç sayısı: 2 milyon 757 bin 262
İstanbul’daki sebze
bahçelerinin alanı: 29 bin 575 dekar
Meyve bahçelerinin alanı: 27 bin 141 dekar (İstanbul Hali)

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

1960’lı yıllarda Dolmabahçe’de, Hilton Oteli’nin önünde tarım yapılıyordu.
Dağlar kadar atık
5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

İstanbul, büyüklüğü kadar da 
atık üreten bir kent! 2016’ya ait atık istatistiklerine göre:İstanbul’dan çıkan yıllık atık: 31.6 milyon ton.
İstanbul’da her gün oluşan evsel atık: 18 bin tonKişi başı günlük atık: 1.30 kg.
İstanbul’un çöplerinden üretilen elektrik enerjisi tek başına Trabzon’un enerji ihtiyacını karşılayacak miktarda. Çöplerin oluşturduğu büyüklükse her yıl bir Keban Barajı’nı dolduracak miktarda. (Not: Evsel atıkların dışındaki diğer atıklarla toplam
31.6 milyon tonu buluyor) (TÜİK, İBB)

İstanbul’da günde 20 milyona yakın ekmek tüketiliyor. Yine günde ortalama iki milyon ekmek israf ediliyor.

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Sadece buğday için neredeyse iki Kıbrıs büyüklüğünde alan ekiliyor

1 milyon hektar araziden 2 milyon ton buğday elde edildiği düşünüldüğünde İstanbul’un buğday ihtiyacını karşılamak için yaklaşık iki Kıbrıs büyüklüğünde alanın ekilmesi, sulanması ve ilaçlanması gerekiyor.

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

(Hububat Üreticileri
Sendikası-HUBUBAT-SEN)
(Çiftçi Sendikaları
Konfederasyonu-ÇİFTÇİ-SEN)

İstanbul’da kişi başına düşen yıllık tüketim

Buğday: 213 kilo
Kuru baklagil: 14 kilo
Kuru fasulye: 3.5 kilo
Nohut: 5.5 kilo
Kırmızı mercimek: 5 kilo
Pirinç: 9.5 kilo
Mısır: 15 kilo

Yüzbinlerce insanı doyuracak israf

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Türk halkı her yıl ekmeğe 7 milyar dolar para ödüyor. İsraf edilen ekmeğin ekonomik kaybıysa yıllık 700 milyon doları buluyor. Üç büyük ilde günlük ekmek israfı 750 milyon lira. Ekmek israfında başı İstanbul çekiyor. Bu ilde günde 20 milyona yakın ekmek tüketiliyor ve yine günde ortalama 2 milyon ekmek israf ediliyor. Bu rakam 600 binin üzerinde ailenin ekmek ihtiyacına denk geliyor. 

İstanbul’da üretilen ekmek: 20 milyon
Günlük israf: 2 milyon
1 kilo ekmek için gereken su: 1608 litre
Sadece israf edilen ekmek için harcanan su: 804 bin metreküp. Bu da İstanbul’un günlük tükettiği suyun yaklaşık dörtte biri demek. Yıl boyunca israf edilen ekmekle sekiz Alibeyköy Barajı çöpe gitmiş oluyor. (Türkiye Fırıncılar Federasyonu)

20 Keban Barajı’na ihtiyaç var

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

İstanbul’da 7 milyon 624 bin 244 elektrik abonesi var. Türkiye’deyse; 41 milyon 55 bin 915.
İstanbul’un ürettiği enerji:
8 milyar 60 milyon MW/yıl.
Tükettiği enerji: 26 milyar 433 milyon MW/yıl. Keban Barajı’nın yıllık enerji üretimi 1330 MWh/yıl. Oranlandığında İstanbul her yıl 20 Keban Barajı’nın üretimine denk enerji tüketiyor. (Elektrik Mühendisleri Odası)

Yılda 20 milyona yakın koyun yiyoruz

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Hayvancılıkla ilgisi olamayan İstanbul, en çok et tüketen il. Bir koyundan ortalama 20, inektense 300 kilo et çıktığını; 1 kilo sığır eti üretimi için gereken su miktarının 15 bin 500 litre, 1 kilo koyun eti için gereken su miktarının 10 bin 400 litre olduğunu unutmayın… (İstanbul Kasaplar Odası)

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli

Şehir tarımı önümüzde çok ciddi bir konu olarak durmalı

Gelecekte rahat edebilmek için şehir yaşamının kurallarını değiştirmekten başka şansımız yok. Bu, İstanbul gibi bir megakent söz konusu olunca daha da geçerli. Ulaşımdan konutlara, gıdadan geri dönüşüme pek çok farklı boyutu içeriyor. İnsanların kendi yiyeceğini üretmesi, o bölgede üretilenleri tüketmesi, kendi enerjisini üretmesi hiç de zor değil. Şehir tarımı önümüzde çok ciddi bir konu olarak durmalı. Çünkü yiyeceğimizin yüzde 30’u çöpe gidiyor. Bu yiyeceğin yaptığı ortalama yol ise 1000 kilometre. Çöp için yine kilometrelerce yolculuk yapıyor ve atmosfere zararlı gaz üretiyor.

TÜRKİYE'NİN ET TÜKETİMİ: 1 MİLYOM 300 BİN TON\YIL

İSTANBUL'UN ET TÜKETİMİ: 330 BİN TON

İSTANBUL'UN GÜNLÜK SALAM, SUCUK, PASTIRMA TÜKETİMİ: 400 TON (İSTANBUL KASAPLAR ODASI)

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç

Gelecek parlak değil

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz

Kurucu Onursal Başkanlarımızdan Hayrettin Karaca, “Param var ama tüketmeye hakkım yok” der her zaman. Tüketimin artması ve tarımsal üretime ayrılan kaynakların azalması, nüfus artışı, toprağın kirlenmesi, iklim değişikliği gibi nedenler ekolojik dengeyi bozuyor. Bunun yanı sıra çevresel tehditlerin artmasına, ekilebilir alanların azalmasına ve toprağın kirlenmesine neden oluyor. 

TÜİK verilerine göre tarım alanları 2001’de 26.4 milyon hektarken 2016’da 23.7 milyon hektara geriledi. Yılda ortalama 180 bin hektar kayıpla 15 yılda toplam 2.7 milyon hektar (yaklaşık iki İstanbul büyüklüğünde) azalma olduğu görülüyor. Bu tarımsal istihdamda azalmayı da tetikliyor. 2002’de tarımsal istihdam 7.46 milyon kişiyken, 2016’da yüzde 28 azalışla 5.35 milyon kişiye geriledi. Bu durum artan nüfusla birlikte gelecekte gıda güvencesinde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor. Çünkü Türkiye nüfusunun 2020’de 82 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015’ten 2020’ye kadar 5 milyonluk bir nüfus artışına denk geliyor. Yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile üretimin 1 milyon ton artması gerektiği görülüyor. Eğer verimlilik artışı sağlanamazsa yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacak. Kırsalın korunmadığı, nüfusun kentlerde toplandığı bir gelecek pek de parlak olmayacaktır. Bugün market rafları ne kadar dolu olsa da gıda bitmeyecek anlamına gelmiyor.


Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Abdullah Aysu

Kırdan kente göç bir insanlık dramıdır

5 günde Mogan’ı, 42 günde Sapanca’yı içiyoruz


1980’lerden bu yana kent nüfusu kır nüfusunu aştı. Kırdan kente göç hâlâ sürüyor. Kent nüfusunun artması, kır nüfusunun azalması çağdaşlık ve medeniyetin gelişmesi olarak anlatılagelse de, bu sav yanlıştır. Kente göç bir insanlık dramıdır aslında. 

Kırda yaşayan kişi üreticidir. Bu insan kentte geldiğinde tüketici olur. Kıra göre çiftçilik mesleği edinen kır insanının mesleğinin karşılığı şehirlerde yoktur. Kente geldiğinde vasıfsız bir konuma düşer. Ayrıca kent nüfusu arttığı oranda kırda tarımda kullanılan suların toprakla, tarımla bağı koparılır. Kırda azalan su oranında yağış rejimi istikrarsızlaşır. Ayrıca burada boşalan yerleri alarak üretim yapan şirketler ve bu toprakları alan yerleşik durumdaki büyük toprak sahipleri iyice irileşir ve üretimde zorunlu olarak kimyasal kullanımı artar. Artan kimyasal kullanımı nedeniyle toprak ve su kirlenir, kullanılamaz olur. Üretilen gıdalarda kimyasal kalıntılar oluşur, kentli insanların da sağlığı risk altına girer. Evet, megakent olarak adlandırılan, kendi yiyeceğini ve giyeceğinin hammaddesini üretemeyen kentliler ‘midekent’ halini alır. Bu kısırdöngü yanlışı üreterek doğruyu tüketerek ilerler. 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle