GeriHürriyet Pazar 19 Mayıs’ın şerefine...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

19 Mayıs’ın şerefine...

19 Mayıs’ın şerefine...

Avrupa basketbolunun en büyüğü önümüzdeki hafta sonu belli oluyor. İspanya’nın Vitoria şehrindeki Euroleague Final Four’unda bu sezon bir tarih yazılıyor ve iki Türk takımı yarı finalde karşı karşıya geliyor. Biri son beş yıldır zirvenin gediklisi Fenerbahçe Beko, diğeri de 18 yıl sonra tekrar aynı sulara dönen Anadolu Efes. İki ekip önümüzdeki cuma akşamı, finale uzanmak için oynayacak. Pazar günkü şampiyonluk maçında ikisinden biri ipi göğüslerse de bu zafer, 19 Mayıs’ın 100’üncü yılında gençliğimize verilecek en anlamlı armağanlardan biri olacak.Burak KURU

Ne ilginç tesadüftür ki Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs’ın 100’üncü yıldönümünde, Samsun’dan çok uzaklarda, İspanya’nın Bask diyarında bir Türk takımı, basketbolda Avrupa’nın en büyük kupasını kazanmak için sahaya çıkacak. Bu takımın ismi de ya Fenerbahçe Beko ya da Anadolu Efes olacak... Basketbolumuzun bu iki köklü takımı, en güzel bayramdan iki gün önce, 17 Mayıs’ta yarı finalde buluşacaklar. Bu durum tabii ki bizim açımızdan bir ilk. Euroleague tarihinde ilk kez, şampiyonluk kupasına ellerini uzatmış dört takımdan ikisi Türk... ‘Final Four’ markasıyla tanınan dörtlü finalde Efes, daha önce 2000 ve 2001 yıllarında yer almış ama üçüncülükten öteye gidememişti. Fenerbahçe ise Obradoviç yönetiminde üst üste beşinci kez ‘Final Four’ sahnesine çıkıyor. Sarı-Lacivertliler üç kez final oynamayı başardı; bunlardan birinde kupayı kucakladı (2017). Bu geçmiş veriler hakkında bu sezonki randevuya bir göz atalım...

Zeljko Obradoviç
Dünyanın
en başarılı koçu
Avrupa, hatta dünya basketbolunun tartışmasız en başarılı koçu. Beş farklı takımla (Partizan, Badalona, Real Madrid, Panathinaikos, Fenerbahçe) kazanmış olduğu dokuz Avrupa şampiyonluğu, sadece basketbolda değil, muhtemelen hiçbir spor dalında erişilemeyecek bir rekor. Herhangi bir koçun bir tane kazanması durumunda bile evinde başköşeye koyacağı lig şampiyonluğu madalyalarından onda tam 16 tane var. Bir zamanlar Avrupa’nın 2 numaralı kupası olan Saporta Kupası’nı iki kez kaldırdı, 1998’de o zamanki adıyla Yugoslav Milli Takımı ile Dünya Kupası’ndan da altın madalya ile döndü.
Çalışkanlığı, hırsı, oyunun en ince detayları üzerine kafa yorması, konsantrasyonu ve aynı ciddiyeti oyuncularından da her saniye talep etmesi, Obradoviç’in akla gelen ilk özellikleri... Gerek savunma gerekse hücumda oyunu usta bir yönetmen gibi kare kare planlayan Sırp koçun takımlarında her maç bir başka oyuncu yıldızlaşabiliyor.
Cuma akşamı oynanacak yarı finalde, Obradoviç her zaman yaptığı gibi hücumda topun kıymetini bilen, sabırla ve bol pasla rakip savunmanın açığını kollayan anlayışını sahaya yansıtmaya çalışacak. Savunmada da elindeki kadronun fiziksel üstünlüğünü ortaya çıkaran, temasın ön planda olduğu yarı saha oyunu Fenerbahçe’nin önceliği. Efes’in koşup coşmasına izin vermemek için uğraşacaklar. Sezon boyunca önemli roller üstlenen Datome ile takıma pota altında zenginlik katan 2.10’luk Lauvergne’nin yokluğu, Vesely ile Kaliniç’in de sakatlıktan dönüyor olmaları, sertlik derecesi yüksek böylesi bir randevuda Obradoviç adına önemli dezavantajlar.
ERGİN ATAMAN
Kupalar
ondan sorulur...
Avrupa’da üç farklı takımla üç kupası var. Siena’yla Saporta Kupası’nı, Beşiktaş’la Euro Challenge’ı, Galatasaray’la Eurocup’ı kucakladı. Efes’in ve Siena’nın oynadıkları ilk Final Four’larda yine onun adı yazılıydı (2000 ve 2003). Üç Türkiye şampiyonluğu yaşadı (2009 Efes, 2012 Beşiktaş, 2013 Galatasaray). Çalıştırdığı diğer takımlarda (Türk Telekom ve Ülker) da Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Kupaları’na uzandı. Özellikle oyuna yön veren kısa oyunculara özgürlük tanıması ve onlardan aldığı verimi artırmasıyla tanınıyor. Bu sezonun başında takımın skor yükünü omuzlaması için transfer etmiş olduğu Shane Larkin’den uzun süre beklediğini alamasa da, deneyimli Amerikalı oyuncuya inancını kaybetmedi. Sabırla onu kazanmak için uğraştı ve sonunda play-off’ta Larkin’in patlama yapıp, Barcelona’yı sahadan silmesiyle ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.
Elindeki kadro sertlik dozu yüksek yarı saha basketbolundan ziyade tempoyu yükseltmeye ve savunmadan hücuma çabuk geçip erken boş şut bulmaya uygun. Bunu başardıklarında son derece akıcı, seyir zevki yüksek bir performans sergiliyorlar. Ancak Ataman’ın dar rotasyonla oynamayı sevmesi, ritmi bozmamak adına oyun içinde sık değişiklik yapmaması, bazen son çeyreklerde kritik oyuncuların tükenmesine yol açıyor. Sürekli direksiyonda oturan Miciç’in, bazı maçların son dakikalarında anlaşılmaz hatalar yapması bu yüzden... Savunmanın temel direği ‘savaşçı’ Dunston’ın da 30 dakikadan fazla sahada kaldığında, son bölümde pili bitiyor. Ataman, hem oyunun temposunu dikte etmek hem de elindeki asları ekonomik kullanmak zorunda.
Kilit oyuncular
Kostas Sloukas

19 Mayıs’ın şerefine...

Obradoviç’in saha içindeki eli. Fenerbahçe’de oyunu en iyi okuyan ve topa yön veren oyuncu. Doğaldır ki, Efes onun üzerindeki baskıyı
yoğunlaştırıp, bu deneyimli ismi hataya zorlamaya, en azından Fenerbahçe setlerinin rötarlı başlamasına uğraşacak.
Jan Vesely
Datome ve Lauvergne’in yokluğunda, Vesely’nin faul sorunu yaşamadan uzun süre sahada kalabilmesi önemli. Arkadaşlarına güç veren enerjisi, kritik anlarda bazen bir top çalma, bazen bir blok ya da smaçla sahaya yansıyan patlayıcı kuvveti, maçın anahtarı olabilir.
Bobby DIxon
Euroleague’in en hızlı silah çeken kovboylarından... Savunmacı onu görene kadar topu potaya yollamış oluyor. Maça iyi başlaması ve yüzdeli şut kullanması, Sloukas’ın üzerindeki baskıyı  dağıtmak açısından da önem taşıyor.
Shane LarkIn
19 Mayıs’ın şerefine...


Son dönemde Avrupa’nın en formda skoreri. Kötü başladığı sezonun en kritik virajında kendini buldu; Barça savunmacılarını şaşkına çevirdi. Nisan ayı başından bu yana oynadığı maçlarda üçlük isabeti yüzde 56... Hücumda coşunca, savunmaya da motive oluyor.
VasIlIje Mİcİç
Larkin-Beaubois ikilisinin arkasında yedek kalması beklenirken, yaptığı çıkışla takımın 1 numaralı oyun kurucusu oldu. Euroleague’de en iyi top dağıtan ellerden biri (ort. 5.7 asist). Sloukas ile yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda mental bir düelloya da girecek.
AdrIen Moerman
Banvit, Darüşşafaka,
Barça derken, her yıl biraz daha üstüne  koyarak, adeta tırnaklarıyla buralara gelmiş bir iş ahlakı abidesi... Efes’in vites  yükseltip, orta sahayı çabuk geçtiği bölümlerde bulduğu boş üçlükler, en büyük silahı (yüzde 41).

Real Madrid-CSKA Moskova
Finalin öte yakası...
Geçen yıl Belgrad’daki yarı finalin rövanşı... O maçı Real kazanmıştı. İspanyol takımının bu kez seyirci avantajı da olduğuna göre, favori etiketiyle parkeye çıkacağını söylemek, yanlış sayılmaz. Zaten ‘Final Four’ların tarihine bakıldığında, CSKA’nın genellikle ilk eşikte tökezlediği görülüyor. 2003’ten bu yana yapılan 17 ‘Final Four’dan 16’sında boy gösteren Rus temsilcisi, bunlardan yalnızca altısında finale yükselebildi. Şampiyonluk sayısı üç... Real’in 2000’lerdeki karnesi daha mütevazı: Altı Final Four, dört final, iki şampiyonluk... Pablo Laso’nun öğrencileri, bu sezon CSKA ile oynadıkları iki maçı da kaybettiler. Rus ekibinde yaratıcılıklarıyla ağır basan De Colo-Rodriguez guard ikilisine karşı, Madrid’liler de pota altındaki güçlü isimlere güveniyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle