GeriHürriyet Cumartesi Yazın daha renkliyim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yazın daha renkliyim

Yazın daha renkliyim

Türkiye’de stil dendiği zaman akla gelen sayılı isimlerden Yasemin Özilhan. İpekyol için hazırladığı ikinci koleksiyonunu piyasaya süren ‘yerli Olivia Palermo’ Özilhan ile, stil kodlarını konuştuk: “Marka takıntım yok. Bir şeyi alıyorsam stilini, kalıbını beğendiğim için alırım. Nereden olduğu fark etmez. Çeşme pazarından yazlık şort almışlığım var örneğin...”

Türk modasının ‘sorunlarından’ biri: Stil ikonu yaratma.  Birkaç istisna hariç, moda haftamızın ön sıraları ‘like alma’ uğruna  Uzaylı Zekiye’den hallice giyinen isimlerle, nişan başından şaşmayanlar arasında gidip geliyor. Bunlardan farklı olarak, Türkiye’nin Olivia Palermo’su olarak gösterilebilecek bir isim var, Yasemin Özilhan. Sade, yormayan bir tarzı var. Ne fotoğrafına bakarken bile insanın burnuna buram buram güneş yağı kokusu gelen Eda Taşpınar gibi frapan ne de Ece Sükan tarzı kanaat önderi havalarında. Uluslararası moda haftalarını takip ediyor ama gözümüze sokmuyor, koleksiyon çıkarıyor ama “Ben tasarımcıyım” demekten kaçınıyor.

Buluşma sebebimiz, İpekyol ile olan ikinci işbirliği. Başarılı kış koleksiyonunun verdiği cesaretle, yeni sezona hazırlanmış. Gözleri parıldayarak 31 parçalık koleksiyonunu anlatıyor: “Kış koleksiyonu biraz daha maskülendi. Yazın daha bohem, romantik ve uçuş uçuş parçalar tasarlamaya çalıştım. Çünkü benim tarzım da biraz böyle.  Kışın uzun kabanlar, oversize kazaklar,  yüksek bel pantolonları seçiyorum. Ama yazın daha renkliyim. Haliyle yaz koleksiyonumda renkli parçalar yer alıyor. Ekru, beyaz elbiseler, etekler biraz daha fazla. Basic tişörtler de tasarladım. Şık parçalar da var; basic  parçalarla şık bir ceketi takımlayarak gece de çıkabilirsiniz. Ya da tatilde deniz kenarında da giyebilirsiniz. Mezuniyet, nişan davetlerine de giyilecek giysiler var. Yok yok yani!”

Koleksiyonun ondan ilham alınarak hazırlandığının altını önemle çiziyor Özilhan: “Tasarımcı değilim. Tasarımcıyım demek gereksiz bir iddia olur. Bu bir eğitim işi, ciddi bir emek işi.  Tabii ki tasarım sürecinin her aşamasına dahil oluyorum, desenlere, kumaşlara da karar veriyorum. Sevdiğim bir parçayı tarif ediyorum, çiziliyor. Ama işin mutfağını, kalıp çıkarmayı ve çizim yapmayı bilmiyorum. Ben daha ziyade ‘Alışverişe çıkarsam ne almak isterim’ düşüncesinden yola çıkarak, bir dolap yaratmaya çalışıyorum.”

Çeşme pazarından şort almışlığım var

Aklıma ister istemez, geçen hafta magazin basınına düşen “Bazı ayakkabı ve kıyafetler çok fazla pahalı. Benim böyle takıntılarım yok. 3-5 bin TL’ye şıklık mümkün” cümleleri geliyor.  Bu haberin üzerine yaptığı açıklamada sözlerinin çarpıtıldığını söylese de, insan düşünmeden edemiyor. Fiyatlara geliyoruz: “Marka takıntım yok. Bir şeyi alıyorsam stilini, kalıbını beğendiğim için alırım. Nereden olduğu fark etmez. Çeşme pazarından yazlık şort almışlığım var örneğin. Oraya kıyafet alışverişine gitmiyorum belki ama bir şeyler alırken, gözüme  çarpan güzel bir kıyafet varsa onu da dolabıma eklerim. Yakıştırmak önemli.  Çok yüksek fiyatlı kıyafetler var tabii, şimdi rakam vermeyeyim, yanlış anlaşılıyor. Demek istediğim şu: Evet, bin liraya da elbiseler var. Ama her giyene yakışıyor mu?  Önemli olan fiyat etiketi değil, yakışması. Ya da kumaşın kalitesi. Organik olsun diye bir takıntım yok ama polyester ağırlıklı giymekten hoşlanmıyorum.”

Yazın daha renkliyim

Eşimin gömleklerini giymeyi seviyorum

Stil kodlarına, takıntılı olduğu parçalara geliyoruz: “Benim tarzımın anahtar kelimesi ‘denge’: Son derece sade bir şort giyip, onu pırıltılı bir ceketle takımlıyorum. Alt taraf sporsa, üst tarafı şıklaştırmayı seviyorum. Tepeden tırnağa şıklığı sevmiyorum; tek bir parça patlayınca daha çok hoşuma gidiyor. Minimal gidip tek bir parçayı patlatmayı seçiyorum. Skinny bir jean, beyaz gömlek benim olmazsa olmazım. Üstüme tamamen oturan gömlek modellerini sevmiyorum. Bu yüzden eşimin gömleklerini giyiyorum. Zaten tarzını çok beğeniyorum. Omzu daha düşük duruyor, kollarını da kıvırıyorum. Oversize duruyor. Tam istediğim gibi duruyor. Yalın parçalardan hoşlanıyorum. Olivia Palermo’nun tarzını çok beğeniyorum mesela. Çizgisini  de hiç değiştirmedi. Bir stil danışmanıyla çalışan,  çalıştığı kişiyi değiştirince tarzını değiştiren birçok isim var. Ben bu durumu sevmiyorum. Ben zamansızlıktan yanayım. O yüzden favorim
Audrey Hepburn.”

Yaz dolabı için 5 tavsiye

◊ Puantiye, çizgili, ya da çiçekli tasarımlar ön planda.
◊ Beyaz şort, beyaz elbise tatil bavulunuzda mutlaka olmalı.
◊ Jean şort üzerine blazer şort ve askılı bluzu takımlamayı çok seviyorum. Şıkıdım şıkıdım giyinmekten hoşlanmıyorum.
◊ Eğer ayakkabınız sadeyse elbiseniz gösterişli olsun. Tam tersi olarak, ayakkabınız ihtişamlıysa sade bir elbiseyle kullanın.
◊ Bu sezon sivri burun, arkadan bağlamalı
sandaletlerden edinin.

Neden sadece önsıraya takılıyoruz?
“Türk tasarımcıları seviyorum, takip de ediyorum. Elif
Cığızoğlu, Zeynep Tosun sevdiğim tasarımcılardan. Bence Türk modasında son birkaç senedir Türk tasarımcıları çok
başarılı tanıtım ofisleriyle çalıştığı için, yurtdışında da varlık gösteriyor. Ve bu çok sevindirici, gurur verici bir şey. İstanbul Moda Haftası’nı da takip ediyorum. Ama gönül ister ki daha çok satın alma ekibi gelsin. Bizim etkinliğimizde sadece ön sırada oturan ünlülere ağırlık veriyoruz.”

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle