GeriHürriyet Cumartesi Tuzağın kenarından döndüm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tuzağın kenarından döndüm

Tuzağın kenarından döndüm

2005’te ‘dünyanın en yakışıklı erkeği’ seçildi. Kısa süre önce ‘Kâinat Güzeli’ Almeda Abazi’yle evlendi. Bugün dizileri 4 kıtada 30’dan fazla ülkede gösteriliyor. Ama o hayatındaki her şeyin göründüğü kadar parlak olmadığını anlatıyor: “Benimki mücadele gerektiren bir yolculuktu” diyor. Tolgahan Sayışman’la Kanal D’de başlayan yeni dizisi ‘Bir Umut Yeter’ vesilesiyle buluştuk. Evliliğini, kariyerini ve dizisini konuştuk.

* Sizinki nasıl bir hikâye?

- Mücadele gerektiren bir yolculuktu. Hiçbir zaman o armut pişip ağzıma düşmedi. Zaman zaman önüme fırsatlar çıktı ama hiçbir kapıyı karşımda açık bulmadım. Mutlaka açmak için çaba göstermem gerekti. Figüran olarak ilk sete çıktığım günden bugüne 20 yıl geçmiş. Çok zor günler geçirdiğim de oldu fakat hiç pes etmedim, hep çalıştım.

* Bu mücadele gerektiren hayatı kısaca nasıl özetlersiniz?

- Kadıköy, Sahrayıcedit, sokaklar, mahalle maçları, sokak kavgaları ve Fenerbahçe...

* Fikirtepeli olduğunuzu sanıyordum...

- Aslında Kadıköylüyüm ama hayatımın bir dönemi Fikirtepe-Sahrayıcedit hattında geçti. Oralar benim olgunlaşmamı ve hayatın nasıl gerçek bir ‘Survivor’ olduğunu öğrenmemi sağladı. Kalabalık bir ailede büyüdüm. Çok küçük yaşta çalışmaya ve aile ekonomisine katkıda bulunmaya başladım. Dış dünyayı erken tanımamı sağlayan, hareketli ve renkli bir çocukluk geçirdim.

Tuzağın kenarından döndüm

* Sizin mesleğe girişiniz de birçok oyuncu gibi “Çocukken oyuncu olmak isterdim” klişesiyle mi başlıyor?

- Çocukken futbolcu olmak istiyordum. 15 yaşımdan sonra oyunculuğa yöneldim. Konservatuvara gitmek istesem de babam o dönem izin vermedi. Cast ajanslarına kayıt oldum, 1998’de figüran olarak mesleğe başladım.

* 2005’te erkek güzellik yarışması ‘Manhunt International’da dünya birincisi seçildiniz. Meslekte fiziğinizin etkisi ne kadardı?

- Yarışma öncesinde de birçok casting görüşmesine gittim. Hatta bazılarında fiziğimin dezavantaj yarattığı durumlar da oldu. Ama yarışmayı kazandıktan sonra bu durum ufak da olsa bir popülarite ve daha çok farkındalık sağladı. O dönem bu kadar çok dizi alternatifi yoktu. Şansınız sınırlı, rol almak çok daha zordu. Şimdiki nesil bu anlamda çok daha şanslı. Tecrübesi olmayan isimler bir anda başrol olarak karşımıza çıkabiliyor. Eskiden bu şansı elde etmek neredeyse imkânsızdı.

* Genç yaşta ‘dünyanın en güzel erkeği’ olmak size ne ifade ediyor?

- Yıllar geçti, o günün ruhuyla bir cevap vermem zor. Ama hikâyemin buralara uzanmasında önemli bir yeri olduğunu söyleyebilirim.

* Bu durum ego yarattı mı?

- Ego her insanın içinde bulunan bir olgu. Önemli olan egonuzu yönetebilmek. Çünkü eğer egonuz sizi yönetirse ortaya kibir çıkıyor, bu da bir tür felaket. Son yıllarda elimden geldiğince kibirden uzak durmaya çalışıyorum.

* Bir röportajınızda okuduğum ”Kibirden tamamen arındım” lafınız da bunun getirisi mi?

- Kibir, insanı içten içe yiyen ve zehirleyen sinsi bir virüs gibi. Aslında kibir konusunun oyunculuktan ziyade, elde edilen başarı ve onun sonucunda getirdiği ışıltılı dünyanın karanlık yüzüyle ilgisi var. Gelişmenizi ve gerçek mutluluğun ne olduğunu anlamanızı engelleyen bu hastalıktan yavaş yavaş kurtulduğumu düşünüyorum.

* “Kurtuldum” diyorsunuz ama şöhret, kadınların ilgisi ve yüksek reytingler... Yine de bunların tuzağına hiç düşmediniz mi?

- Başrol oynadığım ilk projem ‘Elveda Rumeli’nin elde ettiği başarıdan sonra çok fazla tanınır hale geldim. Hemen ardından ‘Lale Devri’ başladı. O yıllarda maalesef bu işin büyüsüne kapıldım ve hem iş, hem özel hayatımda yanlış kararlar verdim. Bu zehirlenme dönemini çabuk fark ettiğimi düşünüyorum. O sorduğunuz tuzağın kenarından döndüm. Kibirli ve her şeyi doğru yaptığını zanneden bir insan olmak büyük bir hata. Çok şükür, o dönemden sonra ayaklarım yere daha sağlam basıyor.

Tuzağın kenarından döndüm

Dizimiz umudun değerini hatırlatıyor

* Yeni diziniz ’Bir Umut Yeter’in vermek istediği mesaj ne?
- Umudun değerini hatırlatmak ve hiç unutulmamasını sağlamak. ‘Bir Umut Yeter’, Yılmaz’ın vicdan muhasebesi içinde doğru yolu bulma çabası, Elif’in dağılmaması için tutkuyla çabaladığı ailesine olan aşırı düşkünlüğü, evlat acısı ve özlemi içinde hayata tutunmaya çalışan acılı Derya’nın dramını anlatıyor.

* Her hafta yeni projeler başlıyor. Nedir sizin işinizin farkı?
- Dram yönü kuvvetli bir dizi.

* Hikâyeyi ve canlandırdığınız Yılmaz karakterini anlatır mısınız?
- Yılmaz çocukluğundan itibaren asker olmak isteyen bir adam. Sonunda askeri okula giriyor ancak talihsiz bir çatışmada pusuya düşüp komuta ettiği askerlerinden de şehit vererek ağır yaralanıyor. Taburcu olduktan sonra askerlikten emekli olup bir sahil kasabasında yaşamaya başlıyor. Bir gün eşiyle denizden gelen bir bebeği buluyor ve hikâye başlıyor. Yılmaz’ın ilk tercihi bebeğin ailesini bulmak. Ancak eşi Elif‘in oluşturduğu baskıyla çocuğu sahipleniyor. Bu noktada iç hesaplaşmalar devreye giriyor.

Tuzağın kenarından döndüm
Almeda benim işlerime kesinlikle karışmaz

* Eşiniz Almeda Abazi, 2008 ‘Kâinat Güzeli’. Bu durumda insan eşini ister istemez kıskanır mı?

- Kıskanmaz mı? Ama ona her konuda o kadar güveniyorum ki kıskanabileceğim bir durum bile oluşmasına izin vermiyor.

* Nasıl tanıştınız?

- Bir arkadaş ortamında tanıştık. İlk gördüğüm gün etkilenmiştim, sürecin devamı ikimize özel...

* Neydi sizi evliliğe götüren?

- Aşk, birlikte geçirebildiğimiz harika zamanlar ve ortak paydalarımız.

* Dizi setiniz Köyceğiz’de... Mesafeler ilişkiye nasıl yansıyor?

- Hassas noktamız. Gerçekten zor. Eşimle birlikte vakit geçirmekten çok fazla keyif alıyoruz. O nedenle bu yoğun çekim programı ve mesafeler aramızdaki özlemi en üst seviyeye çıkarıyor.

* Eşinizin öpüşme sahnelerini kıskandığı, bu sahnelere yasaklar getirdiği haberleri çıktı.  İşin aslı nedir?

- Hakkımızda çıkan her iddiaya cevap vermek gibi bir âdetimiz yok. Ama işte bazen de ses çıkarmayınca gerçek sanılan konular oluyor. Sordunuz söyleyeyim; yok öyle bir şey.

* Birbirinizin işlerine ne kadar müdahale edersiniz?

- Almeda benim işlerime kesinlikle karışmaz. Ama ben onun öngörülerine çok inandığım için fikrini sorarım. Aslına bakarsanız ben onun işlerine

 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle