GeriHürriyet Cumartesi Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil

Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil

Şöhret için yanıp tutuşan genç oyunculardan değil. İlgi çekmeyi sevmiyor, kendini gizlemenin oyunculukta önemli olduğuna inanıyor. “Dil olarak bu ülkenin ünlüsüne tavrı pek pozitif değil, bazı şeyler sert yaşanıyor” diye de ekliyor. Bu sebeple pek çok işi olmasına rağmen geri planda duruyor. Eda Ece’yle rol aldığı ‘Yasak Elma’ vesilesiyle bir araya geldik. Hikâyesini, meslekteki cinsiyet ayrımcılığını ve şöhreti konuştuk.

Dört diziniz, yedi sinema filminiz var. Ama sizi pek tanımıyoruz. Yeni tanıyanlar için kendinizi nasıl anlatırsınız?

- Oyunculuk öyle bir meslek ki, başka biri oluyorsun ve bu kişi olduğuna inandırman gerekiyor. Ben Eda olarak kendimi çok fazla gösterip tanıtırsam, canlandırdığım karakterlere nasıl inanacaklar? Hollywood’un ‘A listesi’ndeki genç oyuncuların hemen hiçbiri Instagram’da bile yok. Çünkü kendini gizlemek bu meslekte önemli. Ben kişilik olarak da ilgi çekmeyi sevmiyorum. İnsanlara “Bana bakın” demek hiç zekice gelmiyor ve yıpratıcı buluyorum. Tam tersi; ne kadar gizem, o kadar ilgi çekici. Türkiye’de ünlü olmanın çok keyifli olduğunu da düşünmüyorum.

Neden?

- Şöhretin büyüdükçe sürekli bir açığın yakalanmaya çalışılıyor.

Bu yüzden mi sizi tanımıyoruz?

- Fikirlerim ve işlerim konuşulsun derdindeyim. Konunun ‘ben’ olması biraz sıkıntı. Oyunculuğun doğasında “Mesleğin bu, seni haber yapmaya hakkımız var” kısmı olmasaydı bu işi daha memnun yapabilirdim.

O halde yanlış bir meslek seçtiğinizi düşünüyor musunuz?

- Hayır ama ben insanları olduğu gibi kabul etme taraftarıyım. Dil olarak bu ülkenin ünlüsüne tavrı pek pozitif değil, bazı şeyler sert yaşanıyor. Mesela köpeğimle çektiler, “18 bin TL’lik köpeğini yere koymadı” yazdılar. Ben köpeğimi neden yere koymayayım? 18 bin lira kısmı da yalandı.

Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil


Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil

“Yöneticiler erkek, yönetmenlerin çoğu erkek. Dizide aynı rolü oynadığın erkek oyuncunun yarısını kazanıyorsun.”

Ekranda olmanın tek koşulu yetenek değil

Yasak Elma’da ana konulardan biri sınıf farkı ve ‘yırtma’ mücadelesi. Sizin kişisel hikâyenizde böyle temalar var mı?

- İstanbul’da her köşeyi döndüğünde, içinde çeşitli gelir gruplarından insanların yaşadığı mahalleler görmüyor musun? Bu durumla hep iç içeyiz. Yıldız’ın ‘Yasak Elma’da yaşadığı gibi yırtma hikâyeleri de sevilen şeyler, çünkü umut dolu. Ben psikoloji okudum, oyuncu olmasaydım o işi yapardım. Yine Bebek’te otururdum. Bu yüzden benimki sıfırdan gelen bir hikâye değil.

Peki nasıl başladı?

- İlkokuldan itibaren bale, piyano, yabancı dil kurslarına gittim ama tek tutunup bırakamadığım tiyatro oldu.

Nasıl keşfedildiniz?

- 13 yaşımda sene sonu oyunu sırasında eski menajerim tesadüfen izledi ve ‘Hayat Bilgisi’nde oynamaya başladım. O zamanlar beni annem sete götürürdü. Orada saatlerce beklemek ve diğer koşullar pek hoşuna gitmedi. Bir daha beni hiçbir işe yollamadılar. Ama okul tiyatrolarına devam ettim. Sonra Bilgi Üniversitesi psikoloji bölümünü kazandım.

Nasıl yeniden ekrana döndünüz?

- Amerikan Hastanesi’nde staj yaparken sanat ve psikoloji arasındaki bağlantıdan etkilendim. Dirimart Sanat Galerisi’nde çalışmaya başladım. Okul dışında sanat ve tiyatroya yöneldim. O sırada Gani Müjde’nin seçmelerine  katıldım, ‘Pis Yedili’ye başladım ve üç sezon sürdü. Sonra da kariyerimi hep içgüdüsel yönettim, strateji yapmadım.

Kariyerinizde güzelliğin etkisi ne oldu?

- Ekran önünde olmanın tek koşulu yetenek değil maalesef. O fırsatı yakalama kısmı yeteneğin yanında biraz da şans işi. Dış görünüş gibi faktörler de etken. Benim de kariyerimde etkilidir.

Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil

Atatürk genci olarak büyüdüm. Türkiye’nin aydın yüzünün bir yanıyız

Canlandırdığınız Yıldız
karakteri, kendinden yaşça büyük bir erkekle evleniyor...

- Benim anne ve babam arasında da 20 yaş fark var.

Sizin yaş farkına bakışınız ne?

- Dünya öyle bir yere doğru gitti ki, artık herkes eşit. İki insan birbirini seviyorsa ve herhangi bir üçüncü kişi resimde yoksa bununla ilgili bir derdim yok benim. Aşkın dili, ırkı ve cinsiyeti olmaz.

Hiç öyle bir aşk yaşadınız mı?

- Kiminle aşk yaşayacağımı planlamıyorum, bu gönül işi. Aşk konusunda benim için ana tema yaş değil zaten.

Nedir peki ana tema?

- İletişim ve zekâya değer veririm. Muhabbet edip konuştuğum biri beni çeker. Fiziki bir çekicilik benim için yok.

Dizideki karakteriniz para için aşk yaşayan bir kadın...

- Yıldız okumamış, çalışarak hayatla mücadele etmiş biri. Üstelik yüzeysel şeyleri seven, biraz havai bir kız. Rahat yaşam derdinde. Bana dönersek, maddiyatla hiç sınanmadım. Eğitimli ve iyi bir ailede büyüdüm. Para kaygım olmadı. Ama 19 yaşımdan beri kendi paramı kazanıyorum. Bir kadın her zaman çalışmalı ve kariyeri olmalı.  Mesela şu sıralar ‘Yasak Elma’da rol alan altı kız olarak, erkek egemen olmayan bir tiyatro salonu hayali kuruyoruz.

Neden?

- Yazdığım projeler var ama güzel bir dizi oyuncusundan ötesini karşı tarafa anlatmak zor.

Bir erkek olsaydınız daha mı kolay olurdu?

- Yöneticiler erkek, yönetmenlerin çoğu erkek. Neyse ki bu artık değişiyor. Ben son iki işimde kadın yönetmenle çalışıyorum. Ama mesela dizide aynı rolü oynadığın erkek oyuncunun yarısını kazanıyorsun. Dünyada da böyle... Cate Blanchett bile bununla mücadele ediyor.

Peki 1990 doğumlu bir oyuncu olarak günümüz Türkiye’sini nasıl yorumluyorsunuz?

- Derdim sektörün problemleri... Mesela telif hakları gibi. Onun dışında özgür olmadığımı hissetmiyorum. Atatürk genci olarak büyüdüm. Türkiye’nin aydın yüzünün bir yanıyız. Bunun biteceğini düşünmüyorum. Cumhuriyet’in kuruluşuyla beraber oluşan ruhun yıkılamayacak bir şey olduğuna inanıyorum.

Türkiye’de ünlü olmak keyifli değil

 

 

 

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle