GeriHürriyet Cumartesi Türkiye’de gebelik doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’de gebelik doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor

Türkiye’de gebelik  doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Banu Çiftçi, ‘Hamilelik ve Doğum’ adlı yeni kitabında anne adaylarına gebelik sürecinde A’dan Z’ye rehberlik ediyor. Çiftçi’nin amacı doğum sürecinde bilgi kirliliğinden kaynaklanan endişe ve kaygıları gidermek. Dünyanın birçok ülkesinde gönüllü olarak doktorluk yapan Çiftçi’ye göre Türkiye’de endişesiz geçen bir gebelik süreci neredeyse yok.

Hamilelik & Doğum’ adında yeni bir kitabınız çıktı. İçeriğinden kısaca bahsedebilir misiniz?
- Anne adayının, aklındaki her soruya doğru cevabı bulabilmesini amaçladım. Çünkü hamilelik ve doğum konusunda çok fazla bilgi kirliliği var. Kitabı beslenmeden güzellik, estetik ve bakıma; bebeğin gelişimi ve annenin yaşayacaklarına, doğru bilinen yanlışlardan anne adayının psikolojisine, egzersizden doktora sorulacaklara, bölümler halinde yazdım. En büyük amacım, anne adayını gereksiz korku ve endişelerden kurtarıp hayatının bu en eşsiz deneyimini rahat yaşamasını sağlamak.
Kitabınızda değindiğiniz bir önemli nokta da gebelikte beslenme...
- Evet, bizim kültürümüzde “İki can besliyorsun, artık yediklerini iki katına çıkarmalısın” gibi bir kanı var. Aslında tek gereken, bu yanlışı “İki can besliyorsun, artık iki katı daha sağlıklı ve dengeli beslenmelisin” olarak düzeltebilmek. Gebelikte sağlıklı ve dengeli beslenme kurallarını uygulamak aslında yeterli. Doktorunuz ek olarak multivitamin ve beşinci aydan sonra demir ilacı verebilir. Haftada en az bir defa balık tüketimi de omega-3 açısından önemli. Öğünlerin birinde sebze, birinde et olması ve boş kalori içeren fastfood gibi gıdalardan kaçınılması gerekiyor.

Türkiye’de gebelik  doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor


Türkiye’de sezaryen oranları çok yüksek
Türkiye’de gebelik ve doğum kaygıları en çok hangi yönde?
- Maalesef tüm gebelik ve doğum süreci, en başından itibaren kaygıyla dolu bir hale getirilmiş durumda. Bunda çevrenin olumsuz yorumlarının katkısı çok büyük. Gebelik doğal bir süreç değil de hastalık gibi algılanıyor. En büyük sorun doğumdan korku. Halbuki doğru bilgilendirmeyle bundan kurtulmak mümkün.
Normal doğum artık çok az görülüyor ve normal doğum yapan bir kadın çevresinde şaşkınlık yaratıyor. Türkiye’de sezaryen doğumların bu denli artmasının sebebi sizce nedir?
- Türkiye’de sezaryen oranları maalesef çok yüksek. Normal doğum yapana kahraman gözüyle bakılıyor. Buna hem doktorun hem hastanın korkuları yol açıyor. Doktorun korkusu, tıbbi bir olumsuzluk durumunda yaşayacağı hukuki süreç. Hastanın korkusu da çocukluğumuzdan beri bilinçaltına yerleştirilen doğum korkusu. Örneğin doğumu hep çok ağrılı ve bağıra bağıra yaşanan bir süreç olarak gördük medyada. Buna karşın bir diğer sebep de ülkemizde doğumun bir şölen havasında yaşanması. Oda süslemeleri, doğum fotoğrafları çekilirken doğumun da tıbbi bir süreç olduğunu ve her tür olumsuz sonucun yaşanabileceğini anlatmak ve kabul ettirmek zor oluyor.

Afrikalılar muayene olmak için
köylerinden günlerce yürüyerek geliyorlardı

Türkiye’de gebelik  doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak sizi Afrika’da gönüllü doktorluk yapmaya iten ne oldu?
- Aslında daha doktor olma hayalleri kurduğum çocukluğumda bile Afrika’ya gidip oradaki insanlara yardım etme hayalim vardı. Doktor olmam, onlar için çok daha fazlasını yapabilmemi sağladı.
Afrika’da gönüllü doktor olarak bugüne kadar nerelere gittiniz, kimlere yardım eli uzattınız?
- 2012’de Yeryüzü Doktorları ile Somali Mogadişu, 2015’te Yeryüzü Doktorları ile Kongo DC, 2016’da Tüm Afrika’nın Dostları Derneği ile Uganda, 2018’de Tüm Afrika’nın Dostları Derneği ile Etiyopya. Çok sayıda muayene ve ameliyat gerçekleştirdik.
Yardıma ihtiyacı olan ülkelerde sizi en çok etkileyen ne oldu?
- En çok etkileyen, o yokluk içinde bile bizden çok daha mutlu olmalarıydı. Karınları aç olabilir ama gözleri, gönülleri hep toktu ve olmayan yiyeceği bile paylaşmaya çalışıyorlardı. Hayatlarında ilk defa doktor görüyor olmalarının mutluluğu da çok etkilemişti beni. Muayene olmak için köylerinden günlerce, kilometrelerce yol yürüyerek geliyorlardı. Ameliyata girecek hastanın korkması ve endişeli olması beklenirken, yıllar sonra ameliyat olabilecekleri için ameliyat sırası beklerken sevinçten uçuyorlardı.

Türkiye’de gebelik  doğal bir süreç değil, hastalık gibi algılanıyor


Yorumları Göster
Yorumları Gizle