Hürriyet Cumartesi Haberleri

HÜRRİYET CUMARTESİ

Sen şarkı söyle Gülizar...

Hürriyet Haber
02.02.2018 - 11:32 | Son Güncelleme:

İzmir’in neşeli sokaklarından kasvetli konaklara transfer olan Gülizar, bu yolculukta ruhunu kaybediyor. Oysa Çağan Irmak’ın elinde uzun zamandır izlediğimiz en renkli, pırıl pırıl hikâyeyi anlatma potansiyeli var...

Bu diziye başlayan herkes eminim bir genç kızın kendini kurtarma hikâyesiyle ilgileniyordur.

Sen şarkı söyle Gülizar...Çağan Irmak, ‘Issız Adam’dan bu yana sinemayla müziği birleştirme işini önemsiyor.

2008’de ‘Anlamazdın’ın hit olması; 45’lik barların, nostalji gecelerinin patlamasının fişekleyicisi oldu. Müzik kültürünün, nostaljisinin; hikâyenin kalbinde attığı işler yapan yönetmen fazla yok. Bu sebeple ‘Unutursam Fısılda’ filminin ardından ‘Gülizar’ da değerli bir iş.

Kanal D’nin iddialı dizisi bu beklentileri tamı tamına karşılayan tatlı bir coşkuyla başladı. İzmir’in neşesini, ‘Gülizar’ın genç heveslerine kattı. Evde soğan doğrayacağına bir yerden yırtıp şöhret olmak, hep, her yerde, durmadan şarkı söylemek isteyen bir kızın çelik gibi inadı başlı başına güçlü bir öykü açısı. Rüyasında dolmaların içine kıyma doldurduğunu görecek kadar yoksul, arka sokaklara sıkışan umutlarını güzel İzmir balkonlarından bağıra bağıra uçurmak isteyen pembe gözlüklü kızı başına mafyoz belalar gelmeden de izlerdik.

Oysa o bir anda yeraltı dünyasına, çiftlikli, konaklı ortamlara karıştı. Birinci bölümün ikinci yarısında ve bütün ikinci bölüm boyunca ‘Artık sen de herkes gibisin’ hissine kapıldık. Ekranda onlarca sınıf çatışması, varlıklı insanların entrikası ve konaktaki mutfak ekibi gıybeti varken keşke ‘Gülizar’ İzmir’de biraz daha kalsaydı. Komşularını bangır bangır şarkılarıyla kudurtmaya devam etseydi. İlla aksiyon gerekiyorsa korkunç Şerif’in pavyonunda sahneye çıkıverseydi. Şimdi, bir mandıra imparatorunun çatısı altında, tüm renkleri solmuş bir bülbül gibi kaderine küsüyor.

Pavyon mevzuları daha dikkat çekici

Belli ki Osman Alkaş’ın müthiş oynadığı Kâhya Veysel’in oğluyla imkânsız aşklara düşecek. Tanışır tanışmaz kaybettiği zengin babasıyla kayıp annesinin sırlarına gömülecek. Peki o güzel, özgür ruhlu şarkı kuşu olmasaydı da bunları yaşayamaz mıydı? O müzik aşkı hikâyeye nasıl bir fonksiyon katıyor şimdi?
Dizi, ekranda yapılan her şeyden bambaşka, pırıl pırıl bir öykü anlatma şansını geri tepmemeli. Çağan Irmak’ın elinde büyük bir potansiyel var. Bir de Farah Zeynep Abdullah gibi nefis biçilmiş bir kaftan... Önemli olan; konak entrikası, yasak aşk falan değil. Bu diziye başlayan herkes eminim bir genç kızın yırtma hikâyesiyle ilgileniyordur. Hatta kâhya oğlu Murat’tan çok Fettah’la aşk hikâyesi bile daha sempatik olur. Üstelik zengin klişeleri yerine pavyon mevzuları bin kat çekici. Dizinin zaten iyi oturttuğu tıkır tıkır bir temposu, şahane bir ekibi, iyi bir fikri var. Bunu ‘izleyici bunu istiyor’a değişmesin, ‘Gülizar’ hep şarkı söylesin.



    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı