GeriHürriyet Cumartesi Şalın altında 50 yıl
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şalın altında 50 yıl

Şalın altında 50 yıl

Şal desenini en iyi kullanan modaevi, şüphesiz Etro. Marka 50’nci yılını kutlarken, moda imparatorluğunun varisi Veronica Etro ile konuştuk: “Bir deseni Mick Jagger ve Jimi Hendrix giyiyorsa, geleneksel olduğunu söyleyemezsiniz.” ◊ Aslı BARIŞ/abaris@hurriyet.com.tr

Markanızla özdeşleşen desen, şal deseni... Oldukça klasik bir motif değil mi?
- Aslında pek çok farklı desen yaratıyoruz ama bizimle özdeşleşen desen şal deseni... Kökleri Mezopotomya’ya hatta daha öncesine dayanıyor. Babam 80’lerde kullanmaya başladı, kısa sürede sembolümüz oldu. Ama her sene bir şekilde yenilemeye çalışıyoruz. Eveti, klasik bir desen ama içinde ‘cool’ bir ruh da barındırıyor. Sonuçta Jimi Hendrix ve Mick Jagger bile giydi, çok geleneksel bir şey olduğunu iddia etmek yanlış olmaz mı?
◊ Peki, her sezon bir deseni moda, diğerini demode ilan eden endüstrinin içinde, 50 sene bir motifi gündemde tutmak zor olmadı mı? Nasıl başardınız?
- Desen Etro’nun geçmişi, bugünü ve geleceği. Her sezon desenle yeni bir yolculuğa çıkarız. Etro’nun merkezinde yüksek kaliteli kumaşlar ve aile geleneğimiz var. Yeni ve moda olanla geleneksel olan arasındaki dengeyi korumaya çalışıyoruz. Trendy koleksiyonları yaratmakla ilgilenmiyoruz, isteğimiz zamansız parçalara hayat vermek. Modern ama zamansız. Bu kurulması zor bir denge, Etro’yu sıra dışı yapan da bu.
◊ Modaya yön veren isimlerden biri olarak, sizin ilham periniz kim?
- Anneannem Audrey ve annem.
◊ Ailenize bir hayli düşkün olduğunuz belli.
- Evet, tabii ki.
Sayısız mesuliyetimiz var
◊ Ama aileyle çalışmak kimi zaman zor olabilir. Sizde durum nasıl?
- Çok yakınız; birbirimize de fikir danışmaktan çekinmeyiz. Çünkü işin özünde aile bağları, haliyle de güven yatıyor. Bir arada olduğumuz için hızlı kararlar alabiliyoruz. Hepimiz mirasımıza hayranlık, tarihimize saygı ve babamızın başlattığı işe sevgi duyuyoruz. Her birimizin farklı zevkleri var ama markanın felsefesi konusunda benzer bakış açılarına sahibiz. Sadece defilenin müziğini seçme konusunda tartıştığımız oluyor.
◊ Bir moda imparatorluğunun vârisi olarak, bu endüstride çalışmak sizin seçiminiz miydi, yoksa farklı bir kariyer ister miydiniz?
- Liseden sonra, Londra’ya taşınmaya karar verdim. Moda alanında çalışmak isteyip istemediğimden emin değildim. Sadece yaratıcı bir işle uğraşmak istediğimi biliyordum. Bu yüzden sanat ve moda alanında en iyi okullardan biri olan Central St. Martins’e girdim. Atölyede çalışırken kumaşlar beni kendine çekti adeta. Tasarımcı olarak sayısız mesuliyetimiz var. Özellikle de çevreye karşı. Seçtiğimiz kumaşın çevreye zarar verip vermediğinden emin olmamız, teknolojik gelişmeleri takip etmemiz, hatta yaratmamız gerek. Bunlar beni motive etti işte. Yoksa iş altı üstü elbise yaratmakla bitseydi, belki de sıkılırdım.
◊ ‘Etro Kadını’nı nasıl tanımlarsınız?
- Sanatı, kültürü ve seyahat etmeyi sever. Bireysel, bağımsız, egzotik, eklektik ve ironiktir; her zaman eğlenir. Kıyafetlerle oynamayı sever ama onları çok ciddiye almaz, modanın kendisinden çok stille ilgilidir. Çünkü kendini ifade ediş biçiminde bir özgürlük anlayışı vardır; trendleri takip eder ve modanın getireceği farklılıktan keyif alır.

Şalın altında 50 yıl

50. yılını kutlayan markanın tasarımları Beymen’lerde ve İstinye Park Etro mağazasında.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle