GeriHürriyet Cumartesi Nasıl bir travma bizi Çukurova’ya getirdi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nasıl bir travma bizi Çukurova’ya getirdi?

Nasıl bir travma bizi Çukurova’ya getirdi?

‘Bir Zamanlar Çukurova’da her hafta kötülüğün en saf haline şahit oluyoruz. Herkesin insanlığın en karanlık yerlerinde gezindiği bu dizi neden ilgimizi çekiyor?

'Demir Yaman’ (Murat Ünalmış) ilk bölümlerde ‘Yer Gök Aşk’taki Yusuf’u andırıyordu. Kara yağız konak oğlanı, Oedipus kompleksli ama merhametli, yiğit... Fakat bölümler ilerledikçe bir psikopata dönüştü. Uçağıyla Çukurova’daki topraklarının üzerinden geçerken, ‘Buraların hepsi benim. Uçmayı seviyorum çünkü her şeye hakim olduğumu bana hatırlatıyor’ dediği anda anlamalıydık. ‘Demir’, gerçek bir narsisist, nevrotik bir kibir küpü. ‘Züleyha’ya yaptığı eziyet bir yana, etrafındaki herkesi terörize ediyor. Yüzüğü takmayan parmağını kesmekle tehdit ettiği, zorla evlendiği karısı konakta bile değil, yatak odasında hapis hayatı yaşıyor. Yanında çalışanları canlı canlı yakmaya kalkıyor, kahyasının alnına silah dayadıktan bir dakika sonra şeytani kahkahalar atıyor, ‘Yılmaz’ı öldürme çabaları biçim biçim işkence ve eziyet dolu.

Psikopatlık çıtası yukarı çıkıyor

Fakat tüm bunlara rağmen ‘Demir’ tam olarak dizinin kötü adamı değil. Mesela yine benzer bir senaryoyla ‘Kara Sevda’da Nihan’la evlenen ‘Emir Kozcuoğlu’ndan farklı. ‘Demir’, tüm manyaklıklarına rağmen hâlâ dizinin jönü olabilmeyi başarıyor. Çünkü her yerde, onu bile aşan, ham kötülükle karşı karşıyayız.
Hikâyenin en şeytani karakterlerinden biri ‘Hünkar Hanım’dan (Vahide Perçin), ‘Saniye’ye, gözünü kırpmadan bebek katili olmayı sinek öldürür gibi içselleştiren ‘Şermin’den, yedi ölümcül günahın her birini ruhunda taşıyan ‘Gaffur’a, ‘Fadik’ten, yoksul ırgatına, dedikoducu manavına herkes baştan aşağı zehir.
İçi entrika, skandal, çok hınzır planlar, zalimler ve mazlumlarla dolu taşra dramlarını ezbere biliyoruz. Artık bu tür dizileri bir tahmin oyunu oynar gibi izliyoruz. ‘Acaba ‘Fekeli, Hünkar’ın eski sevgilisi mi’, ‘Yılmaz, Gülten’le intikam için evlenir mi’, ‘Züleyha kesin numara yapıyor, bebeği alıp kaçacak’ diye çekirdek çitlemek bu işin ritüelinin bir parçası. Çoğunlukla da tahmin oranlarımız epey yüksek.
Ama ‘Bir Zamanlar Çukurova’ insanı bu noktaya nasıl geldik diye düşündürüyor. Bunca nefret dolu bir ıstırap pornosu nasıl televizyonun en bağımlılık yaratan öyküsü oldu? Kalbi marazi bir aşktan başka hiçbir güzellikle çarpmayan bu karakterler toplumsal bilinçaltımızdaki dehşet verici şeylerin tezahürü muhakkak.
Türkiye’yi hiç tanımayan birine önce ‘Bartu Ben’i sonra Çukurova’yı izletsek hiç tereddütsüz hepimizin şizofren olduğunu düşünür. Neyse ki, absürt bir fantazya olmasına rağmen Çukurova bir ‘Sen Anlat Karadeniz’ değil. Çok daha iyi bir sinematografisi, nispeten daha az mizojinist bir tonu var. Yine kadınlar mütemadiyen hizmetçi, kapatma ya da ana olsa da dizideki bütün erkeklerin düşük zekâsının yanında cin gibiler. Bir tek ‘Saniye’ bile tek başına bütün ‘koca bebek’ adamlara pabucunu ters giydirir.
Sezonun en ‘daha neler’ dizisiyle karşı karşıyayız. Her bölüm psikopatlık çıtası yukarı çıkıyor. Görünüşe bakılırsa izleyici de bu yüksek tansiyondan hoşlanıyor, dizinin share’i yüzde 30’ları aştı. ‘Yamanlar Konağı’nı hastaca takip etmeye devam!

Kalbi marazi bir aşktan başka hiçbir güzellikle çarpmayan bu karakterler toplumsal bilinçaltımızdaki dehşet verici şeylerin tezahürü
muhakkak.

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle