GeriHürriyet Cumartesi Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Hepsinin birbirinden farklı hayatları, farklı müzik tarzları var. Kimi popçu, kimi rap yapıyor, kimi caz duayeni, kimi Türkçe, kimi Kürtçe söylüyor. Gazeteci Deniz Koloğlu, bu topraklardan çıkmış 23 müzisyen kadınla buluştu, müziklerini nasıl ürettiklerini ve müzik piyasasında kadın olmanın ne demek olduğunu sordu. “Kadın müzisyen, kadın şarkıcı, kadın prodüktör... Bu tabirleri kullanmayı ne zaman bırakıp sadece ‘müzisyen’ diyeceğiz” diye soran Koloğlu, ‘Müzikle Yaşayan Kadınlar’ adlı kitabını öldürülen müzisyenler Değer Deniz ve Âşık Ayten Gülçınar’a ithaf ediyor.

Kara Plak Yayınları size kitap teklifiyle geldiğinde önce “Kadın yönetmen, kadın şair, kadın müzisyen diye kategorize edince bu ayrımcılık illetini besliyoruz” diyorsunuz ama sonra kitap için çalışmaya başlıyorsunuz. Fikrinizi ne değiştirdi?
- Türkiye’de kendi müziğini yapmanın halihazırda zor olduğunu biliyordum ama “Kadınlara nasıl müzik yaptıkları neredeyse hiç sorulmuyor” tespitleri bir şeylere aymama vesile oldu. Müzisyen kadınlarla müziklerini konuşmaya başladığımda, bu müzisyenler müzikleri vesilesiyle anılma ihtiyacının olduğunu doğruladı. Ortak bir farkındalık ve bıkkınlıktan bahsedebilirim. Mesela Gaye Su Akyol, “Toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden kayırmalarla ya da engellerle güdüleniyoruz ve bu, insan için tüm savaşlardan daha yıkıcı olabiliyor” diyordu.
 Müzisyenlerle temasa geçerken yazışmalarınıza “Başına kadın ibaresi koymayacağımız günlerin ümidiyle” cümlesini ekliyorsunuz. O yüzden ‘kadın müzisyen’ değil, ‘müzisyen kadın’ ifadesini kullanıyorsunuz.
- Kitap için Ayşe Tütüncü’yle sohbet edene kadar ‘kadın müzisyen’ diyordum. O ne zaman ki “Ben müzisyen kadın demeyi tercih ediyorum” dedi, ben de dizilişini gözden geçirdim. ‘Kadın müzisyen’ dediğimizde müziğin bir kadın tarafından yapıldığının altını çiziyoruz. Oysa ‘erkek müzisyen’ deme ihtiyacı duymuyoruz. Müziğin erkekler haricinde bir kadın (belki de bir trans) tarafından yapıldığının altının çizilmesi, müzisyenliğin erkek cinsiyetine ait olduğuna dair bir ön kabul. Bu da cinsiyetçi bir eğilim ve apaçık bir eşitsizlik söz konusu. Diller, bu küçücük nüanslarla şekilleniyor, şifalanıyor.

Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var


Sektör, çıkarı neyse ona hizmet ediyor
 Kadınlar müzik yaparken hangi duvarları aşmak zorunda kalıyor?
- Çarpıştıkları duvar sayısı ve biçimi aynı değil. Müziğini gönlünce yapmak isteyen tüm kadınların karşılaştığı başlıca duvarların cinsiyetçi ayrımcılık, sınıfsal eşitsizlik, etnik ayrımcılık olduğunu görüyorum. Bu duvarlardan bazısı aile içinde korumacı kılığında, bazısı konservatuvarda eğitimci kisvesiyle, bazısı da toplumla buluştuğu yerde dışlanmak suretiyle örülüyor. Bu kadınların müzikleriyle, duruşlarıyla ayrımcı zihniyete bilerek ya da bilmeyerek kafa tutuş biçiminden çok etkilendim, hep çok etkileneceğim.
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var
Erkek müzisyenlerle nasıl bir ilişkileri var peki?
- Görüştüğüm tüm müzisyenlere sorduğum sorulardan biri de onlara göre müzik sektörünün erkek egemen olup olmadığı ve şayet öyleyse onların bunu kendi müzikal dünyalarında bertaraf edip edemedikleriydi. Neredeyse hepsi bu sektörün erkek egemenliğinde olduğunu düşünüyor. Ama hepsi ne istediklerini çok iyi biliyor ve hayal ettiklerinin arkasında duruyorlardı. Birlikte çalıştıkları müzisyenleri erkek veya kadın diye ayırmıyorlar. Onlar için belirleyici olan, ortak paydada buluşabilecekleri insanlarla çalışmak.
 “Kadınlığınız, dişiliğiniz müziğinize nasıl yansıyor?” şeklinde bir sorunuz var. Bu soru biraz da ‘kadın müziği’ ifadesini tartışmaya açıyor sanki.
- Bu müzisyenlerin müzikleriyle ilişkilenmelerinde cinsiyetlerinin onların nazarında bir rolünün olup olmadığını merak ettik. Eğer varsa, bunun ne kadar farkında olduklarını da... Bir kadından ya da erkekten çıkacak müziğin cinsiyetiyle orantılı olmak zorunda olduğunu da düşünmüyorum. Müzisyen neyi nasıl tasarlamak istiyorsa eser de öyle olacaktır.
 Türkiye müzik sektörünün, müzisyen erkeklere hizmet ettiğini söyleyebilir miyiz?
- Plak şirketi ve mekân sahiplerinin çoğunun erkek olması, sektörünün erkek egemenliğinde olduğunun en büyük göstergelerinden biri. Ama bu sektörün erkek müzisyenlere hizmet ettiğini söyleyemem. Bu sektör, çıkarı neyse ona hizmet ediyor. Neye ihtiyacı varsa onu kullanıyor, hatta gerekirse onu yaratıyor.
Sadece bu coğrafyanın problemi değil
SILA
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

‘Kadın’ kelimesinin parçası olduğu herhangi bir tamlamayla zorum yok. Evet, yıkıcı, kayırıcı, maalesef aşağılayıcı bir sürü sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Sadece bu coğrafyanın problemi değil bu. Dünya da mustarip. Doğurgan, etken bir varlığın ayağının yere basmamasıyla ilgili herhangi bir şüphe olamaz; fakat burada kuvvetli rol oynayabilecek faktörlerle yine çarpışıyoruz. Ne bunlar? Aile, çevre, eğitim...
Sebep, gece hayatında başlarına gelenler
KALBEN
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Neden az kadın sesçi, kadın davulcu, kadın gitarist var? Bugüne kadar kadınlar neden bazı işlere girmemişler, gece hayatının içinde rahat rahat paralarını kazanıp müziklerini hiçbir etiket yemeden, bir giyim kuşam ve sunum kalıbının içine girmek zorunda kalmadan icra etmemişler? Bunun sebebi acaba gece hayatının içine o pozisyonlarda girdiklerinde başlarına gelenler olabilir mi? Belki itilip kakılmışlardır, taciz edilmişlerdir, paralarını alamamışlardır, aşağılanmışlardır, öyle davranmadıklarında yolları tıkanmıştır.
Erkekler her şeyi çıkarına göre kullanıyor
İLKNUR YAKUPOĞLU
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Benim yaşadığım yerlerde de meydanlarda kadınlar hiç türkü söylemezlerdi, ayıptı çünkü. Mesela ilk çalmaya başladığım zamanlarda bir etkinliğe gitmiştim. İşte ne kadar çalabiliyorsam çaldım. Erkekler de horon ettiler. Folklorla ilgilendiğini söyleyen bir adam yanıma geldi, “Bir kadının çalıp erkekleri oynatması hiç yakışık alır bir şey değil” dedi. Ben de “Kadınların sırtında yük taşıması da bana göre hiç yakışık alır değil. Onu eleştirmiyorsunuz da benim çalmamı mı eleştiriyorsunuz!” demiştim. Benim kemençe çalmamı inançlar açısından da çok yadırgıyorlar. Erkekler her şeyi işin çıkarına göre kullanmaya çalışıyorlar.
Erkekler daha kolay popüler oluyor
CEYLA’N ERTEM
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Bir adam bana gelip “Çok iyi şarkı söylüyorsun” dediğinde başka bir adam “Sana yazıyor şu anda” diyebiliyor. Belki gerçekten şarkıcılığımın iyi olduğundan bahsediyordur ama yoksa öyle değil mi? “Bu, kadın olmam sayesinde oldu” dediğim şey yok, halbuki “Erkek olsaydım çok daha iyi olurdu” dediğim şeyler var. Popülerlik mesela. Kesinlikle erkek şarkıcılar kadınlardan çok daha kolay bir biçimde, çok daha popüler olabiliyor.
Amca dediğin insan sana bir dişi gözüyle bakıyor
EZGİLİ KEVSER
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Sahneye çıkarken “Saçımı başımı yaptırayım, güzel gözükeyim” hevesinde bir genç kızsan, amca dediğin insan sana bir dişi gözüyle bakıyor. İstanbul’dan çağırdıklarında “Konaklama yeri bulursanız gelirim” diyorum. Erkek olsam bulurum orada kalacak bir otel ve bunu demek zorunda kalmam. Hep, bir tecavüze mi uğrayacağım, başıma kötü bir şey mi gelecek korkusu var. Yani ben kadın olmasaydım sanatımı daha özgür yapardım, sadece onu diyebilirim.
Müziği açıkta erkekler yapar, kızlar yapmaz
GÜLAY DİRİ
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Erkek olsaydım çok önceden müzik hayatına atılmış olurdum. Eğer okuma imkânı verilmiş olsaydı, bir kız olarak yine müzikle uğraşırdım. Belki müzik okumayabilirdim ama sosyal bir etkinlik olarak kesin müzikle ilgilenirdim. Karşı ormanda ağacın dibinde cura çalan amcanın önünde gidip oturamadım. Neden? Kız çocuğu olduğum için. Müziği açıkta erkekler yapar, kızlar yapmaz. Dedim ya ben istisnayım. Babam da 13 yaşıma kadar müsaade etti, sonra izin vermedi. Ama kadın olmam sayesinde bu kültürü daha iyi içselleştirdim, hani daha iyi algıladım, daha iyi anlatabiliyorum, daha yaratıcıyım diyebilirim.
Mutfak, erkeklerin elinde
ELİF ÇAĞLAR
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

İşin mutfak kısmı dominant şekilde erkeklerin elinde. Şunu çok yaşadım açıkçası; işte duruşumla ilgili akıl vermeler, “Sen aslında azıcık daha kendine baksan, biraz dekolteni yırtmacını açsan... Caz şarkıcısı çünkü biraz şey olur. Sen biraz da ondan kaybediyorsun” demeler...
Lütuf eder gibi çalmayı teklif eden var
KİM Kİ O GRUBUN’DAN BERNA GÖL
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Eli cebinde gelip “İsterseniz size davul çalarım” ya da “Gitar çalarım” diyen erkekler var. Bir lütufmuş gibi. Ankara’ya ilk defa gitmiştik; trenden indik; ağır aletlerimizle mekâna gittik ve içeri girdik. Adam, ikimizin üzerinden ayak parmaklarının ucunda yükselip “Diğerleri nerede?” diye sorduğunda nevrimiz dönmüştü.
Müzisyen kadınlar anlatıyor... ‘Başıma kötü bir şey mi gelecek’ korkusu var

Müzikle Yaşayan Kadınlar Deniz Koloğlu Kara Plak 312 sf. 32 TL.




Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle