GeriHürriyet Cumartesi Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık

Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık

Başkent Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Halil Özcan, Kurtuluş Savaşı yıllarında, İstanbul’un işgalinden şehrin yeniden teslim alınmasına kadar faaliyet gösteren PR Gizli Telgraf Merkezi’ni kaleme aldı. ‘Atatürk’ün Özel Şifre Hattı’ adlı kitabı ve arka planda kalan kahramanların hikâyesini Özcan’dan dinledik.

* Telgraf haberleşmesinin Osmanlı’da nasıl bir rolü vardı?

- Başta padişahlar için ülkenin her tarafını merkezi otoriteye bağlayan bir sistem ve ek denetim aracıydı. Ama sonra, hanedanlığı sona erdiren önemli faktörlerden biri oldu.

* Nasıl oldu bu?

- II. Abdülhamit’e karşı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önce Rumeli’de, sonra tüm Osmanlı devletinde örgütlenmesinde telgraf teşkilatının çok önemli desteği var. Padişahın fermanına karşı telgraf teşkilatı kullanılıyor ve halk İttihatçılar tarafından yönlendirilebiliyordu. İsyan başladığında halk padişaha ‘Anayasayı yürürlüğe koyması’ için telgraf çekiyordu. 23 Temmuz’da Makedonya’dan Yıldız Sarayı’na yağmaya başlayan telgraf metinlerinde, ‘Anayasa ilan edilmediği takdirde tahtta değişiklik yapılacağı’ tehdidi yer alıyordu. Makedonya’dan gönderilmiş 150 kadar telgraf okunduktan sonra II. Meşrutiyet’in ilan edildiği, Makedonya’daki genel müfettişlik ve valiliklere yine telgrafla bildirildi.

* İstanbul işgal edildiğinde telgrafın önemi daha da artıyor...

- İşgalci devletler ve İngilizler, 16 Mart 1920’de, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 12’nci maddesine dayanarak, İstanbul’da askeri, mülki kurumlar ve demiryollarıyla birlikte telgrafhaneleri de işgal etti. Haberleşme neredeyse sadece telgraf tellerine dayandığı için bu durum, cepheleri ele geçirmek kadar önemliydi. Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan sonra, önce kolordu komutanlarıyla, sonra da kaymakam ve valilerle telgraf irtibatı kurdu. Bir yandan telgraf başında komutanlara ve yöneticilere işgalin gerekçesini anlatarak halkı aydınlatıyor, diğer yandan da işgalleri protesto ettirmek suretiyle onları eyleme geçiriyordu.

Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık

‘Atatürk Telgraf Başında’, Şeref Akdik, 1934, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi.

İşgal altındaki İstanbul’da haberleşme

* İhsan Pere bu noktada devreye giriyor değil mi?

- İşgal döneminde İstanbul Merkez Telgrafhanesi’nin başmemuru İhsan (Pere) Bey’di. 16 Mart günü İstanbul’un işgal haberini telgrafçı Manastırlı Hamdi’ye bildirerek Ankara’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’nın haber almasını sağladı. 21 Nisan 1920’de de İstanbul Telgraf Müdürü oldu.

* İhsan Bey, Ankara’yla telgraf haberleşmesinin kesilmesi üzerine, PR Gizli Telgraf Merkezi’ni kuruyor. Merkez adını nereden alıyor?

- İhsan Bey, Hat Başçavuşu Mümtaz (Tekmen) Bey ve Telgraf Memuru Cevad (Besen) Bey’le birlikte bu gizli merkezin yerini belirledi: İstanbul Merkez Telgrafhanesi’nin bodrumunda bir oda. Binanın içi ve dışı İngiliz askerlerinin kontrolündeydi. Haberleşmeye başlamadan önce İhsan Bey, merkeze adres olarak ‘PR’ işaretini belirledi. Bu kısaltmanın, ‘Payitaht Riyaseti’nin (İstanbul Merkezi) kısaltması olma ihtimali yüksek. PR Gizli Telgraf Merkezi’ndeki memurlar, her akşam saat 18.00 veya 19.00’da geliyor ve genellikle iki saat içinde işleri bittiğinde etrafı toparlayıp gidiyordu.

Merkezi evine taşıdı

* İfşa olana kadar...

- Evet. İstanbul işgal kuvvetlerinin aldığı çok sıkı tedbirlere rağmen en çok merak ettikleri konu, Ankara’da olup bitenlerden İstanbul gazetelerinin çok kısa sürede nasıl haberdar olduğu, İstanbul’da olanların Ankara’da nasıl öğrenildiğiydi. İstanbul’daki milli örgütler, yeniden silah depolarını basarak boşaltmaya başlamıştı. İşgal kuvvetleri bir yandan sansür tedbirlerini sıklaştırırken, diğer taraftan muhabere salonundaki süngülü asker sayılarını artırıyordu. Her telgraf makinesini en ufak vidasına kadar sökerek en sıkı ve fenni tetkiklerden geçiriyorlardı. Sonuç alamayınca Anadolu’ya geçen tellere telefon makineleri takıp hatları dinlediler.

* Bu durum, haberleşmede kesintiye yol açmadı mı?

- İngilizler zaman zaman, İstanbul’dan Ankara’ya gitmekte olan hattı hemen kesmek suretiyle muhabereyi sekteye uğratıyordu. Ama Ankara’yla haberleşmeye azmetmiş bir avuç telgrafçı, koparılan kilometrelerce teli her gece yarısı Ankara teline bağlamak ve sabaha karşı bu teli tekrar ortadan kaldırmak suretiyle olağanüstü bir gayret gösterdi.

Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık

Atatürk’ün Özel Şifre Hattı-PR Gizli Telgraf Merkezi, Halil Özcan, Siyasal Kitabevi, 327 sayfa, 35 TL

Soyadı teşkilattan geliyor

* Ama sonra deşifre oluyorlar...

- İngilizler bütün tedbirlere rağmen ipucu bulamayınca, telgraf merkezinin yerini para vaadiyle öğrenmeyi denedi ve başardılar. Türk telgrafçılardan biri merkezi ihbar etti. İngilizlerin baskın yapacaklarını haber alan İhsan Bey, bir saat kadar önce telgraf makinesini kaçırmayı başardı. Ama merkez ifşa olmuştu tabii. İhsan Bey, Nişantaşı’nda eviyle telgrafhane arasında bir telefon hattı kurdurdu, merkezi evine taşıdı. Evde eşi ve iki çocuğu olduğu halde...

* PR Gizli Telgraf Merkezi’nin üç yıl boyunca açık kalması, o dönemde nasıl bir fayda sağladı?

- İstanbul’dan Ankara’ya istihbarat, silah, mühimmat ve insan desteği arttı. İhsan Bey ve memurların Yunan kuvvetleri hakkında edindikleri bilgileri Ankara’ya ulaştırmaları, Ankara’ya muhabere malzemesi desteği sağlamaları ve savaşın sonucunu etkileyecek kimi kritik telgrafları risk alarak gündüz çekmeleri çok önemli bir katkıydı. O dönem telgrafsız mücadeleyle zafer kazanabilmenin imkânı yoktu.

* Atatürk de bu katkının kıymetini dile getiriyor değil mi?

Evet, “Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık” diyor. 14 Nisan 1934’te de PR Gizli Telgraf Merkezi’nin isminden hareketle İhsan Bey’e ‘Pere’ soyadı Atatürk tarafından veriliyor. O ve diğer telgrafçılar, bu merkezi yıllar sonra bile dillendirmedi. Sırlarını, yeniden bir savaş ve işgal ortamı olma ve aynı tedbirleri alabilme ihtimalini düşünerek dillendirmedikleri anlaşılıyor. Bu çalışma, Milli Mücadele’ye destek veren ancak arka planda kalan kahraman ve fedakâr insanların katkılarını ortaya çıkarıyor.

Milli Mücadele’yi telgraf telleriyle kazandık

Halil Özcan

 

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle