GeriHürriyet Cumartesi ‘Son Beş Yıl’ da ne yaptığını biliyorum!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Son Beş Yıl’ da ne yaptığını biliyorum!

Bir tarafta kariyerinde tırmanışa geçmiş bir yazar, diğer tarafta mesleğinde tutunmaya çalışan bir oyuncu. Aşk ve kariyer çatışmasının ortasında kalan bir çift... 2002’den bu yana, ABD başta olmak üzere 16 ülkede sahnelenen ünlü müzikal ‘Son Beş Yıl’ şimdi Türkiye’de. Oyuncuları Kaan Sekban ve Pelin Akil’le buluştuk. Aşkta ego olur mu, insan sevgilisinin başarısını kıskanır mı diye sorduk, aşk hayatlarını masaya yatırdık.

Oyununuz kariyerle birlikte başlayan ilişki çatışmasını anlatıyor. Sizce aşkta ego olur mu?
Kaan Sekban: Aşk, iş, dostluk... İlişkilerin hepsinde ego var. Aşktaysa ego çok daha ön planda. Özellikle günümüzde.
Neden böyle?
Kaan Sekban: Bizde kadın da erkek de kariyerinde belli bir noktaya geldikten sonra birbirini domine etmeye çalışıyor. İkisi de kendi dedikleri olsun istiyor. Birbirine alan açan ve birbirini anlayışla karşılayan çift çok az.
 İnsan âşık olduğu kişinin başarısını kıskanır mı?
Kaan Sekban: Aa tabii, bence kıskanır.
 Sizin sevgiliniz var mı Kaan Bey?
Kaan Sekban: Ben ‘ruh işimi’ buldum. Güzel bir ilişki yaşamak isterim ama şu an müzikalle yatıp kalkıyorum.
Bu söylediklerinizden sonra bir ilişkiniz olmaması normal gibi...
Pelin Akil: İnsanlar bu röportajı okuduktan sonra hiç ilişkisi olmayacak.
Kaan Sekban: (Gülüyor) Aslında demek istediğim şu; insan sevgilisinin başarısını değil ama birçok kişi tarafından sevilmesini kıskanır. Benim sevgilim çok sevilen biri olsa ona gösterilen ilgiyi kıskanırım.
Yani sevgiliniz CEO olabilir ama ünlü olmasın. Öyle mi?
Kaan Sekban: İşte ideal ilişki. Ünsüz ve zengin, en iyisi (gülüyor)!
Geçen hafta Murat Dalkılıç, “Bu piyasada ideal ilişki için iki taraf da ünlü olmalı” demişti...
Pelin Akil: Bu aslında sosyalleştiğin ortamla da alakalı.
Kaan Sekban: Tabii tabii, bak Tarkan’a (gülüyor)... Daha fazla sansasyonel şeyler söylemek istemiyorum. Ama bu yoruma katılmıyorum.
Pelin Akil: E ben de oyuncuyum, eşim de (Anıl Altan) oyuncu. Birbirimizle empati kurabiliyoruz. Bu da ilişkiye olumlu yansıyor.

‘Son Beş Yıl’ da ne yaptığını biliyorum

Kaan Sekban:
20 kilo verdim ama yanaklarım hâlâ duruyor
Müzikalde canlandırdığınız ‘Jamie’ karakteri kariyerinde hızla yükseliyor. Aslında size benziyor. Üç yıl önce bankada terfi bile alamayan bir adamken olayların bu noktaya gelmesini bekliyor muydunuz?
- Asla beklemiyordum. Bankadan istifa ettim. Hep oyuncu olmayı hayal ediyordum. Ama işler istediğim gibi gitmedi. Hatta bazı ajanslardan tipim nedeniyle geri çevrildim. O zaman kendi söküğümü kendim dikerim diyerek sosyal medyada canlı yayınlar açmaya başladım ve daha güçlü olduğum şeye, konuşmaya yöneldim. Çok daha kiloluydum, kilo verdim. Kitap yazdım. Onu genişletip stand-up olarak sahneye taşıdım.
 “Fiziğimden dolayı reddedildim” dediniz. Peki mizahta makbul olan bir tip var mı?
- 20 kilo verdim ama yanaklarım hâlâ duruyor. Bu da sempatiklik yaratıyor. Muzır bir tatlılık tipte avantaj sağlıyor.
 Siz mizahınızı nasıl anlatırsınız?
- Kuru kuru güldürmek bana mizah gibi gelmiyor. Biraz kafa açmak gerekiyor. Benim mizahımın da bir derdi, düzene ve sisteme itirazı var.
 Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Ata Demirer gibi isimlerin arasına isminizi yazdırır mısınız?
- Onların yeri çok farklı. Hiçbir zaman onlarla aynı noktada yarışamam. Ama komedi alanında iyi bir noktaya geldiğimi ve isim olduğumu düşünüyorum.
Pelin Akil:
Seksi bir kıyafet giymek insanın içinden gelmiyor
 Oyununuzun adı ‘Son Beş Yıl’. Sizin için son beş yıl nasıldı?
- Eşim Anıl’la seyahat etmeyi çok seviyoruz. İlk zamanlarımız bol bol gezmekle geçti. Ardından sürpriz bir check-up sonucu hamile olduğumu öğrendim. Tek çocuk olduğunu sanıyordum. Bu sırada Anıl askere gidip geldi. Ve bebeklerin ikiz olduğunu öğrendim. Bebekler doğdu... Hareketli bir beş yıldı.
 Evlilik ve çocuklarla birlikte hayatınızda ve aşkta neler değişti?
- İlişkimizin başka bir aşamasına geçtik. İkizlerden dolayı aşkı düşünecek vaktimiz yok. Eşim Anıl’la birbirimizi fark edemediğimiz ancak küçük sürprizler yaparak, notlar bırakarak aşkı hatırladığımız günler yaşıyoruz. Sadece çocuklara odaklanmış vaziyetteyiz. Hayatımda hiçbir zaman kilo almak beni bu kadar mutlu etmemişti. Annelik bana her duyguyu bir arada yaşattı. Bebeklerin o kokularının, verdikleri hissin tarifi yok.
İkizler sekiz aylık. Seksi kıyafetler falan evde rafa kalktı mı?
- Şu an hayat durmuş vaziyette. Seksi bir kıyafet giymek insanın içinden gelmiyor. Ben pijamalarımla takılmayı seviyorum.
‘Son Beş Yıl’ da ne yaptığını biliyorum

Nefret ediyorum paradan!
İkiniz de sosyal medyayla daha geniş kitlelere adınızı duyurdunuz. Peki insanların sosyal medyada attığı her adımı gösterme sevdasına ne diyorsunuz?

Kaan Sekban: İnsanlarda merak edilme fetişi var. Mesela biri bizi takipten çıkardığı zaman deliriyoruz, “Beni nasıl merak etmez” diye.
 Sizde de var mı bu?
Kaan Sekban: Başlarda vardı. Benim asıl paylaşma fetişim var.
Nedir o?
Kaan Sekban: Mutlu olduğum ve beğendiğim şeyleri insanlarla paylaşma isteği.
 Peki sosyal medyadan tanınan insanlar ne kadar kalıcı olur?
Kaan Sekban: İnsanlar kendi mecralarını yarattı ama ne kadar kalıcı olurlar bilemiyorum. Benim için önemli olan bir şeyin katma değerinin olması.
 Para mı yani?
Kaan Sekban: Hayır canım. Para o kadar önemsiz ki... Nefret ediyorum paradan!
 Böyle diyorsunuz ama kazancınız sayesinde şimdi bu müzikalin ortak yapımcısı oldunuz...
Kaan Sekban: Türkiye’de benim gibi yeni ortaya çıkan biri işleri iyi giderken neredeyse kazandığı bütün parayı çok riskli bir şeye yatırmaz. Başka şeylere yatırım yapar. Ben sanata yatırım yaptım. Şimdiye kadar da sadece Çekmeköy’den bir artı bir daire alabildim.
Ekranda kendimi
bir gördüm, şok!
Siz nasıl tanıştınız?
Kaan Sekban: ‘İstanbulname’ diye bir müzikalde oynamıştık. Dört ay prova yapıp dört kere oynadığımız bir oyundu. Yönetmenimiz kendi seçmesine rağmen beni sürekli ezerdi. Kendime güvenim gitmişti. O günlerden Pelin’i ve ortak yapımcımız Evren’i (Ercan) aldım. Şimdi hayalimizi kendimiz gerçekleştiriyoruz.
 Birbirinizi ‘Canım, cicim’ demeden nasıl anlatırsınız?
Kaan Sekban: Ben çok heyecanlıyım. Müzikalle ilgili her şeyi en baştan beri sosyal medyadan paylaşıyordum. Pelin’e sormadan!
Pelin Akil: Kaan’ın Harbiye gösterisinde müzikalden bir şarkı söyledik. Kaan bana sormadan bunu dev ekranda yayımlamak için bir kurgu yapmış. Tak, Harbiye Açıkhava’da perdeye yansıttı. Bende doğum kiloları... Ekranda kendimi bir gördüm, şok! Gerçi bak hâlâ kendindeki negatif şeyleri anlatıyor, bende değiştirmek istediği şeyleri anlatmıyor, canım benim.
Kaan Sekban: Yooo biraz daha anlayışlı olabilirdin mesela diyorum aslında (gülüyor). Pelin’de değiştirmek istediğim şey, vesveseli oluşu.
Pelin Akil: Kaan da biraz daha düşünceli olabilir (gülüyor). Bir de çok tez canlı.
Kocama âşığım, neden öyle diyorsun?

‘Son Beş Yıl’ da ne yaptığını biliyorum


Âşık olacağımız kişiyi nasıl anlarız?
Pelin Akil: Benim için Anıl’ın mizah anlayışı çok etkileyiciydi.
 Erkeklerin güldüreni mi makbul?
Pelin Akil: Bence öyle, yoksa hayat nasıl geçer?
Kaan Bey siz güldürmenin ekmeğini yediniz mi?
Kaan Sekban: İlişkide hiçbir şeyin, bir şeyini yediğim olmadı daha. İlişkide aç karnına yatıyorum (gülüyor). Asıl sorunun cevabına gelirsek, âşık olduğun kişi yanındayken kalbini ağrıtan kişidir. Aşk o ağrıdır. Kalori yakmaya başlarsın. Âşık olacağın kişiyi de öyle anlarsın.
 Pelin Hanım sizin kalbiniz ağrıyor mu?
Pelin Akil: Benim kalbim ağrımıyor ama Anıl’ı özleyince burnumun direği sızlıyor.
Kaan Sekban: E sizin kaç sene olmuş, normal! Yakında senin romatizma ağrın olur zaten.
Pelin Akil: Kocama âşığım, neden öyle diyorsun? Başka bir şey diyeceğim, son yıllarda gençler hep evlenmek istiyor farkında mısınız? Neden böyle oldu?
Kaan Sekban: Düğünlerini sosyal medyadan göstermek istiyorlar. Çünkü eskiden düğünün havasını atmak için herkesi çağırman gerekiyordu. Şimdi sosyal medyadan yayımlayarak havasını atabiliyorsun. Evlilikler arttıysa bunda sosyal medyanın etkisi vardır.
 Hep aşk konuştuk, dünyaya ve ülkeye karşı kafa yorduğunuz şeyler var mı bu aralar?
Pelin Akil: Çocuklar olunca daha çok oluyor. Onlara güzel bir gelecek istiyorum. Çocuklarım kız ve onlara dair dertlerim var.
Kaan Sekban: İçinden geldiğim iş dünyasında yapılan mobbingler, hak yemeler, mesai ücretlerinin ödenmemesi gibi şeyler... Bu konularda sesimi yükseltiyorum. Hayatta iki şeye gelemiyorum. Birincisi, insana yapılan haksızlık. İkincisi, haksızlığa uğrayanın kendi haklarını savunamaması. Kurtarıcı beklemesi. Kurban psikolojisine giriyoruz. Oysa insanlar bunu fark etmeli ve haklarını aramalı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle