GeriHürriyet Cumartesi Kendini sevmek insanlık için hiç bu kadar zor olmamıştı!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendini sevmek insanlık için hiç bu kadar zor olmamıştı!

Kendini sevmek insanlık için hiç bu kadar zor olmamıştı!

Tarihin en büyük 300 mucidi arasında gösterilen bir yazar, bilim insanı, filozof ve besteci o. ‘Sanal gerçeklik’ teriminin yaratıcısı Jaron Lanier, şimdi son kitabı ‘Sosyal Medya Hesaplarınızı Hemen Silmeniz İçin 10 Sebep’le insanlığı, sosyal medya virüsünden kurtarma derdinde. Bu hafta, MARKA Konferansı için İstanbul’da olacak Lanier’le, öncesinde telefonda konuştuk.

Akıllı cihazlar ve sosyal medya kullanımı sayesinde durmadan izleniyor ve kayıt altına alınıyoruz. Genel kanı, bundan kurtuluşun olmaması. Hatta biraz da kabullenmişlik ve boş vermişlik... Böyle bir toplumun, sosyal medya hesaplarından vazgeçmelerini nasıl sağlayacaksınız?
- Bu hissi anlayabiliyorum. Fakat gerçek tablo şu: Karşınıza çıkan reklam, paylaşım ya da herhangi bir içeriğin sadece beğenilerinize ya da profilinize uygun bir şekilde kurgulanmasından öte bir noktaya gelindi. “Ben bilinçli kullanıyorum, her şeyimi paylaşmıyorum, sınırlı zaman geçiriyorum” gibi bir yaklaşım da kurtarmıyor. Arka planda çalışan sistemin kullanıcıya yaptığı tahribat, bizim akıl yürüterek izah etmemizden daha komplike. Kişinin sadece karar alma mekanizmasını değil, davranış biçimlerini ve ruh halini bile belirliyor artık. İnsanlık tarih boyunca hiç böyle bir kitlesel tehlikeyle karşı karşıya kalmamıştı. Mesela Facebook, geçenlerde yayımladığı bir araştırma sonucunda, kullanıcıların duygularını, onlar farkında olmadan manipüle edebilmeye başladığını paylaştı. Oturduğunuz yerden, sebepsiz yere, daha üzgün hissetmenize sebep olabiliyor yani.
◊ Neden resmi olarak açıklıyorlar bunu?
- Facebook’un gerçek müşterisi, kullanıcıları değil reklamverenleri. “İnsanlık karşısında kontrol artık bizde, insanı istediğimiz gibi programlayabiliriz” mesajı veriyor müşterisine. Bu yüzden saklamanın aksine övünüyorlar ve bunu paylaşmakta bir sakınca görmüyorlar.
Hepimiz bir virüs kaptık
◊ Nasıl bir tahribattan söz ediyoruz?
Erken araştırmalar insanlığı daha gergin, paranoyak ve huzursuz yaptığı yönünde. Bu, kümülatif olarak çoğalacak, devam edecek; şimdiki gençlerin çocuklarına, torunlarına işlenecek, kuşaklar boyunca taşınacak. İnsanlık sosyal medyadan bir virüs kaptı ve topluma olan etkileri zaman içinde daha da fazla hissedilecek. Bugün dünya üzerinde yaşanan tüm tartışmalara bakın. Özü hep aynı: Senin gibi olmayana katlanamama hali, sıfır tolerans. Başkasına tahammülü yok çünkü kendisine tahammülü yok. Global bir fenomen bu. Kendini sevmek ve kendine değer vermek insanlık için hiçbir dönem bu kadar zor olmamıştı.
◊ Başka?
- Sosyal medya sayesinde, bireyin başkaları tarafından nasıl görüldüğü ve algılandığı endişesi en üst seviyeye çıktı. İnsan psikolojisi, en yumuşak bölgesinden ağır darbe aldı. Artık her mesele çok kişisel, çok politik, çok hassas. Bu da kişiyi realiteden, dünya gerçeklerinden uzaklaştırıyor. Temiz su kaynakları, nüfus problemi, küresel ısınma... İnsan, doğanın gerçeklerinden uzaklaşırsa kendi türünü tehlikeye sokar.
Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
◊ Sosyal medya hesaplarını kapatmak yeterli olacak mı peki?
- Kitabımı okuduktan sonra hesaplarını kapattığını söyleyen okurlar, kendilerini daha zinde, formda ve hayatta hissettiklerini paylaşıyorlar. Tersini söyleyeni, sosyal medyayı bıraktığı için ‘sağlığı bozulanı’ hiç duymadım. Bu, sadece benim kitap üzerinden yaptığım bir deneme değil; sosyal medyayı bırakmanın etkileri akademik düzeyde hiç olmadığı kadar araştırılıyor ve inceleniyor.

Kendini sevmek insanlık için hiç bu kadar zor olmamıştı
‘Dijital Maoizm’ nedir?
◊ Bir makalenizde ‘dijital Maoizm’ adını verdiğiniz bir tehlikenin altını çiziyor, internette (özellikle Wikipedia gibi sitelerde) yazılanları kıstas almanın risklerinden bahsediyorsunuz. Oysa günlük hayatta her şeyi Google’a soruyoruz; sohbetlerimiz, kararlarımız, programlarımız hep buna göre şekilleniyor. Google aramalarında çıkan bilgilere inanmayacaksak neye inanalım?
- Onu söylemekteki kastım, teknoloji ve internet insanlarının tavrını eleştirmekti. Toplumu iyileştirmenin sadece onların elinde olduğuna inanıyorlar. Bir nevi tanrıcılığa soyunuyorlar. Wikipedia son derece demokratik bir platform olarak kurulmuştu. Bugünse tüm dokümanların tek taraflı bir görüşe sahip bir mantıktan çıktığını görüyorsunuz.
◊ Bilginin doğruluğunu nasıl anlayacağız?
- Sağlıklı işleyen bir toplum, herkesin başı sıkıştığında danışabileceği, ‘optimizasyon’la çalışan dev teknolojik bir platform üzerine kurulmamalı. Optimizasyon, tehlikeli bir kavram. Komünizme uzaktan göz kırpmış oluyorsun. Bilgiye erişim tek bir kanalın tekelinde olmamalı. Sadece internetle sınırlı kalmayan, mikro seviyede çoklu platformların etkisi artırılmalı. Optimizasyon adı altında, pratikliğe sığınıp her şeyi tekelleştirmeye başladık. Çeşitliliği kaybeden toplumlar çürümeye yüz tutar.

İstanbul muazzam
bir tınısı olan bir şehir
Lanier, aynı zamanda sıradışı müzik enstrümanlarında, özellikle de Asya’nın rüzgâr ve yaylı çalgılarında uzmanlaşmış bir piyanist. Dünyada aktif olarak çalınan nadir enstrümanların en büyük ve en çeşitli koleksiyonlarından birinin sahibi. Çalmayı en sevdiklerinin başında ut var: “Şu an elimdeki ut elyapımı, İstanbul’da yaşayan bir ustaya ait. Gittiğimde onu da ziyaret edeceğim. İstanbul muazzam bir tınısı olan bir şehir. Sabırsızlıkla o müziğin içinde kaybolmayı bekliyorum.”

Kendini sevmek insanlık için hiç bu kadar zor olmamıştı


Yapay bir korku:
Sosyal medyada yoksan bir hiçsin!
Yaygın bir ‘Sosyal medyada yoksan bir hiçsin’ algısı var. Bu teknik olarak mümkün değil. O korkuyu anlıyorum fakat gerçeklikle bağlantısı olan bir korku değil. Yapay bir korku. Bugüne kadar hiç sosyal medya hesabı kullanmadan kendi alanımda gayet tanınan, başarılı biri oldum ve türümün tek örneği olduğumu zannetmiyorum.

MARKA Konferansı’nda
başka kimler var?
Avrupa’nın en ünlü ‘etik hacker’ı Jamie Woodruff, moda dünyasından Roland Mouret, Alice Temperley ve Philipp Plein, edebiyatçı Ahmet Ümit, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, dünyaca tanınan çağdaş sanatçı Refik Anadol, hayran kitlesi hızla artan stand-up’çı Kaan Sekban, Galatasaray’ın kalecisi Fernando Muslera gibi konuşmacılar MARKA 2018 sahnesinde olacak diğer isimler.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle