Kartal'dan 132'ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek!

Güncelleme Tarihi:

Kartaldan 132ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek
Oluşturulma Tarihi: Nisan 27, 2018 10:34

Pendik’in Emirli Köyü; sarı papatyalı tarlaları, baraj gölü kıyısında balık tutup piknik yapma imkânı, Osmanlı Tepesi’nde manzara seyri, sonsuz aylaklık fırsatı ve anında sohbete oturabildiğiniz tatlı insanlarıyla aşırı davetkâr. Sefasını daha iyi sürebilmek için hafta içini tercih edin.

Haberin Devamı

Pendik’in beşinci büyük ama en az nüfuslu mahallesi (belediye verilerine göre 273 kişi) Emirli, Ömerli Barajı havzası içinde. Adının nereden geldiğiyle ilgili bir tevatür var. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonra bu köyde konakladığı, vezirlerine ve askerlerine emirleri buradan verdiği söyleniyor. Yani çok eski bir köy. Barajın su tutmaya başladığı 1972’de su altında kalacağı anlaşılıp taşınan mezarlıktan 850 yıllık mezar taşları çıktığını söylüyor köylüler.

Kartaldan 132ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek


* Emirli de Mutlak Koruma Alanı’na dahil edilen köylerden. İSKİ’nin bu alanlarda sıfır yapılaşma kararı yüzünden imar yasağı var. Bu kararın pratik hayata yansıması ise göç vermek oluyor. Yeni ev yapamayan gençler birer birer gidiyor.

Haberin Devamı

* Meydandaki kahvede oturan beyefendiyle konuşuyorum. Mehmet Toros, 56 yaşında. Beş yıldır burada yaşıyor. “Emekli oldum, geldim. Bu köyün havası, suyu, insanları, sütü, yumurtası güzel” diye başlıyor. ‘Ama’ları da var tabii. “Elektriğimiz sık kesiliyor. Suyun tazyiki düşük. Okulumuz, sağlık ocağımız, marketimiz yok. Ama otobüsümüz var, günde beş sefer, bize yetiyor” diyor.

Kartaldan 132ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek

Hikmet Bak, haftada bir göl kıyısında.

Gençler evlenip gidiyor

* Eksikleri saymaya devam ediyor Toros: “Bayrak direğimiz iyi değil. Musalla taşımız yok; cenazelerimiz dışarıda yıkanıp geliyor. Ama zaten toplasan 50-60 kişiyiz. Gençler evlenip gidiyor.”

* Köye girdiğimden beri herkes “Osmanlı Tepesi’ne gittin mi, oradan manzara çok güzeldir” deyip duruyor. Tepeye varmak üzereyken yoluma bir hendek çıkıyor. Köylüler bunu arabayla gelenler daha ileri gidip ekine zarar vermesin diye kazmış. Biraz atlayıp hoplamak gerekiyor ama sonrası enfes: Kuşbakışı göl ve çayır manzarası... Yukarıdan görüyorum ki, göl kıyısı hareketli; inişe geçiyorum.

Haberin Devamı

* Yere kilim serilmiş, nevale çoktan yenmiş, ağacın altına semaver kurulmuş, bir kişi uzanmış, ikisi sohbette, ikisi yürüyüşe çıkmış. Selam verir vermez buyur ediyorlar. Kim kimin nesi diye çözmeye çalışırken, iki ailenin az önce, oracıkta tanışıp arkadaş olduklarını öğreniyorum.

* Sultanbeyli’de oturan Karabüklü Emir ailesi 30 senedir geliyormuş buraya. Kızları Öznur Pamuk, Sultanbeyli’de kuaför; eşi Rafet ise aşçı yardımcısı. Sancaktepe’de oturan Erzincanlı Temel ailesi de üç-dört yıldır geliyormuş. Birgül Hanım güzel gözlerini açarak “Burası bize deniz havası veriyor, bir de yeşilliği çok seviyoruz” diyor. Oğlu Ahmet Burak’la eşi Coşkun da onaylıyor onu.

Haberin Devamı

* İki aile de etrafın pisliğinden şikâyetçi. “Piknik yapıyorlar, çöplerini bırakıyorlar. Tamam arıtılıyor ama biz bu barajın suyunu içiyoruz, nefes almaya geliyoruz, şuraya bak! Çöp var, atmıyorlar” diye yakınıyorlar. Haklılar, ortalık fena...

* Köyde turlarken yoluma müthiş bir güzellik çıkıyor. Sarı papatyalarla dolu yemyeşil bir alan. Instagram’lık, kliplik, saçlara taç yapmalık... Karşıda bir çift görüp yanlarına ilerliyorum.

* “Dün akşam bal kokusu aldık burada, oğul kurmaya geldik” diyorlar. Nuran-Ercüment Kaya çifti “İkinci bahar böyle yaşanır” dedirten, şahane insanlar. İkisi de eşlerini kaybetmiş, arkadaşları aracılığıyla tanışıp ocak ayında evlenmişler. Bahçelerindeki barakaya, çaya davet ediyorlar, yürümeye başlıyoruz.

Kartaldan 132ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek

Nuran-Ercüment Kaya, insana enerji veren bir çift.

İkinci baharın ta kendisi

Haberin Devamı

* 60 yaşındaki Ercüment Abi, ta büyük dedelerinden beri buralı. “Köyümüz kalmadı ki; evlerimizi istimlak ettiler, attılar bizi şehre. Kurtköy’de oturuyoruz ama yaz-kış her gün geliyoruz” diyor. 53 yaşındaki Nuran Abla ise Beykozluymuş ama buraları çok seviyor. Öyle iyi anlaşıyor, birbirlerine öyle sevgiyle bakıyorlar ki yanlarında iyi hissetmemek imkânsız.

* Domates, biber, fasulye, karpuz ekiyorlar. Tavuklarını besliyorlar. Kendi yerli tohum bankalarını oluşturuyorlar. Doğal gübre yapıyorlar. Bu küçük bahçe evinde çocuklarını, torunlarını, arkadaşlarını ağırlıyorlar. Üstelik benim gibi yoldan geçen birini bile tatlı dilleriyle sofralarına buyur ediyorlar. “Böyle olmadı, karpuz olunca gel de beraber yiyelim” diyorlar. Mutlu bir masal işte böyle olur!

Haberin Devamı

Bir Anadol beyefendisi
Anadol arabasının bagajını doldurmuş, çizmeli balıkçı pantolonunu giyip oltasının başında bekleyen amcanın yanına gidiyorum. Hikmet Bak, Vakfıkebirli. 72 yaşında. Ümraniye’de oturuyor. “Emekli olduktan sonra balık tutmaya başladım, kahveleri sevmiyorum. Haftada bir geliyorum” diyor: “Sazan çeşitleri oluyor; bıyıklı sazan, İsrail sazanı. Tuttuklarımın çoğunu da komşulara veriyorum.” Arabasını da ayrı seviyor Hikmet Amca. 1982’de almış, “O günden beri benimle. Üç sene evvel 12 bin lira masraf ettim. Şimdikiler sac araba, iki-üç seneye çürüyor. Bunun yürüyen aksamına bakarsan sorun çıkarmaz” diye anlatıyor.

Kartaldan 132ye bindik... Baharın emri var buraya gidilecek

Soldan sağa; Kesler, Arslan ve Namlu...

Emekliler zirvesi

Göl kıyısında üç kişilik balıkçı grubu... Onlar da bugün, burada tanışmışlar. 57 yaşındaki Hicret Namlu, “Hanımla da gelip akşama kadar otururuz. Her zaman misafire yerimiz vardır. Burada dostluk çabuk kurulur, ebediyen kalır” diyor. 54 yaşındaki Zafer Kesler alıyor sözü: “Millet olarak sıcakkanlıyız. Birine selam verdin mi hemen buyur edilir. Ben TIR’cıyım, yurtdışına malzeme götürüyorum Türkiye’den. 20 ülke gezdim en az, en sıcak insan bizimki. Öbürleri selam versen selamını almaz, yemek yese buyur demez.” İnşaat işleriyle uğraşan 40 yaşındaki Ömer Arslan, köydeki evlerde tadilat işleri yapıyor. “Hemen hemen her gün geliyorum. İki sene öncesine kadar burası cennet gibiydi. Yerleşim buraya kayıp Kurtköy, Sancaktepe kalabalıklaşınca gelen giden arttı. Yiyip içiyorlar, tamam torbalara koyup topluyorlar da ama torbayı burada bırakıyorlar. Çöpe atmazsan olmaz ki, hayvanlar parçalıyor torbaları” diyor. Çaylar demli, muhabbet tadında. Bu güçlü üçlüyü tanıdığıma memnun, ayrılıyorum.

 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!