GeriHürriyet Cumartesi İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum

İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde ‘İlham Veren Kadınlar’ adlı kitabın yazarı ve gazeteci Elif Ergu ile buluştuk. Türkiye’de kadınların toplumsal hayatın her alanında eşit oranda temsil edilmesi amacıyla kurulan KAGİDER’in hikâyesini anlatan kitabın yazarı asla vazgeçmemenin tüm kapıları açtığını söylüyor.

İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorumKitap için 80’in üzerinde kadınla görüştünüz. Onlardan ne öğrendiniz?
-Bu kadınların ortak noktası, kendilerinden daha az şanslı hemcinslerine yoldaş olmaları, “Asla yalnız değilsiniz” cesareti vermeleri. Hepimizin birbirinden öğreneceği çok şey var. Ne kadar güçlü olsalar da kitabımda yer alan kadınların hayat hikâyelerini, yaşadıkları zorlukları kendi ağızlarından dinledikçe, ‘asla vazgeçmemenin’ bütün kapıları açtığını gördüm. Kitapta çalışan, üreten ve vazgeçmeyen kadınların hayatının nasıl değiştiğini, dönüştüğünü adım adım anlatıyoruz. Çalışan kadınların işi çok zor. Girişimci kadınların işi çok daha zor. Çoğu kadın kendini yalnız hissediyor. Aynı sorunları, yalnızlığı paylaşan kadınlar KAGİDER çatısı altında üretken bir gücü oluşturuyor. Dayanışma güçlendirir. Dayanışmayı başaran kadınlar yol alır.

Kitabın geliri yine girişimci kadınlara mı gidiyor?
-KAGİDER’in Pusula projesi kapsamında 1500 kadına bire bir eğitimler ve seminerler verilecek. Bu kadınlar arasından iş fikirleriyle öne çıkan 150 kadına daha ileri eğitimler verilecek ve bunların arasından seçilen 15 kadın girişimcinin start up şirketi desteklenecek. ‘İlham Veren Kadınlar’ kitabını alanlar kadın girişimcileri desteklemiş olacak. Toplumsal kalkınmanın olmazsa olmazı kadınların ekonomiye katılımı. Bu da bir demokrasi sorunu. Kitapta da bu konuyu başta TÜSİAD başkanlığı da yapmış olan, KAGİDER kurucu üyeleri Arzuhan Doğan Yalçındağ ve Ümit Boyner de çok net biçimde anlattı. Onlarca KAGİDER’li kadının anlatımlarında da bu var. Türkiye toplumsal hayatın her alanında tam demokrasi için kadınları toplumsal hayatın her alanına eşit olarak sokma yolunda ilerlemeli. Ben çevremde buna inanan ve çok çalışan kadınları görüyorum. O yüzden de ‘kadın başına yapan’ kadınlara inanıyor ve ilham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum.

İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum

İlham Veren Kadınlar
Elif Ergu
Hürriyet Kitap
272 sf. / 59 TL.

Düzeltmemiz gereken şey zihniyetimiz

Kadınlar çiçek değildir. “Kadınlarımız, analarımız, bacılarımız” söyleminden çıkmak gerekiyor. Kısacası ‘iyelik’ eklerini bırakıp ‘kadın sorunu’ diyebilmeliyiz. Çünkü kadınlar yalnızca cinsiyetlerinden kaynaklanan sorunlar yaşıyor. Oysa son dönemde ülkemizde kadınla ilgili bütün yasal düzenlemeler anne ve eş rolünden hareketle düzenlenmeye başladı. Başta bu yanlış. Kadının bedeni siyasi malzeme yapılıyor, Medya da buna çanak tutuyor. Biri kalkıp, “Hamile kadın sokakta gezmemeli” diye bir laf ortaya atıyor, sokak röportajları yapılarak “Sizce hamile kadın sokağa çıkmalı mı” gibi sorular ‘vatandaş’a soruluyor. Bunu söyleyenleri ciddiye almak, onların ekmeğine yağ sürüyor. Kadınların bedeni, kıyafeti siyasi malzeme yapılmamalı. Sabah kuşağında evde oturan kadınlara yönelik programların “Ne giysek, hangi yemeği yapsak” şeklinde olması, siyaset, ülke gündemi, ekonomi konularında sıklıkla yalnızca erkeklere söz verilmesi de yanlış. İş dünyasında da çoğu panel erkek erkeğe yapılıyor. Ezcümle düzeltmemiz gereken şey zihniyetimiz. Öncelikle de günlük hayattaki duruşumuza bakmalıyız.

İlham veren kadınların topuk seslerini duyuyorum

Eğer bir şeyi istiyorsan yaparsın

Girişimcilik öyle kolay bir iş değil. Çok moda olsa da girişimcilik kendi yüzünde tıraş olmayı öğrenmeyi gerektiriyor. Bu yara açacağınız, kendinizi keseceğiniz bir dönemse son derece yanlış olur. İstisnalar kaideyi bozmaz ama girişimcilik bir kültür işidir. Bir Silikon Vadisi girişimciliği var; zaten orada sana para verecek, yatırım yapacak kişileri kahvecide kahveni içerken tanıyorsun. Bu ekosistemi bizler de model alıyoruz. Kadınlar konusuna gelince, üniversite mezunu kadınlar kesinlikle işe girmeli. Niye üniversite okudular? Bu bir zorunluluk olmalı, işe girmemeleri bir savurganlıktır. Aile, çocuk sahibi olmak kadınları zorluyor ama bu konuda da gelişmeler var. Benim mottom; “Eğer bir şeyi istiyorsan yaparsın.” Bire bir mentorluk yaptığım birçok kadın var. Bütün olay rol-modelliği, onlara ilham vermek.

Çok kişinin içinde bu potansiyel var, mühim olan onu çıkarabilmek. Onu denize ‘Pıt’ diye atmak, attığında herkes bir şekilde yüzüyor. Çok az kişi kendini bırakıp boğulur. Onun için bütün olay o arkadan itme, o cesareti verme. ‘Sen de yapabilirsin’ deyip o adımı atmalarında yanlarında olmak. Çok kişi yapabileceğinin farkında bile değil. Çünkü o kadar ‘mobbing’ görmüş ki...” Leyla Alaton (Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi)


Yorumları Göster
Yorumları Gizle