GeriHürriyet Cumartesi Hanım hanımcık falan değilim gayet erkeksi yönlerim var
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hanım hanımcık falan değilim gayet erkeksi yönlerim var

Hanım hanımcık falan değilim gayet erkeksi yönlerim var

Aslı Tandoğan, ne kadar kendi halinde biri gibi görünse de aslında sürprizli bir kadın. Ok atıyor, at biniyor. Detaycı ve hafif takıntılı. Tam yıldızı parladığı sırada âşık olup evlendi, bir de çocuk yaptı. Şimdi uzun bir aradan sonra, ‘Yuvamdaki Düşman’ dizisiyle ekrana dönüyor. Onunla yeni projesini, takıntılarını ve evliliğini konuştuk.

Çok magazine karışmayan, kendi halinde yaşayan, ‘hanım hanımcık’ bir imajınız var...
- Sıkıcı demek istiyorsun herhalde (gülüyor). Dışarıdan bakınca rutin bir hayatım var gibi görünüyor ama aslında öyle değil!

O zaman anlatın da biraz şaşırtın bizi...
- Aslında öyle çok hanım hanımcık falan değilim, gayet erkeksi yönlerim var. Çocukluğumdan beri kendi işimi kendim yaparım. Evde olmayı seviyorum ama bu eğlenceli değilim demek değil. Oğlumla dans ederken, kocamla şarkı söylerken de eğleniyorum. Ayrıca Uzakdoğu sporlarına merakım var, at biniyorum, ok atıyorum. Bunun yanında çok detaycıyım ve bazı takıntılarım da var.

Neler onlar?
- Mesela yastık benim için önemli bir detay. Milimetrik olarak ideal ölçüleri olmalı. Az biraz kafam yastığa gömülse boynum ağrıyor. Ayrıca belirli bir yumuşaklığı hep korumalı. Seyahatlere giderken yastığımı yanımda taşıyorum.

Hanım hanımcık falan değilim gayet erkeksi yönlerim varAslı Tandoğan, ne kadar kendi halinde biri gibi görünse de aslında sürprizli bir kadın. Ok atıyor, at biniyor. Detaycı ve hafif takıntılı. Tam yıldızı parladığı sırada âşık olup evlendi, bir de çocuk yaptı. Şimdi uzun bir aradan sonra, ‘Yuvamdaki Düşman’ dizisiyle ekrana dönüyor. Hakan Gence, Tandoğan'la yeni projesini, takıntılarını ve evliliğini konuştu...

Öldüremediğim hayvanı yemem

Pesketaryen (balık yiyen vejetaryen) olduğunuzu duydum. Neden balık yiyor ama et yemiyorsunuz?
- Kendi öldüremediğim bir hayvanı yemek istemiyorum.

Nasıl?
- Balık tutabilirim ama kuzuyu kesemem. Bu yüzden yemiyordum. Ama hamilelikte doktor kırmızı ete ihtiyacım olduğunu söyledi. Başta zorlansam da bir süredir et yiyorum.

Hayvan aktivistliğinin temelleri de herhalde oradan geliyor. Kurucusu olduğunuz bir derneğiniz var; ‘Bana Göz Kulak Ol’. Hayvan hakları yasası için Hürriyet’te de ‘Ses Ver’ kampanyası başladı. Sık sık hayvana uygulanan şiddet haberleri ne hissettiriyor?
- ‘Bana Göz Kulak Ol’ derneğini Özge Özder ve Ayça Varlıer’le kurduk. Birçok tanınmış isim bize destek oluyor. Hayvana şiddet haberleri vicdanımı çok sızlatıyor. Çocukluktan ailelerin eğitimle hayvan sevgisini aşılaması lazım.

Hanım hanımcık falan değilim gayet erkeksi yönlerim var

Seksi görünmeye çalışmıyorum

Tam yıldızınızın parladığı dönemde evlenip bir de çocuk sahibi oldunuz. Ekrana ara verdiniz. Aşk insanın gözünü bu kadar mı karartıyor?
- Herhalde. Zaten benim yapımda huzur arayışı var. O huzuru bulunca gözüm başka bir şey görmedi.

Eşinizin mesleği ne?
- Finansçı.

Neydi onda sizi etkileyen?
-Dürüst ve sadeydi. Ondan çok etkilendim.

Evlilik sizde neleri değiştirdi?
- Sorumluluklarım arttı. Çocuğunun olması zaten başlıbaşına bir iş. Sürekli değişen, gelişen, sonu gelmeyen bir süreç.

Nasıl bir annesiniz?
- Onunla dans edip eğlenmeyi çok seviyorum ama aynı zamanda sözümü de dinlesin istiyorum, bu yüzden gerektiğinde disiplinliyim.

Evlenip anne olduktan sonra proje seçimlerinde yeni kurallar geliyor mu? “Artık sevişme ve öpüşme sahnelerinde oynayamam” gibi...
- Bu, işin anlattığı hikâyeye bağlı. Ama ahlak denen şeyi sadece sevişme, öpüşme sahnesi olarak düşünmemeli. Ayrıca bunlar hayatın içinde var. O yüzden de anlatılmalı. Zaten öpüşmek bir sevgi göstergesi. Değil mi?

Siz kimine göre ‘seksi’, kimine göre ‘bizim evin kızı’sınız. Sizce?
- Seksi görünmeye çalışmıyorum, öyle göründüğümü de düşünmüyorum. Ama ‘bizim evin kızı’ gibi de değilim sanırım. Herhalde ikisinin arasında bir yerdeyim.

Hep opera, bale kulislerindeydim

Ankara’da doğup büyüdünüz. ‘Bürokrat şehri’ derler, sizin için ne ifade ediyor burası?
- Dostluk. Dostlarımın hemen hepsi Ankara’dan arkadaşlarım...

Peki Ankara’nın ‘siyaset havası’ hayatınızı nasıl etkiledi? Şu an neler var ülkeye ve topluma dair kafanızda?
- Son dönemde dikkatimi çeken; insanların sabırsızlığı. Kadının uğradığı şiddet ve bu şiddetin artışı canımı sıkıyor.

Anneniz ressam, babanız balet, teyzeniz balerin... Sanatla dolup taşan bir evde büyümüşsünüz sanki...
- Evet. Sürekli resimler yapılırdı, ben de hep opera, bale kulislerindeydim. İlkokuldan sonra konservatuvara girdim, arp eğitimi aldım. Hacettepe Konservatuvarı’dan mezun olana kadar da Ankara’da yaşadım. Bu sırada ilk menajerim bir arkadaşımdan fotoğrafı görmüş. İstanbul’a gelmem için ısrar etti.
Geliş o geliş... ‘Kurşun Yarası’ dizisinde oyunculuğun tadına vardım.

Bakıcıyla değişen hayatlar...

3.5 yıl aradan sonra ‘Yuvamdaki Düşman’ dizisinde, başrolle ekrandasınız. Ne anlatıyor bu dizi?
- Yasemin karakterini canlandırıyorum. Eşiyle yurtdışında okurken tanışıyor. Zengin bir aileye gelin gidiyor. Bir bebekleri oluyor. Bu pozitif kadının eve gelen hizmetçiyle birlikte değişimini göreceğiz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle