GeriHürriyet Cumartesi Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım

Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım

Ekranda göründüğü kadar naif. Olaylara pozitif açıdan bakıyor. Kendini seksi değil, ‘Bizim evin kızı’ tanımına yakın buluyor. Elinden geldiğince magazinden uzak durmaya çalışan Ezgi Eyüboğlu, boşanma haberiylebir anda ismini manşetlerde gördü. Onunla dizisi ‘Bir Aile Hikayesi’ vesilesiyle buluştuk. Hayatını, ayrılığı ve yaşadığı değişimi konuştuk.

Üç yıl süren evliliğinizi ‘şiddetli geçimsizlik’ gerekçesiyle aniden bitirdiniz. Ne yaşadınız?
- O zaman ne söylediysek işin aslı o.
Aldatıldığınız yazıldı?
- Yazılanların hiçbiri doğru değil. Bu ayrılığın arkasında dramatik bir hikâye yok. Birbirimize güzel bir şekilde veda ettik.
Genç yaşta yaşadığınız ayrılık, hayatınıza nasıl yansıdı?
- Yaşadıklarım benim için güzel bir tecrübeydi. Oradan almam gereken dersleri aldım.
 Biraz Pollyanna mısınız?
- Öyle gibi bir imaj çizdim değil mi? Beni tanıyanlar hep pozitif ama gerçekçi olduğumu söyler.
 Eski eşiniz de (Kaan Yıldırım) oyuncu. Birlikte oynayacağınız bir proje teklifi gelse...
- Zamanı gelince düşünülecek bir şey, şu an için bir fikrim yok.
Böyle bir ayrılıktan sonra aşka olan güven kırılıyor mu?
- Hayır, kırılmıyor.
 Şimdi hayatınızda biri var mı?
- Yok.
 İsminizi Google’lıyor musunuz?
- Evet, aramışımdır tabii, kim bakmaz?

Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım

Fiziğimi 17 yaşından sonra keşfetmeye başladım
 Karşınıza direkt eski eşinizle fotoğraflarınızın çıkması ne hissettiriyor?
- Bir önceki cevabımı değiştiriyorum, kendimi Google’lamıyorum (gülüyor)!
 Dışarıdan sizi ya ‘evin kızı’ olarak tanımlıyorlar ya da seksi buluyorlar. Sizce hangisi?
- ‘Evin kızı’ tanımına daha yakınım galiba. ‘Seksilik’ kavramı çok göreceli. Benim birinde seksi bulduğum şeyler fiziksel özelliklerinden çok zekâ, espri yeteneği, yaşam enerjisi mesela.
Göründüğünüz kadar mesafeli biri misiniz?
- Başlarda sınırlarım var. Karşımdaki insan belli bir samimiyete ulaştıktan sonra gerçek beni görür. Herkesle hemen yakın olamam, seçiciyim. Etrafta sürekli neşe saçarak dolaşmam.
 Hep mi böyleydiniz?
- Evet, içime kapalı, kendinin farkında olmayan bir kızdım. Kendimi ve fiziğimi 17 yaşından sonra keşfetmeye başladım. Tiyatro sahnesine çıkmam bir kırılma noktası oldu.
Böyle biri olarak biraz zor bir meslek seçtiğinizi düşünmüyor musunuz?
- Hayır, bu anlattığım özel hayatım. Kamera çalışmaya başladığı an içimde bir patlama oluyor, ortaya bambaşka bir şey çıkıyor.
 31 yaşındasınız. Bir diğer kırılma noktasının da 30 yaş olduğunu söylerler. Doğru muymuş?
- Kesinlikle. Yaşla birlikte bir olgunluk geldi. Daha önce kafama taktığım şeylerin çoğunu önemsemiyorum. Olaylara çok daha objektif yaklaşıyorum. Kendimi daha iyi tanıyorum. Daha huzurluyum. Olduğum yaştan çok memnunum, daha genç olmayı istemezdim.
Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım

İş ve özel hayat arasında
güzel bir denge kurmam gerektiğini öğrendim

Sizinki nasıl bir aile hikayesiydi?
- İstanbulluyuz. Gayet tatlı, sıcak bir ailede büyüdüm. Babam bankacı, annem öğretmen. Tek çocuğum. Herkesin birbirini dinlediği, anladığı, değer ve kıymet verdiği bir aile.
İstanbul Üniversitesi İktisat mezunusunuz. Peki oyunculuk nereden çıktı?
- Okuldaki tiyatro kulübünde her sene bir oyun sahneliyorduk. Demek içimde de varmış ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde oyunculuk yüksek lisansı yaptım. Bir ajansa kaydoldum, bunu diziler takip etti. O günden bugüne yaklaşık sekiz sene geçti.
Nedir bu sekiz seneden sizde kalan?
- Geçen zaman bana sabretmeyi öğretti. Çünkü hem sette çekimi hem de set dışında doğru işi beklemek oyunculuğun önemli bir parçası. Bu işte sürekli bir değişim var, bir şeylere kısa sürede adapte olmayı kavradım. Çok çekingendim, hâlâ biraz öyleyim ama sosyal ilişkilerim kuvvetlendi. İşle özel hayat arasında güzel bir denge kurmam gerektiğini de öğrendim.
Bunu başarabildiniz mi sizce?
- Evet, iyi idare ettiğimi düşünüyorum.
Sizin aynı mesleği yaptığınız isimlerle birliktelikleriniz oldu. Aynı işi yapıyor olmak o dengeleri bozmadı mı?
- Bunda yanlış bir şey göremiyorum. İlişkileri ‘aynı meslekten’ veya ‘farklı meslekten’ gibi sınıflandırmalara da sokmuyorum. Bu tamamen farklı iki dünyanın buluşması. Yapılan mesleğin büyük etkileri yok.
Adaletsizlik beni çileden çıkarır
 ‘Bir Aile Hikayesi’ne bu sezon dahil oldunuz. Var olan bir diziye girmek artı mı eksi mi?
- Artıları fazla. Çünkü oturmuş bir dizi. Ben de kendimi sette çok mutlu hissediyorum.
 Sizin karakteriniz nasıl biri?
- Nil, eski eşi Berk’le 10 yıl önce ayrılmış çünkü aldatılmış. 10 yıl sonra Berk birdenbire Nil’in kapısına geliyor ve onu geri kazanmaya çalışıyor.
 Siz böyle bir şey olsa onu geri kabul eder miydiniz?
- Hayatta hiçbir şeyle ilgili kesin yargılarım yok. Her şey değişir, dönüşür. O yüzden net bir şey söyleyemem.
m Nil aldatılan bir kadın. Siz hiç hayatta aldattınız ya da aldatıldınız mı?
- Hayır, bildiğim kadarıyla aldatılmadım.
 Kendiniz hakkında şaşırtıcı ama gerçek ne söylersiniz?
- Bazı insanlar gibi, “Hayır” demekle aramda mesafe yoktur. İstemiyorsam rahatlıkla söylerim. Düşüncelerimi karşımdakine patavatsızlık yapmadan, kibar bir şekilde anlatırım.
 Sizi hiç tanımayan birine kendinizi üç kelimeyle nasıl anlatırsınız?
- Merhaba ben Ezgi!
Dokunsalar kırılacakmış gibi naif bir havanız var...
- Gerçekten naif bir insanım. Ama kırılgan değilim. Gerektiği yerde güçlü olurum.
Bu naifliği ne çileden çıkarır?
- Adaletsizlik ve düzensizlik.

Ezgi Eyüboğlu: Bildiğim kadarıyla aldatılmadım

Sanat, insan ruhunun
en uzak köşelerine dokunabiliyor
- Apolitik değilim. Elbette siyasi bir görüşüm var. Barış ve huzur içinde insanların birbirine saygıyla
yaklaştığı hoşgörülü bir dünyada yaşayabilmeyi isterdim.
-Sanat, siyah-beyaz bir dünyanın rengi; yeşili, pembesi, kırmızısı... İnsan ruhunun en uzak köşelerine dokunabiliyor. Okuduğun bir kitap, izlediğin bir film, baktığın bir resim, duyduğun bir melodi, dokunduğun bir heykel hiç ummadığın bir anda hayatını değiştirebilir.
-Bir gün Nuri Bilge Ceylan filminde oynamayı çok isterim. ‘Wild Tales’ isimli İspanyol filmi defalarca izlesem de sıkılmayacağım bir film. Üç-dört hikâyeden oluşuyor, günlük hayatın sıkıntılarını çok ihtişamlı bir şekilde anlatıyor.
- Şiir okumayı seviyorum. Özdemir Asaf, Edip Cansever, Orhan Veli, Nâzım Hikmet sevdiğim şairler. Ayrıca roman ve bilimkurgu okumayı da seviyorum. En son George Orwell ‘1984’ünü okudum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle