GeriHürriyet Cumartesi Dünyayı kurtarmam lazım dürtüsüne kapıldım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyayı kurtarmam lazım dürtüsüne kapıldım

Dünyayı kurtarmam lazım dürtüsüne kapıldım
'Vatanım Sensin', perşembe 20.00'de. (Fotoğraflar: Muhsin Akgün / MA Stüdyo)

‘Kanlı Elmas’ filmini izledikten sonra hayatı değişti. Kendini çocuklara adamaya karar verdi. Önünde iki seçenek vardı: “Hayalimi gerçekleştirmek için ya ünlü olmalıydım ya da çok param olmalıydı.” Bir ajansa kayıt yaptırdı ve kendisini ekranda buldu. Yıldızı, Kanal D’de yayınlanan ‘Vatanım Sensin’le parladı. Bu hafta vizyona giren ‘Kardeşim Benim 2’yle de Burak Özçivit ve Murat Boz’la ilk kez beyazperdede boy gösterdi. Pınar Deniz’le diziyi ve filmini konuşmak üzere buluştuk...

Hikâyeniz nerede, nasıl başlıyor?
- Mardinliyim. Aslen Arap kökenliyiz. Annem ve babam uzaktan kuzen... Çok genç yaşta evlenmişler. Dört kardeşim var. Sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Babam hep çalıştı, ben küçükken simit satıyordu. Ardından kebapçıda işe başladı. Ben iki yaşımdayken İstanbul’a gelmişiz. Tarabya’da sokak kültürüyle büyüdüm ve hiç narin bir çocuk olmadım. Sonradan babamlar Tarabya’da bir gazino açtı; Cengiz Kurtoğlu, Alişan gibi isimler çıkardı...

Peki baba gazino işletirken siz şarkıcı değil de oyuncu olmayı nasıl seçtiniz?
- Aslında ben antikapitalist düşünüyordum. “Sırf güzelim diye oyunculuk yapmayacağım” derdim. Hatta o zamanlar cep telefonu bile kullanmazdım. Hayalim psikolog olmaktı. Sonra bir film izledim ve hayatım değişti. Dünyayı kurtarmam lazım dürtüsüne kapıldım.

Hangi fim?
-‘Kanlı Elmas’. Çocukları kurtarmalıyım diye düşündüm. Bunun için de ya ünlü olmam ya da çok param olması gerekiyordu.

Ve karar anı...
- Evet. Bir gün yengem beni ajansa yazdırdı. O sırada Gani Müjde fotoğraflarımı gördü ve deneme çekimine çağırdı. Önce ‘Sil Baştan’ isimli dizi, ardından ‘Beyaz Yalan’ ve ‘Günebakan’ geldi. Başka bir iş yapamayacağımı anladım. Bu sırada İstanbul Üniversitesi’nde reklam okumaya başladım. Şimdi de alttan birkaç dersim kaldı.

Dünyayı kurtarmam lazım dürtüsüne kapıldım

Önyargısız biri oldum

Peki çocuklar ne oldu?
- Onlar için gönüllü olarak çalışmalara katılıyorum. TEGV’le çalışmalarım var. Bundan sonra da her fırsatta vakıflarla çocuklar için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Şöhretle kapitalizmin bütün nimetlerinden faydalanmaya başladınız mı?
- Hayır, hâlâ sevmiyorum. Mesela hâlâ zorunlu olmadıkça telefon kullanmıyorum. Televizyona bakmıyorum. Sosyal medyada varım ama aşırı değil.

Bazıları sizi Adriana Lima’ya benzetiyor. Siz kendinizi onun kadar seksi buluyor musunuz?
- Evet, benzetiyorlar. Ben kendimi benzetmiyorum. Seksilik her kadının içinde vardır herhalde, illa giyimle ya da makyajla seksi olunacak diye bir kural yok ki. Bazen sadece bir bakış ya da gülüş ya da tavır bile kişiyi seksi kılabilir.

 

Peki ya aşk? Şöhret aşkı etkiliyor mu?
- Hayır, daha doğrusu ben böyle bir tabuya inanmıyorum. Aşk da ilişkiler de kişilere göre değişkenlik gösterir. Sonuçta benim bir karakterim var ve hayatımı popüler bir kimlik olarak yaşamadığım gibi ilişkilerimi yaptığım iş ya da işimin bana kattığı popülarite doğrultusunda ilerletmiyorum. Bu sektöre girdiğim dönemde yaşadığım ilişkinin şu dönemde devam etmiyor olmasının da şöhretle hiçbir ilgisi yok. İnsanlar ilişki yaşar; uyumun bittiğine inandıklarında da ilişkilerini sonlandırabilirler. “Doğru zaman doğru insan” tanımlamasına inanıyorum.

Yıldızınızı parlatan iş ‘Vatanım Sensin’ oldu. Geçen bir senede neler değişti?
- Çok değiştim. Dizi bana çok şey kattı. Daha çok tanınmaya başladım. Psikolojik olarak da hayatımda çok şey değişti. Daha önyargısız biri oldum.

Bu sezon Sevr Anlaşması’yla başladı. Yeni bölümlerde izleyiciyi neler bekliyor?
- Bizim karakterlerimiz genelde siyah ya da beyaz değil. Özellikle de benim karakterim; ne tam anlamıyla kötü ne de iyi. Gri bir karakter. Ben de senaryo geldikçe öğreniyor ve Yıldız karakterinin yaptıklarına şaşırıyorum.

O dönemde yaşamak ister miydiniz?
- Hem de çok. O dönemde çıkar yokmuş, samimiyet varmış. Şimdi onlar kalmadı. Müzik listemi bir görsen eski şarkılarla dolu... O dönemde gibiyim. Lisedeyken de Milli Mücadele döneminde yaşamak istediğimi hep söylerdim. Çünkü düşünsene; hem kendinle hem karşı tarafla mücadele ediyorsun. Her şey saf ve temiz. O dönemde âşık olmayı da çok isterdim.

Murat Boz’la Burak Özçivit çok tatlı ve iyi insanlar

İlk sinema filminiz ‘Kardeşim Benim 2’ vizyonda. Murat Boz ve Burak Özçivit’le oynuyorsunuz. İki yakışıklı adamla sette olmak nasılmış?
- Önce çok yakışıklı oldukları için bir önyargın oluyor. Ama tanıyınca anladım ki çok tatlı ve iyi insanlar...

Siz Aslı Enver’in yerine mi filme dahil oldunuz?
-Hayır, biz yeni bir hikâye anlatıyoruz. Filmde Didem karakterini canlandırıyorum. Karadenizli bir kız. Didem ve Hakan (Burak Özçivit) evlilik hazırlığındalar. Didem annesi çok istediği için düğün Rize’de olsun istiyor. Hakan ve Ozan (Murat Boz) düğüne zamanında yetişecek mi yetişmeyecek mi, onu izliyoruz.

ONUN HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN ÜÇ ŞEY
Önceliğim her zaman karşımdakinin enerjisi ve kalbi olmuştur

1) İnsanlar iyi niyetli olduğumu söyler. Enayi olduğumdan değil ama kötüyü görmemeye çalışırım. Bardağın dolu taraflarına bakmaya çalışırım. Çok çalışkanım. Senaryoyla kafayı yerim. Bunların ileride geri dönüşlerini alacağıma inanıyorum.
2) Kendimi dinleme ve geliştirme dönemindeyim. Yaz başına kadar ailemle yaşıyordum, sonra ayrı eve taşındım ve artık her şeyi kendim yapıyorum. Tek başına birçok konuyla başa çıkabilmeyi öğreniyorum. Birkaç aydır da bir kedim var.
3) Çok zor beğenen bir karakterim var. Ama en son baktığım şey, fiziki özellikler. Önceliğim her zaman karşımdaki insanın enerjisi ve kalbi olmuştur. Aynı zamanda akıllı olması da lazım.

 

 

Vizyonda bu hafta!

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle