GeriHürriyet Cumartesi Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

Kardeşi, annesi ve anneannesi art arda kansere yakalandı. O zor üç yılı hastanelerde geçirdi, her şey bittiğinde ilk romanını yazmıştı. ‘Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi’ adlı o roman Netflix’e ilham verdi ve platformun ilk Türk dizisi oldu. Şimdi sıra devam kitabında. İpek Gökdel’le ‘Karakalem 2: Kayıpbey Efsanesi’ için buluştuk.

* İlk kitabınızdan uyarlanan ‘Hakan: Muhafız’ dizisini nasıl buldunuz?

- Henüz izleme fırsatım olmadı. Gala gecesinden sonra Fransa’ya gittim, bazı toplantılara katıldım. Yeni döndüm.

* Netflix cep telefonundan uçağa, her yerde izlenebiliyor. Saydığınız sebepler bana pek inandırıcı gelmedi...

- Haklısın. Belki de dizinin tamamını izlemek için kendimi hazır hissetmiyorumdur. Bu bir yazar hassasiyeti olabilir. Galiba romanıma fazlasıyla bağlıyım. Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim.

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

* Hiç mi merak etmediniz?

- Galada ilk bölümü izlemiştim. Sonra dizideki önemli karakter ve oyuncuların bazı sahnelerini kızım Zeynep gösterdi. Herhalde tamamını sonra izleyebileceğim. Belki serinin ikinci kitabı ‘Karakalem 2: Kayıpbey Efsanesi’ okuyucuyla buluşup sevildiğinde...

* Türkiye’nin yurtdışına açılan ilk fantastik karakterini yaratmış oldunuz. Bu kadarını tahmin ediyor muydunuz?

- Tahmin etmemiştim ama romanımın evrensel normlarda bir değeri olduğunu biliyordum. Başkahramanımı önce kahramanlığı reddeden ama sonra kabul eden, ‘kahramanın yolculuğu’ dediğimiz o malum formata uygun şekilde yazmıştım. Bence değerini bulma sebebi benim onu iyi niyetle yazmam. İçimde daima bu karaktere ve hikâyeye dair bir bağlılığım vardı.

* Netflix size ulaşınca ne hissettiniz?

- Bana önce yurtdışında yaşayan ve belgesel yönetmenliği yapan Binnur Karaevli ulaştı. Romanı okuyup çok beğendiğini, Netflix’e götürmek istediğini söyledi. “Tabii” dedim ama pek umudum yoktu. Zira ben de yıllar boyunca bu hikâyenin film veya dizi olması için çabalayıp durmuştum. Netflix’in ilgisini çektiğini öğrenince çok mutlu oldum.

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

Televizyonlar geri çevirdi

* Senaryoya ne kadar dahil oldunuz?

- Hiç. Öncelikli sebebi, tarafsız yazılma ihtiyacıydı. Romanım Türkiye’de geçen bir hikâyeyi anlatıyordu. Oysa dizi 190 ülkede gösterilecekti. Bu yüzden tarafsız bir senaryo ekibiyle çalıştıklarını düşünüyorum.

* Dizideki karakter Hakan, kitaptaki Yavuz... Gerçek muhafız hangisi?

- İkisi de aynı muhafız. Hakan ismini dünya dillerinde daha rahat telaffuz ettikleri için seçtiler herhalde.

* Peki çok kazandınız mı?

- İnan yok öyle bir şey! Netflix’in bütçeleri baştan belli; senarist, yazar, oyuncular, yönetmenler... Herkes için bütçenin dikkatle ayarlandığını ve baştan belli olduğunu düşünüyorum.

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

* İlk romanı dizi mantığıyla mı yazdınız?

- Aslında ‘Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi’nin altyapısı 2000’li yılların başında iki senarist ve benim tarafımdan senaryo olarak yazılmıştı. Yıllar geçti, madem filme çektirip dizi olmasını başaramadım öyleyse hikâye ölmesin diye oturdum, baştan yazıp 400 sayfalık bir romana çevirdim.

* TV kanalları bu hikâyeyi geri mi çevirdi?

- Evet. Bütün ulusal TV kanallarına gittim ama dizi yapmaya cesaret edemediler. “Fazla öncü bir proje” dediler.

* Bazı işlerin değeri Türk dizi sektöründe geç mi anlaşılıyor?

- İnsan böyledir; zamanın önünde olan her şeyden korkar, cesaret edemeyiz. Zaten şu an kanallardaki dizilere bakın anlarsınız, hepsi birbirine benzeyen işler.

* İkinci kitabı yazarken üzerinizde baskı oldu mu?

- Hayır, çok kolay yazdım. Anladım ki ben modern zaman hikâyecisiyim.

* ‘Kayıpbey Efsanesi’ ikinci sezonu anlatan bir kitap mı peki?

- Buna açıklık getirmeliyiz. Netflix’in ‘Hakan: Muhafız’ dizisi romanımdan ilham aldı. Tılsımlı gömlek giyen bir başkahraman İstanbul’u ‘ölümsüzler’den koruyor. Bu anafikri alıp dizinin senaryosunu baştan tasarladılar. İkinci kitabımda, İstanbul’un muhafızı artık Ortadoğu’nun muhafızı oluyor.

Diziye sonuna kadar destek versem de ben kitaplarımın askeriyim

Dizinin başrolünde Çağatay Ulusoy var.

Her kurgu yazarı biraz delidir

* Yeni kitapta okuyucuyu nasıl bir macera bekliyor?

- Birinci kitapta İstanbul’un muhafızı olan delikanlı, ikinci kitapta aylardır beklemesine rağmen ne şifreli dörtlükler alıyor ne de vücudundaki ilahi dövmeler ışık saçıyor. Uzun bekleyişin ardından, uğursuz kuş Karakalem bir gün yine önüne çıkıyor. Anlıyor ki İstanbul yine tehdit altında. Bu kez sevgilisi ve dostları ona inanmıyor. Sonra savaş Mısır çöllerine, oradan Kudüs ve Antakya’ya uzanıyor. Hem etkisi, hem coğrafyası büyüyor.

* ‘Kayıpbey Efsanesi’ oralardan bulduğunuz bir efsane mi?

- Romanı yazarken Dede Korkut Masalları’nı, Göktürk Destanı’nı defalarca okudum. Ben de bir efsane yazmalıyım dedim. Bu topraklar uğruna ölen, bilinen ya da gizli birçok kahramanımız var. ‘Kayıpbey Efsanesi’nde bir kahraman ölürken diğer dört kişiye gücünü dağıtıyor. Kayıpbeyler dörder dörder çoğalıyor. Yani romanımın altmetninde bu toprakları koruyan isimsiz kahramanlar var.

* Sizce bir gün Muhafız gerçekten gelir mi?

- Bence zaten muhafızlar var. Henüz muhafız olduklarını bilmiyor olabilirler.

* Bunu okuyunca size deli demesinler...

- Desinler, sıkıntı yok! Her kurgu yazarı biraz delidir.

Aşkın büyük kardeşi ölüm, ortanca kardeşi keder

* Bu tarihi bilgilerin ne kadarı kurgu?
- Kitap için Kudüs’e gittim ve yazdığım her şeyin bire bir doğru olduğunu gördüm. Antakya’yla ilgili uzun araştırmalar yaptım. Dolayısıyla tarihi karakterlerle, mekânlarla ilgili anlattığım her şey doğru.

* Hikâyede aşk var mı?

- Müthiş bir aşk hikâyesi var. Aynı zamanda aşkın kardeşleri de var.

* Aşkın kardeşleri ne demek?

- Aşkın büyük kardeşi ‘ölüm’, ortanca kardeşi ‘keder’, küçük kardeşi ‘matem’dir. Aşk ve acı, aşk ve ayrılık, aşk ve ölüm birbirinden ayrılamaz.

Sevdiklerimin ölümünü unutmak isterdim

* Reklamcılık ve yapımcılık kariyeriniz oldu. Sonra ailenizin ağır sağlık sorunlarıyla uzun bir hastane süreci yaşadınız. Yazdığınız fantastik dünya, yaşadıklarınızdan kaçış mıydı?
- Kesinlikle öyle. İkinci kitapta başkahramanın süper güçleri genişledi. Örneğin o artık bir ‘hafıza hırsızı’. Karşısındakinin şakağına dokunup son üç dakikasını silebiliyor. Böyle bir yeteneğim olsun, sevdiklerimin ölümünü unutayım isterdim.

 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle