GeriHürriyet Cumartesi 'Hep birbirimizi aramışız'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Hep birbirimizi aramışız'

Nürnberg’de yaşarken bugünleri hayal dahi edemezdi. Güzel bir işi, iyi bir maaşı vardı. Ama bir gün sahip olduklarının ona yetmediğini fark etti. İşini bıraktı, arabasını sattı, İstanbul’un yolunu tuttu. Kafasına koyduğu gibi, dizi oyuncusu oldu. Son olarak da hayalini gerçeğe döndürüp Luc Besson’un son filmi ‘Anna’da rol aldı. Cansu Tosun’la hayat hikâyesini, Besson’la çalışmasını ve nişanlısı Erkan Kolçak Köstendil’i konuştuk.

* Luc Besson’un çekimleri yeni biten filminde oynuyorsunuz. Besson sizi nasıl keşfetti?

- Yurtdışındaki oyuncuların olmazsa olmazı ‘show reel’dir. Bütün yaptığınız işlerin bir toplamı. Bir bilgi bankası gibi. Luc Besson da benimkini görmüş ve dikkatini çekmiş. Bir gün Harika Uygur aradı ve menajerimi sordu. “Luc Besson’un oyuncu direktörü sana ulaşmak istiyor” dedi. Kalakaldım. Aslına bakarsan bu, ondan gelen ilk teklif değildi. ‘Valerian’ filminde uzay gemisindeki bir karakteri canlandırmam için aramışlardı.

* O zaman neden kabul etmemiştiniz?
- ‘Göç Zamanı’ dizisinde oynadığım için tarihler çakıştı. İçimde kaldı. Ama bir Luc Besson filminde oynama dileğim hep devam etti! Defterime de yazardım.

* Ne defteri bu? Günlük falan mı tutuyorsunuz?
- İsteklerimi yazdığım ufak bir dilek defteri. Düşündüklerimi yazınca, yazdıklarım zamanla gerçekleşmeye başladı. Oturduğum evi bile önce deftere tarif edip sonra kavuştum. Besson da çalışmak için hayalini kurduğum bir isimdi, yazdım deftere ismini. Ve bir sonraki film için yine bana ulaştılar. ‘Leon’ ve ‘Nikita’  üçlemesinin sonuncusu ‘Anna’ filminde rol aldım.

Hep birbirimizi aramışız

Çekimleri Paris’te yaptık

* Yurtdışında filmde oynadığını söyleyen bazı oyuncuların sadece figüranlık yaptıklarını görüyoruz. Sizin de öyle değildir umarım...
- (Gülüyor) Bir ajanı canlandırıyorum. Etkileyici bir rol. Diyalogları olan bir karakter. Çekimleri Paris’te yaptık.

* E anlatsanıza biraz, nasıldı onunla çalışmak?
- Samimi, içten ve dolu bir insan. Filmlerine hayrandım, ruhunu da çok sevdim. Çekim aralarında hep sohbet ettik. Öğle yemeğinde falan da... “Senin çok iyi bir insan olduğunu, ilk izlediğimde hissetmiştim. Benim için iyi bir oyuncunun aynı zamanda iyi bir insan olabilmesi çok önemli, sende onu gördüm, bu sebeple seninle çalışmak istedim” dedi. Sanki uzun zamandır birbirimizi tanıyormuş gibiydik. İnşallah bu çalışma sonraki işlerimizin de bir başlangıcı olur.

* Luc Besson Hürriyet’e verdiği bir röportajında sesinizi çok beğendiğini söylemiş. Seslendirmeyi kendiniz mi yaptınız?
- Evet, Rusça ve İngilizce konuştum. Hafif Alman aksanım var zaten. Değiştirmemi istemediler.

* Buradaki setlerden farkları nelerdi?
- Biz bir haftada sinema filmi çekerken onlar altı ayda çekiyorlar. Herkes çok profesyoneldi.

* Bu iş sizi yurtdışına taşır mı?
- Buradan bir şeyleri kapıp hayallerimi yüksek tutmaya devam edersem olabilirim. Çok istiyorum.

* Yazsanıza işte deftere... Peki bir süre önce çıkan Besson’un taciz haberlerini okuyunca ne hissettiniz?
- Açıkçası çıkan haberleri yorumlama gibi bir durumum olamaz çünkü Luc Besson’la bir gün çalıştım ve o süre boyunca da güzel bir ruh ve disiplinli, oyuncuyla iletişimi çok iyi olan bir yönetmen gördüm.

* Bir yandan ‘Mehmetçik Kûtulamâre’ dizisine devam ediyorsunuz...
- Bu dizi için at binmeyi öğrendim. Çekim yaptığımız plato çok gerçekçi. Zaman makinesiyle o döneme ışınlanmış gibi hissediyorum. Bu da duruşuma ve karakteri biçimlendirmeme yardımcı oluyor.

Hep birbirimizi aramışız

Hep birbirimizi aramışız

* Tam yıldızınızın parladığı anda Erkan Kolçak Köstendik’le nişanlandınız. Şimdi evlilik yolundasınız. Kariyerleriniz açısından bu karar ne kadar doğru?
- “İnsanlar hakkımda ne düşünür?” ya da “Onları mutlu etmeliyim” diyerek yaşarsanız özünüzü kaybedersiniz. Bu sizi aşağıya çeker. Sizi mutlu edecek şeyi yapmalısınız.

* Sizin aşkınız da sette başladı. Nedir set aşklarının sırrı?
- İlk andan itibaren benim aradığım o, onun aradığı benmişim. Birbirimizi arıyormuşuz...

* Bu sezon ‘Çukur’ dizisiyle Erkan Bey’in kadın hayranları katlandı. Kıskançlık oluyor mu?
- Karşınızdaki insanın başarısıyla mutlu olabiliyorsanız, sorun yaşanmıyor.

* Aynı mesleği yapıyor olmanın hayata yansıması nasıl?
- Sanatçı ya da oyuncu olduğunuzda olayınız hayattan beslenmek; biz de her şeyden konuşup birbirimizi besliyoruz.

* Düğün ne zaman?
- Bu yaz.

Hep birbirimizi aramışız

Cansu Tosun’un rol aldığı ‘Mehmetçik Kûtulamâre’ perşembe TRT1’de.

Zorluklar yerine hayallere tutundum

* Almanya Nürnberg’de doğuyorsunuz. Aileniz?
- Annem ve babam Almanya’da evleniyorlar. Bir ikiz erkek kardeşim var. Çocukluğum, ailemin “Ne zaman Türkiye’ye döneceğiz?” cümlesiyle geçti. Ama ben hiç Almanya’dan başka bir yerde yaşayabileceğimi düşünmezdim.

* Türkiye’ye nasıl geldiniz?
- 4 yaşımda baleye başladım, 17 yaşıma kadar da Nürnberg Alman Operası’nda görev aldım. Sonra bıraktım, bankada çalışmaya başladım. Maaşım iyiydi, arabamı almıştım. Ama mutlu değildim.

* Sorun neydi?
- Yeterli gelmiyordu. O sırada yaşadığım yerde ‘Alman-Türk Film Festivali’ düzenleniyordu. Filmleri izleyip arkasından yapılan söyleşilere katılıyordum. Mazlum Çimen bir film için oradaydı: “Sen neden oyunculuk yapmıyorsun” dedi. Oyunculuk derslerine başladım. ‘Hepsi’ grubunun menajeri Şebnem’le tanıştım. Ondan “Sana bu yolda eşlik etmek istiyorum” lafını duyunca İstanbul’un yolunu tuttum.

* Hiç korkmadınız mı?
- Hiç. Üç ay içinde işi bıraktım, arabamı sattım, ailemi ikna edip İstanbul’a geldim. Alışma süreci zordu, çok yalnızlık çektim. Ama bunlar beni aşağıya çekmedi. Zorluklara değil, hayallerime tutundum. Riske girince evren sizi bir şekilde ödüllendiriyor.

* Şeytanın bacağını nasıl kırdınız?
- İstanbul’a geldikten bir hafta sonra bana destek olan Şebnem sayesinde Yılmaz Erdoğan beni gördü: “Bu kızda güzel bir ışık var, bizim ekibe dahil olsun” dedi. Orada aylarca öğrencilik yaptım. Türkçem çok bozuktu. Diksiyon dersleriyle ve konuşarak çözdüm. Ardından ‘Küçük Hanımefendi’, ‘Bugünün Saraylısı’, ‘Kayıp Şehir’ ve ‘Göç Zamanı’ gibi diziler geldi.

* Diğer genç oyunculardan farkınız neydi?
- İnancının peşinden giderek değişime açık olmak. Kendimi değişime ve büyümeye açtığım zamanlarda hem kendime, hem etrafıma güzellik ve yenilik saçıyorum.

* Meryem Uzerli, Fahriye Evcen, siz... Almanya’dan gelen isimlersiniz. İşler burada daha mı rahat?
- Burada sektör çok büyük. Coğrafyamızdan dolayı anlatılacak çok hikâye var. Derin ve eğlenceli bir toplumuz. Burada işe başlamış olmak büyük artılar katıyor. Şimdi kendimi yurtdışında çalışmaya daha hazır hissediyorum.

Hep birbirimizi aramışız


 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle