Hürriyet Cumartesi Haberleri

HÜRRİYET CUMARTESİ

    Bu şehir arkandan gelecektir

    Ç. Begüm Soydemir bsoydemir@hurriyet.com.tr
    05.01.2018 - 14:30 | Son Güncelleme:

    Batı Ataşehir: O civarda yaşamayı sevenler için cennet, ‘yeni İstanbul’a ayak uydurmakta sıkıntı çekmeyenler için normal, bu tarz hayatla derdi olanlar için işkence...

    Fotoğraflar: Hüseyin Alsancak

    Ataşehir’in Kadıköy’den yedi, Üsküdar’dan üç, Kartal’dan bir mahalle alıp ‘İstanbul’un 13 mahalleli yeni ilçesi’ olarak ilan edildiği yıl 2008. Zaman içinde o bölündü, bu birleşti derken, mahalle sayısı çıkmış 17’ye.

    ◊ Ben giderek büyüyen bu ilçenin, yeni gelişen bölümü Batı Ataşehir’deyim ama evveliyatını hatırlamakta fayda var. 2010’larda Ataşehir Sosyal, Ekonomik Araştırmalar ve Eğitim Vakfı’nın Tarih ve Kültür Konseyi, ilçenin tarihini ortaya çıkarmak için çalışma başlatıyor. Kaynak olarak başvurulan yerel yönetim ve muhtarlıklarda yeterli belge ve bilgi bulunamıyor. Üstelik yetkililerden “Yeni kurulan ilçenin eski tarihi olur mu?” cevabı geliyor!

    Bu şehir arkandan gelecektir

    İlk adım ‘Anatepe’

    ◊ Konsey çalışanları yılmıyor ve Osmanlı arşivlerine dalıyor. Mahallelerin yaşlı sakinlerinden, muhtarlıklardan toplanan bilgiler, arşiv kayıtlarıyla birleştiriliyor. Bu verilere göre bugün Ataşehir’in kurulu olduğu arazi, 1912’de Karaman Çiftliği olarak bilinen 6 bin 500 dönümlük alanı kapsıyor. Otlak olarak kullanılan, yerleşime kapalı arazi, l900’lere ait kayıtlarda “Kuş uçmaz, kervan geçmez” denilerek anlatılıyor. Hadi biraz da metrobüsçülerin kulağını çınlatalım; o yıllarda ‘Uzunçayır’ diye de bilinen çiftliğin sahibi Hacı Mehmed Efendi.

    ◊ Arazi, Cumhuriyet’in ilanından sonra Maliye Hazinesi’ne devredilip 1978’de bir kısmı satışa çıkarılıyor. Alanlar, Tercüman gazetesinin sahibi Kemal Ilıcak ve işadamı Alim Kantarcı. 1979 itibarıyla burada kurulacak ‘İSOTAŞ Yenikent’ isimli, 50 bin konutluk bir projenin ilan ve tanıtımları yayımlanmaya başlıyor.

    ◊ Milliyet gazetesinin 2 Eylül 1985’te ‘Konut Konut Diye Diye...’ başlıklı yazı dizisinin bir parçası olan haberinde ise “Küçükbakkalköy’deki büyük arsa altı yıldan beri çeşitli girişimlerin ‘tecrübe tahtası’ haline geldi. Büyükşehir’den önceki denemenin ilanları da görkemliydi” deniyor.

    ◊ Haberler iyi değil zira: Ilıcak ve Kantarcı, proje için çektikleri kredileri geri ödeyemeyince ipotekli arazinin mülkiyeti Yapı Kredi Bankası’na geçiyor. Maliye Hazinesi de yüzde 21’lik payının tamamını kamu bankası Anadolu Bankası’na devrediyor. 8 Ocak 1988’de Anadolu Bankası, Türkiye Emlak ve Kredi Bankası’yla birleşiyor. Yeni adıyla Emlak Bankası, Yapı Kredi’nin hisselerini satın alıyor. Ve inşaat projelerine açtığı alanda, ‘Anatepe’ isimli ilk uydu kenti yükseltmeye başlıyor.

    ◊ Bölgenin çok hızlı gelişmesinde iki olayın payı büyük: 1988’de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün açılması ve 1999’daki büyük Marmara depremi. 2000’li yıllarda bölgenin kontrolü Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) devrediliyor. 2002’den sonra TOKİ, TEM otoyolunun batı tarafında kalan 2 bin 800 dönümlük kısmı, büyük inşaat şirketlerinin proje uygulamasına sunarak ‘Batı Ataşehir’in doğmasını sağlıyor.

    ◊ Herhangi bir uydu kentte görebileceğiniz her şey, burada da eksiksiz mevcut. AVM, “Lezzeti boş ver, gözün doydu mu gözün!” diye bağıran tabaklarıyla onlarca kafe/restoran, market, okul, park, spor salonu, plazalar, güvenlikli ve havuzlu siteler, siteler, siteler...

    ◊ 2012’de kurulan Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nu es geçmeyelim. Batı Ataşehir’in bugün ilçenin diğer kısmından daha çok öne çıkmasında payı büyük. Basketbol maçlarından başka, düzenlediği konserlerle burada bir potansiyel olduğunu gösterdi. Kültür sanat dünyasının rahat alan ve yeni kitle arayışındaki girişimcileri bu sinyali almakta gecikmedi. Yakın dönemde açılan IF Performance Hall ve DasDas gibi kurumlar, bu karşılıklı etkileşimin gücüyle nefis programlar hazırlıyor, insanları yeniden evden dışarı çıkarıyorlar.

    Ortadoğulu turist bunu beğendi

    ◊ AVM deseniz, Ataşehir’de gani. Çünkü site ve AVM ikiz kardeştirler; bir örnek giyinir, aynı şeylerden hoşlanır, aynı yerlerde gezerler. Ama Ağustos 2016’da açılan son gözde Watergarden’ı ayrı bir yere koymak lazım. DasDas’ı da ağırlayan bu AVM, tek başına İstanbul’un Ortadoğulu turistlerini hoş tutabilir.

    ◊ Her şeyden önce, ortadaki kocaman alanda büyük gösteri var. Saat başı, müzik eşliğinde şov havuzunun fıskiyeleri harekete geçiyor ve suların yükselip alçalarak, sağa sola yalpalayarak yaptığı muhteşem dansı izliyorsunuz. Bu alana bakan yeme-içme mekânlarının çokluğunu ve gördüğü rağbeti anlatmama gerek yok herhalde.

    ◊ Buranın en önemli özelliği zamanın ruhunu iyi yakalaması. Şov havuzu da bunun bir parçası, hafta sonu kurulan organik pazar da, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden meşhur lezzetlerin getirildiği ve Asmalımescit’ten ilhamla tasarlanan Nostalji Sokağı da.

    ◊ Hayatta her yerin bir ‘kılık kıyafet adabı’ var. Bazen şehirde gezerken ruhu da önceden, ortama uygun giydirmek gerekiyor. Kopyayı vererek bitireyim: Batı Ataşehir bu civarda yaşamayı sevenler için cennet, ‘yeni İstanbul’a ayak uydurmakta sıkıntı çekmeyenler için normal, bu tarz hayatla derdi olanlar için işkence. 

    Bu şehir arkandan gelecektir

    Oynaya oynaya gelin çocuklar

    Karşıdan görünen tabela merak uyandırıcı: Düştepe Oyun Müzesi. Mimar Sinan Parkı’nın içindeki binaya ilerliyorum. Ataşehir Belediyesi, Mayıs 2015’te açmış burayı. Küratörü Sunay Akın olmuş; sahne tasarımcısı Ayhan Doğan’la birlikte iki alan tasarlamışlar. Birincisi müze binası ve içeride Sunay Akın’ın 21 ülkedeki koleksiyonerlerden topladığı 100-150 yıllık 2 binden fazla oyun ve oyuncak bulunuyor. İkinci bina ise etkinlik binası. Burada da aylık belirlenen ve rezervasyonla gidilebilen ahşap boyama, gölge oyunu, masal yazım ve anlatım, cambazlık, bez bebek gibi çeşitli atölye programları düzenleniyor. Hava güzelse çocuklar açık havada da eğlenebiliyor tabii. Hem müzeye giriş hem de etkinlikler ücretsiz. Müze pazartesi günleri kapalı.

    Bu şehir arkandan gelecektir

    Envai çeşit yeşil

    Buralara gelmişken uğramadan dönmeyeceğim tek yer var. Batı Ataşehir sınırlarının biraz dışına çıkacağım ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne gireceğim. Burası 1995’te Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Hanım adına bir hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş. Ama ne mutlu bize ki sonra işler çığırından çıkmış, bir botanik bahçesi olmasına karar verilip 2002’de ziyarete açılmış. Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla Anadolu otoyolunun (Ankara) birleştiği kavşakta bulunan bahçe, sekiz adadan oluşuyor. Hem bir nefes alma noktası hem de bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi burası. Sürekli büyüklü küçüklü okul gruplarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Gitmeyi düşünüyorsanız önüne, arkasına az sayıda program koymanızı öneririm çünkü burada hiç anlamadan çok fazla vakit geçireceksiniz.

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı