GeriHürriyet Cumartesi Bu çaylak ‘Muhafız’ bizim için lüks
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu çaylak ‘Muhafız’ bizim için lüks

Bu çaylak ‘Muhafız’ bizim için lüks

Netflix’in fantastik dizisi ‘Hakan: Muhafız’ zaman zaman yapaylaşsa da kendinden önceki bin hikâyeyi tekrar etse de alıştığımız dizi ortamında hayatımızı kurtarabilir.

Bizim ‘Baytekin: Fezada Çarpışanlar’, ‘Kilink’, ‘Zagor’ ve ‘Örümcek Adam’ uyarlamaları dışında fantastik kurguyla sağlam bir bağımız olmadı. Olan, genellikle erotik uzay maceraları ve ünlü çizgi romanların düşük bütçeli çakmalarıydı. ‘Dünyayı Kurtaran Adam’lar ölümüne kitsch yeraltı sineması tarihimizi süslüyor.
Görkemli efsanelerle yüklü Osmanlı, destanlar, cinler, periler, İstanbul topraklarının altında yatan sırlar bugüne kadar bir yerli ‘Da Vinci Şifresi’ne ilham olmadı. Fantastik öyküler ekranda kabul görmedi. Geçen yıl ‘Yaşamayanlar’la hareketlenen tür, Netflix’te 14 Aralık’ta başlayan ‘Hakan: Muhafız’la kendine önemli bir yer edinmeye çalışıyor.
Çağatay Ulusoy ‘Hakan’ olabilmiş
‘Hakan: Muhafız’ büyük ihtimalle yıllar sonra dönüp baktığımızda ne kadar yolun başında olduğumuzu hatırlatacak bir iş olacak. Pek çok haliyle, eksik yetiştiğimiz fantezi-bilimkurgu alanındaki çaylaklığımızı su yüzüne çıkarıyor.
Hazar Ergüçlü’nün Zeynep’i hiç inanmadığı şeyler söylemek zorunda bırakılmış şaşkın bir tiyatro öğrencisi gibi, “O insanlığı yok etmeden onu bulmamız lazım!” gibi laflara dolanıyor. ‘Buffy the Vampire Slayer’ın Giles’ını sempatiyle hatırlatan Kemal (Yurdaer Okur) tüm süper kahraman dizisi klişelerini üzerinde taşıyor.
Ayça Ayşin Turan’ın Leyla’sı ise sanki nereye konursa konsun, imkânsız aşkın pençesinde kıvranan Türk dizisi kızını oynayabilir.
Rolüne inanamamış gibi duran bazı karakterlerin aksine Çağatay Ulusoy, ‘Muhafız’ karakterini o büyülü gömlek gibi üstüne giyiyor. Kapalıçarşı çocuğundan bir Osmanlı fantezisinin içindeki süper kahramana su gibi akıyor. Zaman zaman silkinip, yine mahalleli Hakan olup seyircinin aklındaki soruları soruyor: ‘Bu Sadık Olanlar ne? Sizi kim finanse ediyor? Yüzüğü ne yapacağım? Bir eczaneyle almadınız herhalde bu silahları?’
Zamanda ferahlık
Zaman zaman tüm Marvel uyarlamalarında gördüğümüz vasat süper kahraman klişelerine, yapay diyaloglara rastlıyoruz. Ama bunlar şaşırtıcı ya da küstürücü değil. ‘Muhafız’ çok zengin bir madeni keşfe çıkıyor. D&D (Dungeons and Dragons) âlemlerindeki gibi ekipler kurmak, ‘arti-
fact’ peşinde koşmak, sonsuz maceralara düşmek fikri her zaman çok güzel. Bir kere de kim kimi aldatmış, kim kavuşamamış yerine ‘ölümsüz kanı nasıl muhafaza edilir’i tartışmak tatlı.
En lüks olanı da 45 dakikalık dizinin prodüksiyona getirdiği ferahlığı hissetmek. Şişirme, doldurma sahneler izlemediğimizi fark etmek. Müziğin tüm sesleri boğduğu uzun klip sekansları yerine kapı, ayak, rüzgâr, hışırtı, insan sesini de duyabilmek.
‘Muhafız’dan beklentimiz Bülent Somay’ın Tolkien çevirileri kalitesi olmadığı sürece, ikinci sezonu da iyi vakit geçirmeye müsait olacak gibi görünüyor.
Yeni şeyler deneyen herkesin eline sağlık...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle