Hürriyet Cumartesi Haberleri

HÜRRİYET CUMARTESİ

    Beşiktaş'tan 57 UL'ye bindik: Kabul günü lezzeti

    Ç. Begüm Soydemir bsoydemir@hurriyet.com.tr
    15.12.2017 - 12:30 | Son Güncelleme:

    Kuruçeşme’yi muhtemelen biliyorsunuz; gitmeseniz, vakit geçirmeseniz de duydunuz. Peki hiç orada dururken kafanızı kaldırıp Boğaz’a tepeden bakan mahalleyi görüp merak ettiniz mi? İşte o manzarayı seyre dalmadıysanız kaybınız büyük. Bir de bu muhitin muhabbetli, tatlı kadınlarıyla tanışmadıysanız...

    Otobüs durağının karşısından, Sevgi Abla’nın evinin çatısından manzara: Kuruçeşme, Suada, köprü ve alabildiğine deniz... (Fotoğraflar: Hüseyin Alsancak)

    Otobüs son durağa yanaşıyor ve... Aman Allahım! Ayağımın altına serili manzarayı tarife kelimeler yetmez. Fotomuhabiri arkadaşım Hüseyin (Alsancak) gözünü durağın karşısındaki üç katlı apartmana dikmiş, “Şu evin terasından fotoğraf çeksek çok güzel olur” deyip beni vazifelendiriyor. Mecbur, zili çalıp kapıyı açan Sevgi Abla’nın karşısına dikiliyorum.

    -- Sevgi Kıryazı (54), doğma büyüme buralı. Anne-babası 1959’da Gümüşhane’den gelmişler. Babası sekiz kardeşiyle yerleşmiş. Sevgi Abla, “Yan taraf amcamın, öbür yan halamın” diye anlatıyor. Önceden, imar varken yapmışlar evleri; şu an Boğaziçi İmar Kanunu geçerli olduğu için değil yeni bina, evlerinde tamirat-tadilat hatta boya bile yapamıyorlar.

    -- O yıllarda tam bir köymüş Kuruçeşme Üstü. Su ve ekmek eşekle gelirmiş, aşağıya vasıta yokmuş, otomobil desen neredeyse hiç geçmezmiş. Artık öyle değil tabii. Sevgi Hanım’dan bir dün-bugün karşılaştırması istiyorum.

    Beşiktaştan 57 ULye bindik: Kabul günü lezzeti

    Hep sokaktaydık ve 10 numara büyüdük

    -- “Çok gelişmiş bir mahalle değil; marketi, kafesi hatta sağlık ocağı bile yok. Ama komşuluk çok iyidir. Herkesin evine çat kapı gidersin. Telefon edip ‘Sana gelebilir miyim?’ falan, biz bilmeyiz öyle şeyler” diyerek giriyor lafa: “Burada sıkıntı olmaz, çocuklarımız hep kapının önünde büyüdü. Biz de öyleydik. Annem senelerce ev işlerinde çalıştı. Bize çalışmayan komşularımız bakardı, hep sokaktaydık ve 10 numara büyüdük...”

    -- Muradiye Yüzük (62) de doğma büyüme buralı. Ordulu, dokuz çocuklu bir ailenin kızı. Tekstil, konfeksiyon işlerinden emekli. Onun da üç çocuğu var. “Bozulmamış, değerlerini kaybetmemiş, insan ilişkileri bakımından çok iyi bir mahalle burası” diye anlatıyor: “Herkes birbirini tanır, sorgusuz sualsiz girip çıkarsın. Ama tabii yavaş yavaş büyükler ölüyor, paylaşım derdinden bazı evler satılıyor, yabancılar geliyor. Aslında gelenler de başta soğuk duruyor ama sonra bazıları bu ortama alışıp bizim gibi oluyor.”

    -- Kuruçeşme Üstü’nden ayrılırken damağımda, çocukken okuldan eve geldiğimde bulduğum manzaranın lezzeti kalıyor. Sofra daha toplanmamış, çay sıcak, sohbet koyu, teyzelerin ruju silinmiş ama kahkahası yerindedir ya hani; onları seyredip neşelerini taklit ederek enfes şeyler yer, sebebini bilmediğin bir huzurla odana çekilirsin. Bu mahallenin kadınları nasıl yapmışsa o havayı hiç bozmadan korumuş işte. Bu güzellikle onlara, onlar durdukça bize bir şey olmaz!

    Beşiktaştan 57 ULye bindik: Kabul günü lezzeti

    Aynı köyün erkekleriyle evli, neşeli kadınlar

    Sokakta karşılaştığım Bedriye Gündoğan (45), Sevgi Abla’nın kardeşinin karısı. Tam sohbete başlayacakken, “Komşuma kahveye gidiyorum, hadi sen de gel” deyiveriyor. “Ayıp olmaz mı” dememe kalmadan, kendimi bir evde buluyorum. Cemile Bal (42) ve köpeği Naz, kapıda karşılıyorlar. “Bizde akrabalık var, aynı köyün erkekleriyle evliyiz” diyor Cemile Hanım. Ortak cümleleri ise “Burayı çok yazma, gelmesinler, bozmasınlar” oluyor.

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı