GeriHürriyet Cumartesi Bende şeytan tüyü var maalesef!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bende şeytan tüyü var maalesef!

Bende şeytan tüyü var maalesef!

Türkiye’nin en ünlü gezginlerinden Ayhan Sicimoğlu yeni bir kitapla karşımızda: ‘Hastasıyız’. Hürriyet Kitap’tan çıkan çalışma, Sicimoğlu’nun farklı coğrafyalardaki 30 macerasından oluşuyor. Bu vesileyle buluştuğumuz Sicimoğlu: “Yaşamın kaynağı meraktır.”

Kitabın adı, fazlasıyla kullandığınız ‘Hastasıyız’ lafı... İlk ne zaman kullandınız, hatırlıyor musunuz?
- Valla hiçbir çıkış noktası yok. Bir gün televizyonda program yaparken gelişti. Tabii aynı lafları nereye kadar söyleyebilirsiniz? Mükemmel, harikulade tüm bunlar bitiyor bir noktada. “Vay be, hastasıyım” dedim bir gün. Öyle de kaldı. İşin kötüsü, başka bir dilde yok bu lafın karşılığı.
Bu sözün sizinle bu denli özdeşleşeceğini tahmin ediyor muydunuz peki?
- Hayır. Hatta ilk söylediğimde eleştiri bile aldım, “Ayhan Bey size hiç yakışıyor mu bu avam kelimeler” dediler.
Bir gezgin olarak hep yollarda, farklı coğrafyalardasınız... Ama kendinizi asla turist olarak tanımlamıyorsunuz.
- Hayır. Çok zor turist olmak. Turistik yerleri hemen es geçerim zaten. Keşfedilmemiş şeyleri keşfetmeyi seviyorum. Bir de şöyle bir durum var: Maceralar beni buluyor. Sokakta gezerken tesadüfen tanıştığım biri o bölgenin en ünlü müzisyeni çıkabiliyor, bir anda kendimi onun evinde, ‘exclusive’ bir partide bulabiliyorum.

Bende şeytan tüyü var maalesef


Sizce sebebi ne bu durumun?
- Bence çekiyorum insanları. Dün bir otelde konuşma yapacaktım, trafik felç! İnip yürümeye başladım. Sokakta adamın teki geldi, “Abi sarılmam lazım” dedi. Şaşırdım.Yani selfie çektirmek tamam da, sarılmak ne! Hatırını kıramadım ama... Neyse beterin beteri var: Yeni Zelanda’da, Maorilerde alnını ve burnunu dayıyorsun. Onun ruhunu çekiyorsun, mantığı o. O da olabilirdi.
Kitabın çıkış noktasına dönelim. Ne zaman karar verdiniz böyle bir kitap hazırlamaya?
- Açıkçası yoktu. Hürriyet Seyahat’te uzun zamandır yazıyorum. Ara sıra aklıma yazıları toplasam düşüncesi geliyordu. Arşiv olması açısından... Hal böyleyken Hürriyet Seyahat ekibinden teklif gelince, “Hay hay” dedik. Devamının da gelmesini planlıyorum.
Tokyo’da bir ay
modellik yaptım
Sizdeki bu seyahat tutkusunun kaynağı nedir?
- Merak. Yaşamın kaynağı da odur. Ama bizde tehlike olarak algılanır. “İcat çıkarma” diye bir laf var. Çocuk, “Anne bu ne” der, fırça yer.
Sizin evde nasıl karşılanıyordu bu sorular?
- Babama sorun, bakın neler oluyor! Saatlerce anlatır. Annemin deyişiyle, “Adamı alçıya alır”. İlkeli bir insandır. Mühendistir, Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu. Çocukluğum sürekli onun sorularıyla geçti.
“Nereden geldim buraya” dediğiniz yerler oldu mu?
- Olmaz olur mu! Onlarca vardır. Yakın zamandan bir örnek vereyim. Mesela en son Çin’deydim. 1.4 milyar insan var. Uçaktan indim, ilk şok, bavul alacağım kuşak: 67 numara! Asansör bekliyorum, çok güzel bir kadın geldi yanıma. İkimiz de asansöre binmek için hamle yaptık, bir koydu bana! Pardon filan demek de yok! Ben “Affedersiniz” filan dedim, tepki de yok. Japonya’da asla böyle bir şey yoktur. Gerçi çok eskiden gitmiştim, manken olarak...
Bende şeytan tüyü var maalesef

Yeni Zelanda’da Maorilerin yerel kıyafetiyle...
Nasıl?
- Evet, 1985 yılında Japonya’daki ‘New London Fashion Week’e katılmıştım. New York’ta keşfedildim. İngiltere’nin avangard modacılarının yer aldığı bir şovda çıkmıştım. Organizasyonu takip edenler arasında Japonlar da varmış, bana teklif ettiler. Bir ay oturdum Tokyo’da. Sonra sıkıldım. Gerçi güzeldi; model kızlarla birlikte hiçbir yerde hesap ödemeden gezip tozduk. En lüks lokantalarda, en iyi gece kulüplerinde gezdik. Sonra sıkıldım, gittim.
Ama yine kurtulamadınız. ‘Celebrity’ halleri burada da devam ediyor...
- Galiba tipimde var. Çin’de sokakta yürüyorum, çok hoş bir kız, beni yoldan çevirip fotoğrafımı çekti. Tarzımı çok sevdiği içinmiş. Dubai’ye gittim, parfüm arıyorum. Çok düşkünümdür kokulara. Satıcı kızlar geldi, fotoğraflarımı çekiyorlar. “N’apıyorsunuz, ben dizi oyuncusu değilim” dedim. “Nasılsa olacaksın” dediler! Potansiyeli gördüler herhalde (gülüyor). Sanırım bende şeytan tüyü var. Maalesef böyle...

İtalya’da benzerlikleri ve farklılıkları aynı anda görmek güzel
Bir röportajınızda “Dünya üzerinde görülmesi gereken ilk ülke İtalya” dediğinizi okumuştum...
- İtalya bize yakın, bizden uzak. Akdenizli oldukları için davranış biçimleri benziyor. Geçen hafta Sicilya’daydım. Sokakta bisikletli bir adam; kabak, domates, patlıcan satıyordu bağırarak. Bizden bildiğiniz bir fotoğraf. Ama birdenbire karşınıza AVM ya da gökdelen çıkmıyor. 20 yıl sonra gidiyorsun, aynı pizzacı, aynı belediye binası, aynı bakkal... Bunlar bizde yok. Benzerlikleri ve farklılıkları aynı anda görmek güzel. İnsanları da sıcak. Mesela Barselona’da aynı sıcaklığı göremiyoruz. O da Akdeniz!
Neye bağlıyorsunuz bunu?
- Orada bir Katalunya muhabbeti var. Biraz hükümetlerine karşı ayrılıkçılar. Ondan diye düşünüyorum. Gerçi Romalı da Milanoluyu sevmez. Roma’da otururken her sabah ekmek aldığım bir bakkal teyze vardı. Bir gün “Milano’ya gidiyorum teyze” dedim, “Orada İtalyanca mı konuşuyorlar” demişti. Orayı İtalyan olarak görmüyor.

Bende şeytan tüyü var maalesef


Yorumları Göster
Yorumları Gizle