GeriHürriyet Cumartesi Babam “Başlarım rap’ine” dedi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Babam “Başlarım rap’ine” dedi

Babam “Başlarım rap’ine” dedi

Gazapizm olarak tanıdığımız Anıl Açar’la ; yeni gelen ‘Ölüler Dirilerden Çalacak’ klibi için buluştuk, röportaj sevmezliğine rağmen, müzikten hayata her şeyi konuştuk.

'Ölüler Dirilerden Çalacak’ klibi yarım ayda 15 milyona yakın izlendi. Temel derdiyse sınıf meselesi...
- Birileri aşırı zengin ve birileri aşırı yoksul. Burada bir adaletsizlik söz konusu. Ama biz bugün eşitlenirsek burada da bir eşitlenme söz konusu değil. Çünkü benim çok yoksul yaşadığım bir 20 sene ve senin çok zengin yaşadığın bir 20 sene var. Bu şekilde adalet sağlanmış olmuyor benim için. En azından bir 20 sene senin çok yoksul, benim çok zengin yaşamam lazım. Artık burada çalmak gerek. O yüzden ölüler dirilerden çalacak.
Bir marka, Gazapizm isimli bir koleksiyon çıkardı. Bunu kişisel kazanç uğruna değil ulvi bir amaçla yaptın.
- Sokaktaki çocukların ayakkabı giyebilmesini, yemek yiyebilmesini, cebinde parasının olmasını istiyorum. İşte bunu bir tanımın altına soktuğun zaman irrite ediyor insanları. Adamlar o ayakkabıyı zaten satacak. O para orada zaten dönecek. Tamam, ayakkabı üretelim, tişört üretelim benim adıma ama bunları sokak çocuklarına gönderelim. Ben de para almayacağım, siz de almayın. Bu bir aktarım.

Babam “Başlarım rap’ine” dedi


Geliri Umut Çocukları Derneği’ne bağışlanacak bir kampanya.
- Halk kahramanı mıyım, tabii ki değilim ama bir şeylerin ucundan tutup yapmaya çalışıyorum.
2003-2004’te çıktın. Sonradan ‘Sıfır Bir’ ya da ‘Çukur’ dizileri üzerinden gelen kitlesel şöhrete kızdığın oluyor mu?
- O kadar çok sinir oluyorum ki hem de buna. Bu muydu, yıllarca neler yaptık, bir dizide şarkımız çıktı diye mi böyle oldu? Biz o kadar sıkıntıyı boşuna mı çektik? Tabii ki bu ironi ama en azından vaziyetin bu olması çok üzdü. Şöyle anlatayım, stüdyomuz vardı, elektrik faturamızı ödeyemiyoruz. Aşağıdaki kokoreççi abiden borç alıyordum. O parayla kıyafet alıyordum. Etiketlerini sökmüyorduk. O kıyafetle konsere çıkıyorduk. Kıyafetleri iade edip parayı geri alıp borcu ödüyorduk. Şimdi beni sürekli markalar arayıp “Size kıyafet gönderelim” diyorlar. O zaman gönderseydiniz ya.
Bu sürat, tehlikeli bir sürat
Peki sadece sayısal olarak değil, çok farklı profilde bu kadar geniş bir kitleye ulaşabilmeyi öngörüyor muydun?
- Bir gün ünlü olacağımı biliyordum ama bu evreye bir anda geleceğimi ummuyordum. Bu sürat tehlikeli bir sürat. Çünkü seni anlayan anlamayan, senin söylediklerinle ilgisi olan olamayan, duyan duyamayan herkes seni dinliyor. Orada da kendimi şöyle mutlu etmeye çalışıyorum. Bu naylon olan popülerlik gidecek. O zaman o kitle de gidecek. Ama onların içinde mutlaka bizi anlayan, bizim gibi düşünen çocuklar bizi dinleyecek.
Aslında ben de seni oldukça geç dinledim. Ama ‘Heyecanı Yok’u ilk duyduğumda epey yükseldiğimi söylemeliyim.
- ‘Heyecanı Yok’un içi çok boşaltıldı. İnsanların kulüpte dans ettiği bir şarkı değildi, biz o amaçla yapmadık. İçinde bu dönemin gençliğinin büyük bir sorunsalı yatıyor. Sound’un biraz hareketli olması fark etmez. Hoplayarak, zıplayarak dinleyeceğin bir şarkı değil bu, dert var.

Babam “Başlarım rap’ine” dedi
Babam müziği Ahmet Kaya’yla bağdaştırıyordu. Öncesinde Kardeşler Türküler falan... Ben de sürekli rap dinliyorum. Hatta odamda 2Pac ve Ahmet Kaya posterleri var duvarda yan yana. Benim okul da kötü gidiyor, bir gün odama girdi; “Başlarım rap’ine” diye 2Pac posterini söktü. “Onu niye söküyorsun, o da oranın azınlığı” dedim. O zaman o kadar diyebildim. Sonra Kardeş Türküler solisti bir gün bir konser çıkışında babamla karşılaşıyor, “Oğlun çok iyi ya, son zamanlarda dinlediğimiz nadir adamlardan” diyor. Yazdıklarımı incelemeye başlayınca kabul etti.

Dünyada klarnetle, darbukayla sahneye çıkan başka rap’çi yok
Stüdyo açtım, prodüksiyon yapacağız ama prodüktör yok. Gittik bulduk.
Bir Gün Her Şey’ albümünü hatta onunla yaptık, ilk klibi o parçaya çektik. Sonra mahalledeki, semtteki, şehirdeki müzisyenleri araştırdık.
Aşırı ilkel yöntemlerle müziği zenginleştirdik, sonra buralara geldik.
Yeni bir şey yapmayacaksak hiç yapmayalım. Klarnetle, darbukayla sahneye çıkan rapçi dünyada yok.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle