GeriHürriyet Cumartesi Aşk yazmak, siyaset yazmaktan daha zor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşk yazmak, siyaset yazmaktan daha zor

Aşk yazmak, siyaset yazmaktan daha zor

Gazeteci Mehmet Y. Yılmaz’ın, Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazılarından oluşan dördüncü kitabı ‘Şaşırma Duygumu Kaybettim’, 2016-2017 Türkiye’sinin siyasi bir fotoğrafını çekiyor. Yılmaz, “İleride bu dönemle ilgili çalışma yapacak siyasi tarihçiler için bir tür not defteri olsun diye düşündüm” diyor. İlk üç kitabını aşk ve ilişkiler üzerine kaleme alan yazara göre aşk hakkında yazmak, siyaset yazmaktan daha zor.

Şaşırma Duygumu Kaybettim’, dördüncü kitabınız ve ilk defa aşk, ilişkiler hakkında değil. Hürriyet gazetesindeki köşenizde kaleme aldığınız siyasi yazıların derlemesi... Bunca yıldır siyaset üzerine yazıyorsunuz, neden şimdi kitaplaştırma ihtiyacı duydunuz?

- Bunca yıldır siyaset yazmama karşın bir süredir yazamıyordum. Türkiye’de şu anda yaşanan rejime demokrasi diyemiyoruz, diktatörlük desek çok ağır kaçıyor. Bunu sorgulayan bir kitap çalışması için son üç–dört yılın siyasi gelişmelerini hatırlamaya çalışırken, o dönemde yazdığım yorumları da tekrar okumam gerekti. Gördüm ki, o günün özel durumlarını yorumlamak için yazılmış olsalar da Türkiye’deki rejimin nereye doğru yönelmekte olduğuyla ilgili ayna işlevi de görebiliyorlar. İleride bu dönemle ilgili çalışma yapacak siyasi tarihçiler için bir tür not defteri olsunlar diye düşündüm.

Şaşırma duygusunu kaybetmek tehlikeli

 Kitapla aynı adı taşıyan yazınızı 14 Temmuz 2017’de, bir Anayasa Mahkemesi kararına getirilen yayın yasağıyla ilgili yazmışsınız. O günden bu yana nelere şaşırdınız, ya da şaşırdınız mı?

- Türkiye’de hukukun bittiğinin ilanı olan bir mahkeme kararıydı bu. Düşünün, Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor ve bir yerel mahkeme yargıcı, o karar ile ilgili habere erişim yasağı koyuyor! Nasıl oluyor çok belli: Yargıç önüne gelen yayın engelleme isteğinin neyle ilgili olduğuna bakmıyor bile. Siyasi mülahaza ile hareket ediyor ve isteğin kimden geldiğine bakıyor. FETÖ yargısı işbaşındayken de böyleydi. Ve işin ilginci gazetelere manşet olacak bu olay küçük bir haber oluyor ve ertesinde rezillik ortaya çıkınca mahkeme kararını değiştiriyor. Şaşırsak mı şaşırmasak mı? Bilemiyorum. Yazının başlığı biraz da bu duyguyla atılmıştı.

 Şaşırma duygusunu kaybetmek bir gazeteci için tehlikeli değil mi?

- Evet, tehlikeli. Böyle bir haberin küçücük görülmesi, bazı gazetelerde hiç yer almaması bu duygunun gazetecilerde kaybolmaya başladığını da gösteriyor. Günlerce üzerine konuşulması gereken bir haberdi ama artık bize normal bir durummuş gibi geliyor.

 Siz hem siyaset gibi ‘ağır’ konular hem de aşk gibi ‘hafif’ konular hakkında yazıyorsunuz. Pek çok gazeteci için bu ikisi arasında hiyerarşik bir ilişki vardır. Sizin için var mı? Birini diğerinden daha önemli buluyor musunuz?

- Doğrusunu istersen yazılması daha zor olan yazılar ikincilerdir. İkincisini yazabilmek için çok okumak gerekiyor. Düşünmek gerekiyor. Siyaset yazmak buna göre daha kolay aslında. Memleket zaten çok verimli bir tarla bu açıdan. Neredeyse her gün bir garip gelişme oluyor. Siyaset müktesebatın, hukuk bilgin, sosyoloji ve tarih bilgin yeterliyse bu olayları bir çerçeve içine oturtup yorumlamak o kadar zor bir iş sayılmaz.

 Peki aşk ve ilişkiler üzerine yazmak mı siyasi makaleler kaleme almak mı daha keyifli?

- İnsan hayatıyla ilgili olanları yazmak daha keyifli geliyor bana. Kadın–erkek ilişkileri üzerine yazılan yazılar okuyucularla yaptığım bir sohbet gibi.

Gazetede yazamayan kitap yazıyor

 Kitaplı gazetecilerin sayısı hızla artıyor. Kimi sizinki gibi derleme, kimi kitap için özellikle yapılmış araştırma haberler, kimiyse edebiyat türünde. Gazetecilerin bu eğilimini neye bağlamak lazım?

- Gazetecinin işi yazmak ve günümüzde bu işini bir gazetede ya da televizyonda yerine getirebilmesi o kadar kolay değil. Kitap, kendini ifade edebilmenin bir başka yolu gazeteci için ve şimdilik açık olan bir yol.

 Güncel gelişmeler üzerine daha önce kaleme alınmış yazıların derlenmesindeki motivasyon ne oluyor? Evet, gazetenin ömrü bir gün ama artık internet arşivlerinde hiçbir şey kaybolmuyor. Bir dönem yaşanırken nerede durduğunuzu kayıt altına almak mı ya da yaptığınız elemeler ile belirli konulara odaklanıp sözünüzü söylemek mi?

- İkisi de geçerli. Hem pozisyonunuzu kayda geçirmeye yarıyor hem de bu pozisyon üzerine bir sözü tekrarlamak anlamına geliyor.

Medyadaki bozulma Özal döneminde başladı

Kariyeriniz boyunca Radikal, Posta, Fanatik gibi gazeteleri, pek çok dergiyi Türkiye basınına kazandırdınız. Her biri de kendi alanında ekol haline geldi. Ülkede basının gelecek 10 yılı için öngörünüz nedir?

- Gelecek 10 yılda ülkenin gideceği yer basının geleceğini de belirleyecek. Türkiye, güçler ayrılığına dayanan bir gelişmiş demokrasiye yönelirse, bu güçleri denetlemek üzere bir dördüncü güç olarak medyaya ihtiyaç var. Türkiye’nin yolu bir otoriter yönetime yönelecek ise bu düzende özgür medyaya yer yok. Öyle düzenlerde yandaş medya ortaya çıkar, Sovyetler Birliği’ndeki Pravda gibi! Otoriter rejimler altında kalmış ülkelerdeki gazeteler gibi. Görünürde varlardır ama işlevleri yürütme, yasama ve yargıyı halk adına denetlemek değil, güç sahibinin borazanlığını yaparak, halkın gerçeklere ulaşmasını engellemektir.

 Mesleğe başladığınız 1975 yılından bugüne bakarsak, Türkiye’de gazeteciliğin en iyi yapıldığı ya da mesleğin en parlak olduğu dönem hangisiydi?

- 12 Eylül’e kadar olan dönem bence olması gerekene en yakın dönemdi. 12 Eylül’ün açık baskı döneminin ardından seçimler yapılıp normalleşme başlayınca gazetecilik de normal rayına doğru yöneldi. En iyi dönem ise çok sayıda gazete sahipliğinin olduğu dönemdi. İyi haber, doğru haber yapan muhabirin ödüllendirildiği, gazetelerin birbirleriyle bayide ciddi rekabet ettiği dönemdi. Bugün yayımlanmasını kimsenin aklının alamayacağı haberler o dönemlerde yayınlanabildi. Ama önce Turgut Özal’ın, sonra Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in medyayı kendilerine göre dizayn etme istekleri ile bozulma başladı ve bugüne kadar geldik.

Gazetecilik şahane meslektir

 Bugün yeni mezun olmuş bir gazeteci adayı size gelse, ona ne söylerdiniz?

- Daha önce de hep aynı şeyi söylerdim, şimdi de söylüyorum: Hukuk, tarih, sosyoloji, toplumsal psikoloji ve siyaset teorisi okuyun, okumaya hiç ara vermeyin. En azından bir tane yabancı gazete, dergiyi takip edecek kadar yabancı dil öğrenin. Bu şahane bir meslektir, yeter ki kendinizi güç tutkusuna kaptırmayın.

Aşk yazmak, siyaset yazmaktan daha zor

Mehmet Y. Yılmaz
Şaşırma Duygumu Kaybettim
Thales Yayınları
256 sf. / 25 TL

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle