GeriHürriyet Cumartesi 27 yaşında, edebiyatla ilgilenen, şehirde yaşamayı çok seven bir kadının şarkıları...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

27 yaşında, edebiyatla ilgilenen, şehirde yaşamayı çok seven bir kadının şarkıları...

27 yaşında, edebiyatla ilgilenen, şehirde yaşamayı çok seven  bir kadının şarkıları...

Bir ‘ev konserleri organizasyonu’ olan Sofar İstanbul’da söylediği ‘Yeni Bir Hayat’ şarkısıyla tanıdık onu. Kendi bestesi olan şarkının videosu kısa zamanda geniş bir kitleye ulaştı. Simge Pınar, ‘müzikte yeni dalga’nın başarılı isimleri arasına ismini yazdırdı. Aradan geçen üç yılda pek çok konser verdi, iki single yayımladı. Türkiye’nin önde gelen rock gruplarından mor ve ötesi’nin solisti Harun Tekin’in desteğini aldı. İlk albümü ‘Güzel Şeyler’ bu hafta çıktı. Genç müzisyenle kurumsal hayattan sahnelere uzanan hikâyesini konuştuk.

Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okuduktan sonra kurumsal hayata atılmışsınız. Ne oldu da bir anda yeni dalganın en umut veren isimlerinden biri oldunuz?

- Üniversitenin son senesindeydim. Gümüşlük Akademisi’nde Harun Tekin’in şarkı yazarlığı atölyesi düzenlediğini gördüm. İlkgençliğim tam Türkçe rock’ın patladığı o muhteşem döneme denk geliyor. Müzikle ilgilenmeye de o yıllarda başlamıştım ve mor ve ötesi en büyük ilham kaynaklarımdan biriydi. Atölyeyi duyunca hemen katılmak istedim.

Kendi yaptığınız şarkıları orada Harun Tekin’e mi dinlettiniz?

- Çok uzun bir süre dinletemedim. Harun gibi hayranlık duyduğum bir şarkı yazarına şarkımı dinletmek pek kolay olmadı benim için. Atölyenin sonunda herkesin bir şarkı yazması bekleniyordu. Önce çok sevdiğim bir arkadaşıma dinlettim. İçimden diyorum ki, “Eğer o severse sınıfta da dinleteceğim”. Arkadaşım şarkıyı dinlerken ağlamaya başladı. O gün cesaretimi toplayıp sınıfta da dinlettim. Harun da çok sevdi. Ve bana, “Ne yapıyorsun bilmiyorum ama bence sen müzik yapmalısın” dedi. O şarkı, single olarak çıkardığımız, şimdi albümde de yer alan ‘Sangria’ydı.

Nasıl tepkiler geliyor şarkılarınızı dinleyenlerden?

- Çok güzel şeyler duyuyorum. Nasıl ben bazı şarkılardan güç alıyorsam, benim şarkılarımın da başkaları için iyileştirici gücünün olması mükemmel bir his. Daha ne isterim...

Daha geniş bir kitle tarafından tanınmaya başlayınca kıskanıp gönül koyan eski takipçileriniz var mı?

- Olabiliyor. Onları da anlıyorum. Ama müzisyenlerin bu piyasada tutunabilmeleri için olabildiğince çok paylaşılması, dinlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla umarım benim şarkılarımı da kendilerine saklamazlar, sevdikleri insanlarla paylaşırlar.

27 yaşında, edebiyatla ilgilenen, şehirde yaşamayı çok seven  bir kadının şarkıları...

 Aslında çok utangacımdır

Kaç yaşındasınız? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

- 27 yaşındayım. Beşiktaş’ta büyüdüm. Çalışan anne-baba çocuğuyum. Çok uzun bir süre bana babaannem baktı. Kardeşim ben sekiz yaşındayken doğdu, aramızda epey yaş farkı var, o yüzden biraz yalnız bir çocuktum.

Ailede müzikle ilgilenen var mı?

- Halamın sesi çok güzeldir. Onun çocukları da çok güzel gitar çalıp şarkı söylerler hatta beste de yaparlar. Ben de küçük yaşta onlara özenmiştim.

Müzik eğitimi aldınız mı?

- Kısa bir süre gitar dersi aldım. Entrüman çalmak çok büyük bir disiplin istiyor. İtiraf etmek gerekirse ben o disipline sahip değilim. Şarkı söylemek daha ağır basıyor benim için.

Müzisyen olmak mıydı hayaliniz?

- İstiyordum ama çok mümkün gelmiyordu. Başarılı bir öğrenciydim. Anadolu lisesine gittim, bütün arkadaşlarımla beraber üniversite sınavlarına hazırlandık. Ama her zaman şarkı yazan, söyleyen biriydim. Aslında çok utangacımdır ama etrafımda hep beni cesaretlendiren birileri vardı. Onlar sayesinde ilkokuldan beri bir şekilde hep sahnedeyim.

Beyaz yakalı olarak çalışmaya başlamışsınız sonra... Kurumsal hayata karşı hisleriniz nasıl?

- Kurumsal hayatta çalışma koşulları çok ağır. Pazarlamacı olarak çalışırken sabah altıda kalkıyordum, akşam sekizde eve geliyordum. Büyük bir şehirde yaşamanın da etkisi var tabii... Yaptığım işi seviyordum ama kendime zaman ayırmam mümkün olmuyordu. Yine de kurumsal hayattan nefret ettiğimi söyleyemem, sadece orada çoğu şeyin yanlış ilerlediğini düşünüyorum. Uzun saatler çalışmak hâlâ çok yüceltiliyor, halbuki önemli olan verimliliktir. Kendi kuşağımdan umutluyum, bence biz birçok şeyi değiştirmeye başladık.

Kurumsal hayatta çalışıp da sanatla ilgilenenlere ne tavsiye edersiniz?

- Şu anda hâlâ “Hayatımı müzikten kazanabiliyorum”  dediğim bir noktada değilim. Dolayısıyla tavsiye vermem çok doğru olmayabilir ama şunu söyleyebilirim: Her şey mümkün. Bir hayalin varsa o konuda çok kararlı olman gerekiyor o kadar.

27 yaşında, edebiyatla ilgilenen, şehirde yaşamayı çok seven  bir kadının şarkıları...

 Kitap okumadığım gün kendimi çok kötü hissederim

Nasıl anlatırsınız ilk albümü?

- 20’li yaşlarında şehirli bir kadının hayatın gerçekleriyle karşılaştığı, dünyadaki yerini sorguladığı bir dönemde ortaya çıkan şarkılar... Çoğunu hayal kırıklıklarımdan sonra iyileşmeye çalışırken yazdım.

Son beş yılda yazmışsınız bu şarkıları. Dünyanın, ülkenin de çok parlak bir dönemi değil bu... Sizin üretiminize nasıl yansıdı?

- Aslında şarkıların hemen hemen hepsine sızdı bu durum. Benim jenerasyonumun hayatını yaşaması gereken, özgürlüğünü kazandığı bir dönem bu. Mezun olmuşsun, para kazanıyorsun, vaktin var, herhangi bir şeye bağlı değilsin... Ama ülke de dünya da iyiye gitmiyor. Birçok yakın arkadaşım yurtdışına taşındı. Burada kalanların da çoğu gitmek istiyor. Ülkenin kötü gidişatı hepimizin içinde bir dert olarak duruyor.

Yasaklardan, töreden bahseden bir şarkınız var; ‘Kestim Kara Saçlarımı’...

- Albümdeki bütün şarkıların sözü, müziği bana ait ama o şarkıyı Gülten Akın’ın aynı isimli şiirinden besteledim. Gülten Akın benim en sevdiğim şair. Bu şiire bakınca bu ülkede kadın olmanın ne anlama geldiğini çok net bir şekilde hissediyorsunuz. Konserlerde kadınlarla birlikte bu şarkıyı söylemek, yasaklara, yasalara, törelere rağmen güçlü durmamız gerektiğini haykırmak bana güç veriyor.

Kimileri şarkılarınızda mor ve ötesi etkisinin baskın geldiğini düşünüyor. “Keşke özgün kalsaydı” diyorlar...

- İnsanlar beni Sofar İstanbul kaydıyla tanıdı. Beni sadece akustik gitar çalan, daha yumuşak müzik yapan biri zannetmiş olabilirler. Aslında ben sıkı bir rock dinleyicisiyim. mor ve ötesi de her zaman ilham aldığım bir gruptu. Yaptığım müziğin bol gitarlı, davullu olması benim tercihim. Albümü dinlediklerinde o kadar da sert olmadığını anlayacaklar aslında.  Harun, prodüktörüm. Albümü o aranje etti. Ama ben de şarkıların böyle olmasını istiyordum zaten.

Şarkı yazarken nelerden ilham alıyorsunuz?

- En büyük ilham kaynaklarım; edebiyat ve müzik. Çoğu şarkımda sevdiğim yazarlara göndermelerim oluyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Şule Gürbüz bu albümü yaparken beni en çok etkileyen isimler.

İyi bir okursunuz o zaman... Okuma ritüelleriniz var mıdır?

- Her gün mutlaka okurum, okumadığımda da kendimi çok kötü hissederim. Genelde sabah uyandığımda okuyorum. Temiz kafayla çok güzel oluyor.,

En büyük ilham kaynağım edebiyat. Türk edebiyatını çok seviyoum. Her şarkıda mutlaka bazı yazarlara göndermeler oluyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Şule Gürbüz beni çok etkiliyor.

Harun Tekin: Herkesin bağırdığı bir dünyaya sakin ve net ifadelerin gücünü gösteren bir alternatif sunuyor

Simge Pınar, çok yetenekli bir şarkı yazarı ve çok özel de bir şarkıcı. Üzerinde birlikte çalıştığımız ilk albümü ‘Güzel Şeyler’ onun müzik yolculuğunun uzun soluklu olacağını hissettiriyor. Bu albüm, bir yanıyla da herkesin elinden geldiği kadar bağırdığı bir dünyaya sakin ve net ifadelerin gücünü gösteren bir alternatif sunuyor.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle