Holistik tıp ve kanser (2)

Güncelleme Tarihi:

Holistik tıp ve kanser (2)
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 09, 2004 00:00

Bu hafta, ülkemizde kanser konusunda holistik tıbbın durumunu ve kanserde kullanılabilecek doğal yöntemlerden bazılarını anlatacağız. O yüzden Doç. Dr. Şafak Nakajima’yı kısaca tanıtmak istiyorum.Nakajima, bir modern tıp doktoru. Japonya’da doktora çalışmalarından sonra, Kanada’da holistik tıp ve doğal sağlık üzerine dört yıllık bir eğitim programından mezun olmuş.Okuduğum bir şifa kitabında, Time dergisinden ‘Kanseri Yayılmadan Durdurmak’ başlıklı bir alıntı vardı: ‘Kanser hücreleri, bir korsan gemisinin konakladığı koydan gizlice ayrılırken yaptığı gibi, kendisini içinde bulunduğu dokuya bağlayan palamarları sessizce çözüverir. Yavaş yavaş çevresine parmaksı sondalar uzatır ve sessizce ilerlemeye başlar. Sonra en yakınındaki kılcal damarın nabzını yoklar ve kan damarı duvarını oluşturan hücrelerin arasına atlar. Akciğer ile karaciğer ve göğüs ile beyin arasından akan kırmızı nehre dalar. Yaklaşık bir saat sonra, sessiz bir kıyıya ayak basar ve oraya yerleşir... En yakınındaki hücreleri, besin taşıyan kan damarları şekline girerek tuzağa düşürür. Sonra onları, büyümeyi teşvik edici kimyasallar üretmeye zorlar. Kanser hücresi, etrafta kol gezen bağışıklık sistemi hücrelerinden korunmak için deniz kestanesi gibi dikensi bir zırh üretir. Hekimlerin onları öldürmek için yolladığı ajanları kovmak amacıyla, kendi hücre zarının üstüne minicik tulumbalar konuşlandırır. Böylesi bir düşmanla savaşmanın bir yolu var mıdır?’İlk okuduğumda tüylerimi ürperten, ‘benzetme de bir yere kadar yapılır canım!’ dedirten bir yazıydı bu. Ancak tıbbi bir ‘gerçek’ bu kadar ‘anlaşılır’ cümlelerle anlatılabilirdi. Zaten yazının devamı, bağışıklık sisteminin mükemmelliğine ve iyi seçilmiş şuurlu hareketlerle nasıl geliştirilebileceğine bağlanıyordu. Bu haftaki yazıda da Şafak Hanım size, kanserle doğal yollarla nasıl başa çıkılabileceğini anlatacak. Satırları ona bırakmadan diyorum ki, her şeye rağmen hayat çok güzel! Aldığınız her nefesin farkında olun ve şükredin. Sevgili tai chi hocam Sermed Tezel’in dediği gibi: Sevgiyi besleyin ve sevgiye hep açık kalın! Doç.Dr. Şafak Nakajima anlatıyor: Kanserin oluşumunda kalıtsal ve çevresel faktörler kadar stres düzeyi ve yaşamsal alışkanlıkların da büyük rol oynadığını artık biliyoruz. Bu nedenle, kanserden korunma ve kanser tedavisinde çok yönlü bir yaklaşıma, bir ekip çalışmasına gereksinim var. Gelişmiş ülkelerde kanser tedavisinde giderek, kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal yapısının tümden ele alındığı holistik yaklaşım esas alınıyor. Kanser uzmanları (onkolog) ve doğal terapistler birlikte çalışıyorlar. Konuştuğum hekimlerin hepsi kanserde doğal tedavileri içeren holistik yaklaşımın hastanın çok sık talep ettiği bir konu olduğunu söylediler. Yalnız burada iki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan ilki, dünyada doğal tedavi yöntemlerine olan ilginin artması nedeniyle bu konuda giderek daha fazla bilimsel araştırma yapılıyor olması. Yakın zamana kadar etki mekanizması bilinmeyen ve mucizevi yöntemler olarak tanıtılan akupunktur ve bazı tıbbi bitkilerin nasıl etki ettiklerini öğrenmeye başlıyoruz. Beyin ve beden arasındaki iki yönlü moleküler etkileşimi, meditasyonun veya hipnozun bedenimize etkisini laboratuvar ortamında gösterebiliyoruz. Bu da, bu yöntemlere olan güvenimizi artırıyor veya etkisiz olanları devre dışı bırakmamıza olanak veriyor. Etkili yöntemlerden yararlanmak her hastanın hakkı.İkinci konu ise tüm gelişmiş ülkelerde yerel şifacıların çalışmalarının bilimsel araştırmalara konu edilmesi. Binlerce yıldır denenerek geliştirilen ve bir anlamda klinik araştırma aşamasını geride bırakmış halk ilaçları, Batı’da, Japonya’da ve Çin’de seçkin üniversitelerce dikkate alınıyor. Kullandığımız ilaçların birçoğunun bitkilerden elde edildiğini veya bitki formülüyle sentez edildiğini biliyoruz. Yeni ilaçlar geliştirmek için bitkiler çok büyük bir kaynak ve bu nedenle ciddiye alınmaları bilimsel bir sorumluluk oluşturuyor.Ben, kanser tedavisinde, modern tıbbın geliştirdiği tanı ve tedavi yöntemlerinin mutlaka uygulanmasını savunan bir hekimim. Söz edeceğim yöntemlerden hiçbiri modern tedavilere alternatif oluşturmamaktadır. Bu yöntemler, tıbbi tedaviye destek olmak amacıyla ve ancak onkoloğun bilgisi dahilinde kullanılmalıdır. Etki mekanizmasını tam olarak bilmediğimiz bitkilerin tedaviye eklenmesi, tıbbi tedaviyi olumsuz etkileyebilir. Hangi doğal yöntemler? Doğal yöntemler konusuna, üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılmakta olan Çin tıbbı ile başlamak istiyorum. 2500 yılı aşkın saha deneyimi ve yazılı geçmişi olan Geleneksel Çin tıbbı, insanı beden, zihin ve çevre bütünlüğü ile ele alan holistik bir felsefeye dayanıyor. Her organ sistemi, bir duygusal durumla yakından ilintili. Beden ve zihin sürekli iletişim halinde ve hastalıklar, bu iletişimin bozulması ile ortaya çıkıyor. Akupunktur: Geleneksel Çin tıbbı yöntemlerinden olan akupunktur, çok ince steril iğnelerin, tedavi amacıyla özel anatomik noktalara uygulanmasıdır. Akupunktur, insan ve hayvanlarda vücut savunma sistemini güçlendirici, özellikle tümörlere karşı etkili doğal öldürücü (NK) hücrelerin aktivitesini artırıcı etki yapmaktadır. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü, akupunkturun kemoterapiye bağlı bulantı ve kusmanın tedavisinde etkin bir yöntem olduğunu bildirmiştir. Ülkemizde sadece kilo verme ve sigara tedavisinde kullanıldığı sanılan akupunktur, kanser hastalarında doğru uygulandığı takdirde yararlı olabilecek bir destek tedavisidir. Bitkisel ilaçlar: Aktif kimyasal maddeler içeren bitkisel ilaçlar, Çin tıbbının ayrılmaz bir parçasıdır. Çin’de akupunktur, bitkisel tedavilerle birlikte kullanılır. Sadece hastalık belirtilerini ortadan kaldırmaktan çok, vücut direncini artırarak kişinin sağlığına kavuşmasına yardımcı olmak amaçlanır. Fu Zheng adı verilen gruptaki bitkilerle yapılan araştırmalar, bu bitkilerin tümörleri yok eden savunma hücrelerinin sayısını arttırdığını göstermiştir.Ruhsal alan: Kanser tedavisinde çok ihmal edilen, ama önemi tahminlerimizin çok ötesinde olan bir konu ruhsal alandır. Giderek artan sayıda klinik veri, kanserin ortaya çıkması ve tedavisi sürecinde stresin oynadığı önemli role işaret etmektedir. Vücudu düzenleyen üç ana sistem; merkezi sinir sistemi, endokrin sistem (iç salgı sistemi) ve vücut savunma sistemi birbiriyle çok sıkı ilişki içindedir. Bu ilişki, sinirler, hormonlar ve özel haberci proteinler aracılığıyla son derece hızla ve sürekli gerçekleşmektedir. Mutsuz duygular, bu mutsuzluğu ifade eden haberci proteinlerin ve hormonların salgılanmasına yol açmaktadır. Bunun sonucunda da vücut gerilmekte, savunma hücreleri sayıca azalmakta ve güçten düşmektedir. Olumlu ve mutlu duygularsa, tersine, hücreleri coşturmakta, savunma sistemini canlandırmaktadır. Hepimiz basit bir soğuk algınlığında bile hayata küsmüş gibi duran insanları tanırız. Demek ki beyin ve beden, bir diğerinin ne yaptığının farkında ve bunu çok önemsiyor.Meditasyon: Maddi ve yasal sorunlar, ağrı ve kanser tedavilerinin yan etkileri gibi olgular pek çok hasta ve yakınını umutsuzluk ve çaresizlik içinde bırakıyor. Kanserli hastalarda gözlenen depresyon genellikle, hastalık tanısının getirdiği, kişinin yaşama dair tüm güvenini altüst eden köklü ve ani değişimin sonucu ortaya çıkıyor. Bu durumda hastalar, felsefi ve manevi boyutlar içeren daha derin ruhsal yöntemlere ve yaşamın anlamını birlikte sorgulayabilecekleri, varoluş kaygıları konusunda donanımlı terapistlere gereksinim duyuyorlar. Bu yöntemlerden bazıları, meditasyon örneğinde olduğu gibi geleneksel öğretilere dayanmaktadır. İnsanlık tarihi kadar eski bir yöntem olan meditasyon, zihnin odaklanmış, dingin ve huzurlu olma halidir. Stres ve ağrı kontrolü, savunma sistemini güçlendirmesi, melatonin salgısını arttırması gibi etkileri, meditasyonun kanser tedavisinde yardımcı bir yöntem olarak kullanılmasının yararlı olabileceğini göstermektedir.Hipno-imgelem: Derin gevşeme halindeki kişinin, yakınmasıyla ilgili içsel görüntüyü olumlu bir görüntüyle değiştirmesi tekniğidir. Kanser ağrıları ve kemoterapi bulantılarının giderilmesi, vücut savunma sistemini güçlendirilmesi, kan basıncının düşürülmesi, kötü alışkanlıkların bırakılması, korku ve huzursuzluğu yenme amacıyla kullanılmaktadır.Felsefi sorgulama, günlük tutma gibi hem dış hem de iç dünyayı ele alan yöntemler, kişinin hastalığı üzerindeki kontrolünü arttırarak yaşam kalitesini yükseltmektedir.Kanser tedavisinde iki temel amaç bulunmalıdır. Bunlardan ilki, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yöntemleriyle kanserli hücrelerin yok edilmesidir. İkincisi ise hastanın vücudun kendi kendisini iyileştirme gücünü harekete geçirmektir ki tamamlayıcı tıp yöntemleri, doğru uygulandıklarında bu amaca hizmet etmektedirler. Doğal yöntemlerin de tedavi protokolüne katılması, hastaların iyileşme hız ve olasılıklarını, yaşam kalitelerini önemli ölçüde arttırabilir.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!