GeriKelebek Hiçbir zaman harika çocuk olmadım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hiçbir zaman harika çocuk olmadım

Hiçbir zaman harika çocuk olmadım
refid:19789963-spot ilişkili resim dosyası

Başlıkta gördüğünüz cümle, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdür ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan’ın sözleri. Fakat söyleşimizi okuyunca sözünün doğruluğu konusunda şüpheye düşeceksiniz. Biz onu daha çok operacı kimliğiyle tanıyoruz ama o aynı zamanda ‘lirik resimler’ yapan bir ressam.

Öğrenim hayatı süresince resim ve müzikten ikmale kalmasına rağmen söz konusu sanatları hayatının merkezine yerleştirmeyi becermiş biri olarak, “Yeteneğim yok” diyenlere gülüp geçiyor. Çünkü ona göre; sabretmek ve emek vermek gerekiyor. Yetenekse, zaman kaybetmekten başka bir şeye yaramıyor. Arıkan’la 10 Şubat’a kadar Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde görülebilecek ‘Müziğin Çizgisi, Çizginin Rengi’ sergisi üzerine konuştuk.

- Küçüklüğünüzden beri resim yapıyormuşsunuz aslında. İlgi veya yeteneğiniz aileden mi geliyor?
- Anne tarafından Eyüboğlu’yum. Ünlü ressam Bedri Rahmi’nin sülalesinden geliyorum yani. Ama bunun bir etkisi olduğunu pek düşünmüyorum. Belki de yanılıyorumdur, bilemem. Hatırladığım şey; görsel algılama, görsel hafıza, hatta görme ile izleme merakı ve telaşımın yoğunluğu. Daha sonraki yıllarda operaları ezberlerken de bu görsel hafıza çok işime yaradı. Müzik sayfası gözümde canlanıyor ve sayfanın çevrildiği yeri hatırlıyorum. Ama her zaman söylediğim bir şey var: Ben hiçbir zaman ‘harika çocuk’ olmadım. Ne resimde ne de müzikte. Yalnızca çok izledim ve çok okudum, hâlâ da buna devam ediyorum.

- Öğrencilik hayatınızda resimden, hatta müzikten ikmale kalırmışsınız. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda opera şarkıcısı eğitimi almanızı ise ceza olarak nitelendiriyor, her gün ‘bağırıp çağırmak’la geçen bir dönem olduğunu söylüyorsunuz. Neden?
- İçimde önüne geçilemez, çok yoğun ve içgüdüsel bir yaratma dürtüsü var. Opera beni çok mutlu etti ama bu dürtüyü besleyemedi. Bu açıdan bakıldığında, opera şarkıcılığı, evet bir cezadır. Çünkü, opera şarkıcılığı gerçekten zor bir disiplindir ve bedeli ağır ödenir. Bir ironiyle opera şarkıcılarına ‘bağırıp çağıranlar’ denir. Ama yaptığımız hiç de bağırıp çağırma değildir, tabii. Teknik geliştirmek ve şarkıcılığın alfabesini kavrama dönemidir bağırıp çağırmak. Çok sabır göstermek ve her türlü yaşamsal fedakarlığı yaşamak gerekiyor. Başka hiçbir şeyle ilgilenmemek gerekiyor. İşte bu yoğun şarkıcılık daha az resim yapmama neden olduysa, resim adına bir cezadır elbette.

HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM

- Okullu ressam, yahut okullu opera şarkıcısı olma kararını nasıl verdiniz? Akademi yılları ve sonrasında neler oldu?
- Müziği çok seviyordum, aynı resim gibi. Ama resim bir sanatçı hareketiydi yani özgürdü. Opera şarkıcılığıysa bir yorumculuktu. Dolayısıyla, “resim özgür bir ortamda da, yani akademik bir eğitim almadan da yapılabilir” diye düşündüm. Ama opera şarkıcısı olmak için kendi kendine çalışmak mümkün olamazdı. Tercih, ‘okullu opera şarkıcılığı’ oldu! Müzik eğitimini, ülkemizin belki de en köklü müzik eğitimini veren Ankara Devlet Konservatuvarı’nda almış olmak, beni gururlandırıyor. Üstelik bu birikimi resimde kullanarak, yaptığım seçimi bir avantaja dönüştürmekle de resim adına isabetli bir karar verdiğimi görüyor ve hiç pişmanlık duymuyorum.

- Serginin tanıtım yazısında, resminizin içinde müziğin lirizminin saklı olduğu yazıyor. Bunu açıklayabilir misiniz?
- Müziğin etkileri, resimlerimin içindedir. Dinlediğim ve icra ettiğim müzik, lirik müziktir. Yaptığım resim de -şimdilik- lirik resimdir. Bu arada bildiğim kadarıyla ‘lirik resim’ bugüne kadar kullanılmamış bir kavramdır.

- Çevrenizde ressam kimliğinizle de tanınıyor musunuz?
- Sali, Bedri Baykam, Mehmet Uygur, Ekrem Kahraman ya da Muzaffer Akyol gibi birçok ünlü ressamımız atölyeme gelmişlerdir. Onlar beni ‘ressam’ kimliğimle tanırlar. Müzik çevresindeyse daha çok ‘şarkıcı’ kimliğimle tanınıyorum galiba.

YETENEK ZAMAN KAYBIDIR

- Bu kaçıncı serginiz?
- Sağlık nedenleriyle gerçekleştiremediğim, Perugia (İtalya) ve Helsinki (Finlandiya) sergilerini saymazsak, Ankara’daki sergi 4. kişisel sergim olacak. Sırasıyla; Aya İrini, AKM, Artisan’da açılanlar ilk kişisel sergilerimdi. Ankara’dan sonra sırada Roma var. Orada, hem konser vereceğim hem de sergi açacağım. Tarihi belli değil ama sırada İzlanda ve Paris var.

- “Benim yeteneğim yok” diyenlere gülermişsiniz... Niçin?
- Resimden ve müzikten ikmale kalıp da, söz konusu sanatları yaşamında bu denli ön planda yaşayan bir insan, doğal olarak yeteneğe inanmaz. Evet, sabretmek ve emek vermek gerekiyor. Yetenekse, zaman kaybetmekten başka bir şeye yaramıyor.

- Bu sergiyle, sizi müzik ve resimden ikmale bırakan hocalarınıza da bir selam çakıyorsunuz adeta...
- Evet, gerçekten onları minnetle anıyorum. Beni; sanatın bu iki mükemmel dalına, müzik ve resim dünyasına -farkında olmasalar da - ittikleri için.

Ankara Mithatpaşa Sanat Galerisi’ndeki sergiyi, 10 Şubat Cuma gününe dek gezebilirsiniz. Adres: Mithatpaşa Caddesi No. 64 Kızılay, Ankara. Tel: 0312 417 84 58.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle