GeriKelebek Heykel ve tabloların yerini tasarım objeleri alıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Heykel ve tabloların yerini tasarım objeleri alıyor

Heykel ve tabloların yerini tasarım objeleri alıyor
refid:3779849 ilişkili resim dosyası

Türkiye’de Vitra Eczacıbaşı, İpekkağıt, Nurus Elements, Hisar, Handles, Tuna Ev, Tuna Ofis gibi markalar için tasarım yapıyor. Yurtdışında Droog Design, Jongform, Tribu, Koziol, Rapsel, La Palma gibi markalarla çalışıyor. İtalya’da yaşayan Türk tasarımcı İnci Mutlu geçen yıl 11 kategoride verilen Elle Decor 4. Uluslararası Tasarım Ödüllerinde (EDIDA), ’Yılın Tasarımcısı’ ödülünü aldı. Aynı yarışmada Vitra için tasarladığı ürünlerle "Yılın Banyo Tasarımı" ödülüne de layık görüldü.

Mutlu, son olarak ünlü İtalyan markası Guzzini için tasarım yaptı. Tasarladığı ürünlerin içten ve yalın olmasına özen gösteriyor. "İyi tasarımcı aynı zamanda iyi bir iletişimci de olmalıdır. Yani eskiden sanattan, heykelden, bir tablodan beklentimiz neyse, şimdi bir tasarım objesinden beklentimiz de o oldu. Sanat ise şimdi daha politik, düşündüren ve sorgulayan bir kimlik kazandı" diyor.

İtalya’nın bir numaralı plastik üreticisi Guzzini ve İtalya’nın su devi S. Pellegrino&Acqua Panna bir araya gelerek İtalya’dan yirmi tasarımcı seçti. Üretmek ve uluslararası arenada sergilemek için tasarımcılardan su ile ilgili farklı
/images/100/0x0/55ea6f9ff018fbb8f87fca97
fikirler ve ürünler istedi. İnci Mutlu bu proje için iki ürün tasarladı. Tasarımları şubat ayında Frankfurt Ambiente Fuarı’nda, kataloğunda ve nisan başında Milano Salone’nin açılışında Triannale’de sergilenecek. Birinci ürünün adı "Water For All". Yani "Herkes İçin Su." İnci Mutlu tasarımını şöyle anlatıyor: "Aslında sembolik önemi olan bir ürün. Temiz ve içilebilir suyun insanlar, hayvanlar ve tüm canlıların en doğal hakkı olduğunu savunan ve suyu yaşamın kaynağı olarak gösteren bir ürün. Bu basit bir kap, üzerine içi su dolu herhangi bir pet şişeyi yerleştiriyorsunuz. Döndürerek sıkıştırıyorsunuz. Su kabın içine doluyor, hava basıncı sayesinde taşmıyor. Evde, bahçede veya balkonda kuşlar, kediler veya köpekler sürekli temiz ve taze su bulsunlar diye. İnsanlara kendilerinden başka canlıları da düşünmeleri gerektiğini hatırlatmak istedim. Kenarındaki plastik kuş, diğer kuşları çekmesi için. Dileğim, bu kabın Guzzini veya S.Pellegrino tarafından satılıp, gelirin Afrika’nın çeşitli köylerine su götürmek için uğraşan organizasyonlara bağışlanması."

İkinci ürünün adı "Swing" yani salıncak. Swing, kadınlar için plastik bir su çantası. İnci Mutlu bu ürünü kadınlar konserde, yürüyüşte, sporda; kısaca ihtiyaçları olan her yerde zarafetle taşıyabilsinler diye tasarlamış. Kıyafetlerle uyumlu olmasına da özen göstermiş.

İtalya’ya sizi hangi rüzgarlar attı?

- Bir gün TEM’de arabada gidiyordum. Ürün tasarladığım bir firmadan yeni çıkmıştım. O gün de her zaman olduğu gibi, kapsamlı güzel bir projeyi yurtdışındaki yabancı tasarımcılara vermişlerdi. O isyanla "Tamam artık gitmeye mecburum" demiştim.

İtalya’nın en çok nesini seviyorsunuz?

- İtalya çağdaş ama aynı zamanda medeni, samimi ve sıcak. Bu ülkede mesleklerinin erbabı ustaların yaşadığını bilmek bana güven veriyor. Aklıma bir şey geldiğinde onu sorunsuzca ürettirebileceğimi biliyorum. Bu sayede hayal gücüm kısıtlanmıyor.

Türk olmak yaptığınız işi etkiliyor mu?

- Türk olmak benim kimliğim. Nerde olursam olayım Türk olmak yaptığım işi elbette etkiler.

Peki İtalya’da yaşayan bir Türk olmak!

- Kesinlikle Türklerin daha muzip bir zekası var. İtalyanları daha oturmuş ve ağır buluyorum. İkisini güzelce karıştırıyorum, ortaya çıkan şey hoşuma gidiyor. Ama arada kalmışlık da çok zor. Geçende "Babam ve Oğlum" filmini gördüm. Fikret Kuşkan’ın canlandırdığı karakter "Ben ne gidebildim, ne kalabildim" diyor. Bana beni hatırlattı.

TASARIMDA ESPRİ, MİZAH, FİKİR OLMALI
/images/100/0x0/55ea6f9ff018fbb8f87fca99


Tasarım ile ilişkiniz ne zaman, nerede, nasıl başladı?


- Yedi yaşında bakkalın attığı ambalaj kutularını eve getirip kedime evler yapıyordum. Açılıp kapanan pencereleri ve kapıları olurdu. Bayılırdı kediler, saatlerce oynardık.

İlk kullandığınız tasarım ürünü neydi?

- Biberon.

Tasarım yaparken önem verdiğiniz şeyler nelerdir? Sizce bir tasarım cezbedici olmalı mıdır?

- Tasarımda espri, mizah ve fikir olmalı. Bakanı duygulandırmalı. Artık tasarımdan beklentimiz fonksiyonel ihtiyaçlarımızı karşılaması değil, bize zevk vermesi, haz vermesi, duygusal ilişkiye girebilmemiz. Tasarım dediğin içten ve yalın olmalı bence. Samimi değilsen seyircin, yani alışverişçin hemen anlar. Yalın değilsen de kafa karıştırırsın. İyi tasarımcı aynı zamanda iyi bir iletişimci de olmalı. Yani eskiden sanattan, heykelden, bir tablodan beklentimiz neyse, şimdi bir tasarım objesinden beklentimiz de o oldu. Sanat daha politik, düşündüren ve sorgulayan bir kimlik kazandı.

Gelmiş geçmiş en ölümsüz tasarım nedir sizce?

- Tekerlek.

Bugün bizim aklımıza tasarımcı deyince Karl Lagerfeld geliyor, John Galliano geliyor. Dünyadaki ilk star endüstri tasarımcısı kimdir?

- Yaşamımızı değiştiren ilk üç yıldız Danimarkalı Arne Jacobsen (1902-1971), İtalyan Gio Ponti (1907-1978) ve Amerikalı Charles ve Ray Eames çifti (1891-1979). Günümüzde ise bugün 56 yaşında olan Philip Starck’i gerçek bir yıldız olarak gösterebilirim.

Tasarım yapmak için en uygun yer neresidir?

- Gezi ve not defteri fena bir ikili değil bence.

Moda tasarımlarına bakıyorum da her şey yuvarlaklaştı. Romantizm hüküm sürüyor. Sizin meslekte durumlar nasıl?

- Romantizm hüküm sürüyor derken, ürünle duygusal ilişkiye girmek istiyoruz. Ürünün bize zevk ve haz vermesini istiyoruz. Tabii aslında günümüzün insanı kendisinin pek farkında değil ve duygusal ihtiyaçlarını ürünlerle ve alışverişle gidereceğini zannediyor.

Karşı cinsten ilham alıyor musunuz?

- Elbette. Özellikle aşk bana çok ilham ve enerji verir. Herhangi bir şeye kolaylıkla sevdalanabilirim. Kadınlardan da çok ilham alırım. Kısaca insanlardan ve sevgiden ilham ve enerji alıyorum diyebilirim.

Sanatın hangi dalından etkileniyorsunuz?

- Hepsi. Ayrım yapmam mümkün değil. Çünkü hepsi birbirini besliyor ve birbirinden doğuyor zaten.

Tasarlayıp da üretilmeyen bir tasarımınız var mı?

- Elbette, her gün çok sayıda fikir üretiyorum, çizim yapıp not alıyorum. Vakit olarak bunların ancak onda birini proje olarak bitirebiliyorum. Projesini bitirdiklerimin ise ancak yarısı üretime geçiyor. Yani sürekli fikir üretmek gerekiyor.

Çok güvendiğiniz bir tasarım geri çevrilince ne hissediyorsunuz?

- Moralimi yüksek tutmaya çalışarak daha iyi bir fikir üretiyorum. Eğer doğru insanlarla çalışıyorsanız bir şey geri çevriliyorsa bir sebebi vardır. Herkes cin, kimse aptal değil çevremde.

Bugüne kadar tasarladığınız hangi ürün en çok satılmıştır?

- Nispeten daha ucuz plastik objeler...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle