GeriKelebek Hep köylü rolleri geliyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hep köylü rolleri geliyor

Hep köylü rolleri geliyor
refid:12164135 ilişkili resim dosyası

Cemal Şan imzalı aşk üçlemesinin ikinci filmi “Dilber’in Sekiz Günü”, Moskova Film Festivali’nin Perspektif Yarışma Bölümü’nde gösterildi. “Türk sinemasının rönesansı” övgüsünü alan filmin gösterimine, başrol oyuncusu Nesrin Cavadzade damgasını vurdu. Yaptığı Rusça konuşmayla Moskova’yı şaşırtan Azeri oyuncu ile festivalin detaylarını, oyunculuğunu ve yeni projelerini konuştuk.

MOSKOVA'YI ŞAŞIRTTI    

“Dilber’in Sekiz Günü” ile ödüle doymadınız... Peki aldığınız tepkiler sizin için tatmin edici miydi?

- Benliğim ödüllere yapışık bir biçimde yaşamıyorum. Hiçbir zaman ödül alacağım diye performans göstermedim. Oyunculuğumun sonucunda ödül geliyor ya da gelmiyor.

‘Kürt kızı Dilber’, kariyeriniz için bir basamak oluşturdu mu?

- Benim için gerçekten büyük bir basamak oldu. Şimdi artık bir sürü yapımcı ve yönetmen beni çok daha iyi tanıyor, sınırlarımı biliyor. Ödüllerin gelmiş olması bana yarı bir özgüven kattı. Zaten bir şeyler yapabileceğimi ve iyi olabileceğimi biliyordum ama bu birileri tarafından da tescillenmiş oldu böylece.

“Dilber’in Sekiz Günü”, Moskova Film Festivali’nde gösterildi. Filmin gösteriminin ardından siz Rusça konuşma yaptınız. İzleyiciler sizin Rusça bildiğinizi görünce şaşırmış olmalı...

- Gösterim 23.30’da bitti. Ben herkesin dağılacağını beklerken, “Yönetmen ve oyuncuları sahneye çağırıyoruz, bir-iki laf edecekler” dendi. Gösterilen bir Türk filmi ve bir Türk oyuncu Kürt kızını canlandırıyor. Dolayısıyla mikrofonu elime alıp Rusça konuşmaya başladığımda şaşırdılar. Ana dilim Rusça olduğu için zor olmadı. Sesimi duyanlar salondan çıkmak üzereyken geri dönüp dinlemeye başladı. Kendilerinden birini karşılarında görmek onlar için heyecan yarattı. 45-50 yaşlarında bir kadın kalkıp ağladı, teşekkür etmek istedi.

AZERİ ASILLI  DENMESİ SİNİRİMİ BOZUYOR

 Azeri oyuncu Kürt kızını oynuyor, bir yandan Rusça konuşuyor. Kültürel bir karmaşa yaşamıyor musunuz hiç?

- Oyunculuk bütün sınırları aşıyor. Ben her anlamda dünya vatandaşıyım. Basında bana “Azeri asıllı Nesrin” diye hitap edilmesi sinirimi bozuyor. Azeri olmakla gurur duyuyorum ama ben Azeri olduğumu belirtmesem sen asla anlamazsın. 11 yaşımdan beri Türkiye’de yaşıyorum, birçok Türk’ten daha çok Türk’üm, oraya gittiğimde çoğu Azeri’den daha Azeri’yim. Ben kendimi çok başkalaştırılmış, ötekileştirilmiş hissediyorum. Bunun vurgulanması beni rahatsız ediyor. Özetle, kendimi her yere ait hissediyorum.

Film Moskova Film Festivali’nde büyük beğeni topladı. Siz nelerle karşılaştınız?

- Festivalde üçlemenin bütün filmleri; “Zeynep’in Sekiz Günü”, “Dilber’in Sekiz Günü” ve “Ali’nin Sekiz Günü” çok beğenildi. Rus televizyonları da bu üçlemeyi satın aldı, DVD haklarını da edindiler.

JÜRİ BAŞKANI BANA HAYRANMIŞ

“Dilber’in Sekiz Günü”, festivale nasıl kabul edildi?

- Jüri başkanı Kiril Razganov, İstanbul Film Festivali’ne geliyor, “Dilber’in Sekiz Günü”nü seyrediyor ve çok beğeniyor. Döndüğünde bunun bir üçleme olduğunu öğreniyor ve bir şekilde diğer iki filmi de izliyor. Sonra filmi yarışma bölümüne alıyorlar. Yani biz başvuruda bulunmadık. Bir de Kiril Razganov, tanıştığımızda bana “Ben sizin hayranınızım” dedi.


Moskova gösterimi sonrasında oradan oyunculuk teklifleri geldi mi?

- Gelmedi ama geleceğine inanıyorum. Üçlemeyi satın almaları büyük bir olaydı bizim için. Nikita Mihalkov, Moskava Film Festivali’nin başkanıydı, orada onunla da tanıştım. Kendisi “Sibirya Berberi”nin de yönetmenidir. Hani bazı insanlarla tanıştığınızı rüyanızda görseniz inanmazsınız ya, benim için öyle bir andı. Bütün filmlerini izleyerek büyüdüğüm için onunla karşılaşınca çok şaşırdım. O da benim bir Türk oyuncu olarak onun ana dilinde konuşmama çok şaşırdı. Çok güzel bir tanışma oldu. Filmimiz için çok güzel şeyler söyledi. Oyuncular hep “Yurtdışına açılmak istiyorum” diyorlar ya, şimdi yurtdışına açılmak bana pek zor gelmiyor. Yurtdışı bir adım ötemizde.
? Daha önce “Memleketim benim farkımda değil” diyordunuz...

- Aslında o cümle yanlış aksettirildi. Memleketim benim farkımda olsa da pek bir şey değişmez. Çünkü şu anda Azerbeycan’da üç yılda bir film çekiliyor. Farkımda olsalar da bana bir teklif getiremezler.

BU YAŞIMDA İYİ  ŞEYLER BAŞARDIM

Oyunculuk gerçekten yürek işi midir?

- Bir ara bu sözü söylemiştim, hâlâ da arkasındayım. Birçok oyuncu arkadaşım satır aralarında bana cevap verdiler. “Oyunculuk yürek işiyse, Robert De Niro niye gidip beş sene okudu” diyenler oldu. Beş sene okumak, oyunculuğun yürek işi olmasına engel değil. O zaman her beş sene okuyan Robert De Niro olurdu. Demek onun kocaman bir yüreği var ki, bunları yansıtabiliyor ve en tepeye çıkabiliyor.

Cemal Şan, “Dilber’in Sekiz Günü”nün yönetmeni. Özel hayatınızda onunla birlikte olmasaydınız, yine de bu filmde oynar mıydınız?

- Aynı projede yer alan bir sürü çift var. Çift olmaları, aynı projede yer almalarına engel değil. Bir de ben gerçekten bu yaşımda iyi bir şeyler başardığımı düşünüyorum Türkiye’de. Cemal Şan’ın şöyle bir iyiliği olmuştur bana, bu teklifi getirmiştir ve ben de kabul edip oynamışımdır. Geri kalan her şey, onun yönetmenliği ve benim oyunculuğumun başarısıdır.

HEP KÖYLÜ KIZI ROLLERİ GELİYOR

Dilber olarak beğenildikten sonra “Acı” filmini çektiniz. Nasıl bir film “Acı”?

- “Acı”, bir dede ile torunun hikâyesi. İki kişilik bir film neredeyse. Erol Demiröz’le başrolleri paylaşıyoruz. Çekimleri 2 bin metre yükseklikteki bir dağ köyünde gerçekleştirdik. Erzincan’ın Yılmazköy Köyü’nde çok soğuk havada, zor koşullarda filmi tamamladık. Bunun dışında sinema ve televizyondan birçok teklif geldi. Ama hem bana uyan bir şey olmadığından hem de kendimi tekrarlamak istemediğimden hepsini geri çevirdim.

Hep köylü kızı rolleri mi teklif ediliyor?

- Türkiye’de bir işi çok iyi yapınca, insanlar seni hep orada görüyorlar. Ne zaman bir Doğu projesi çekilse, bana teklif geliyor. Ama ben kendimi tekrarlamak istemiyorum. Birkaç gazeteye verdiğim röportaj için çekilen güzel fotoğraflarım, bu imajı kırmama yardımcı oldu. “Nesrin sadece Doğulu kızları oynar” imajını yavaş yavaş kaldırıyorum sanırım.

NESRİN İLE KISA KISA

Moda: Güzel ayakkabı, güzel çanta, güzel saat.
Ev: İki kedimin olmadığı eve ‘ev’ diyemem.
İyi: İnsana dair şeyleri dert edinen film.
Aile: Hayatta en çok dert verdiğim...
Memleket: Her yer.
Aşk: Her şeyin kaynağı.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle