GeriKelebek Hedefim ünlü olmak değil Bach ödevimi iyi hazırlamak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hedefim ünlü olmak değil Bach ödevimi iyi hazırlamak

Hedefim ünlü olmak değil Bach ödevimi iyi hazırlamak
refid:19623413 ilişkili resim dosyası

Ünlü piyanist Fazıl Say’ın babası yazar ve müzikolog Ahmet Say, Antalya’daki 12. Uluslararası Piyano Festivali’nde genç bir piyaniste övgüler yağdırdı. Say’ın “İnsanlık için büyük bir değer” sözlerinin muhatabı Ankaralı Eylül Esme Bölücek henüz 11 yaşında. 5 yaşında başına oturduğu piyanoyu, resmen konuşturuyor, geleceğin İdil Biret’i, Fazıl Say’ı olarak görülüyor.

Ne doktor annesi, ne de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na siyasi danışmanlık yapan babası nota biliyor. Hatta, neredeyse yedi sülalesinde nota bilen. 11 yaşındaki kızları Eylül Esme 2.5 yaşında oyuncak orguyla melodiler çalmaya başladığında, üstün bir müzikal belleğe sahip olduğunu konduramamaları da bu yüzden.
“O dönem müzik yeteneğini fark edemedik. Ama sembolleri çok çabuk öğrendi, kreşe giderken de okumayı keşfetti. Bir gün öğretmeni ‘Lütfen okutmayın, ileride zararını görürsünüz’ uyarısıyla karşıladı bizi. Biz ikimiz de doktoruz, biliyoruz zaten. Aldık kreşten. Babası işinden ayrıldı ve Eylül’e bakmaya başladı.”
Anne Şahika Bölücek’i baba Rasim Bölücek tamamlıyor:  “Benim işten ayrılmam daha kolay olacaktı. Sekiz ay baktım Eylül’e. Her dakikayı birlikte geçirdik. En çok haz aldığımız şey birlikte resim yapmaktı..”
Oyuncak orguna benzeyen piyanoyla 5 yaşında başladığı anaokulunda tanışıyor Eylül ve iki ay aldığı eğitimle verdiği mini konser dinleyenlere parmak ısırtıyor. Müzikteki üstün yeteneği o zaman fark ediliyor. İlkokul birinci sınıftayken Milli Eğitim Bakanlığı’nın Suna Korat Müzik ve Güzel Sanatlar Akademisi’yle yürüttüğü ‘yetenek taraması’yla da belgeleniyor. Doç. Hacıbaba Adiloğlu başkanlığındaki uluslararası yetkinliğe sahip akademik heyetin testleri, Eylül’ün ‘üstün bir müzikal işitme, olağanüstü ve çok yönlü bir müzik yeteneğine sahip olduğunu’ ortaya koyuyor.

/images/100/0x0/55ea0d93f018fbb8f867ba10

FAZIL’DAN AŞAĞI DEĞİL

Üstün yetenekli olduğunu öğrendikleri tek çocuklarını nasıl yönlendireceklerini bilemeyen Bölücek ailesinin imdadına, TED Koleji’ndeki müzik öğretmeni yetişiyor. “Çocuğunuzun farkında mısınız? Müzik eğitimi almıyor ama ezbere sonat çalıyor” diyen öğretmeni Eylül’ün müzik dünyasına açılan kapısı oluyor. Anne Şahika Bölücek o günü şöyle anlatıyor: “Birkaç gün sonra telefon çaldı. Arayan Fazıl Say’ın babası Ahmet Say’dı. Müzik öğretmenimiz onu aramış. Evde Eylül’ü dinlemek istiyordu. Ertesi gün saatlerce Eylül’ü dinledi. Sonra Hacettepe’ye götürdü. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim üyesi hocamız Oya Ünler ile tanışması da onun sayesindedir. Ünler İdil Biret ve Fazıl Say’ı yetiştiren Mithat Fenmen’in öğrencisi.”
Ahmet Say bununla da yetinmiyor, o dönem 7 yaşında olan Eylül’ün yeteneğine referans olduğunu kayıt altına alıyor:  “Müzikal işitme duyusunu geliştirecek düzenli bir eğitim görmediği halde tam bir absolut kulakla (kesin işitme yeteneği) karşılaştım. Eylül bana Mozart’ın bir sonatını bütünüyle ezbere çalarak üstün bir müzikal belleğe sahip olduğunu gösterdi. Mozart’ın bir sonatının en az iki-üç yıllık bir nota okuma deneyiminden ve piyano çalma pratiğinden sonra gerçekleşebileceği bilinir, oysa Eylül’ün birkaç ay içinde notaları olağanüstü bir kavrama ve süratle uygulama yeteneği sergilediğini izledim. Bu yetenek onun üstün zekalı olduğunun kanıtı. Eylül’de gözlemlediğimiz bütün nitelikler bana oğlum Fazıl Say’ın çocukluğunu hatırlattı. Yeteneğin sonuçlarını süreç belirler ancak işlenmemiş yetenek olarak Eylül’ün Fazıl’dan hiç aşağı olmadığını açıklamak isterim.”
Ancak Eylül yaşının küçüklüğü nedeniyle Ankara Konservatuvarı’a alınamıyor. Eğitimini üstlenen Oya Ünler Eylül’ü Bilkent Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu’na yönlendiriyor. Eylül ilkokul 3’üncü sınıfa orada başlıyor. Tam burslu okuduğu okuldaki akademik başarısı da ona sınıf atlatıyor. Eylül 5. sınıfı okumadan 6’ya geçiyor. 7. sınıf öğrencisi Eylül’ün tek hedefi var: “Ünlüden ziyade iyi piyanist olmak isterim. Şu an tek düşündüğüm önümüzdeki derste Bach’ı iyi hazırlamak.”

Seyirci değil, kendim için çalıyorum

EYLÜL ESME BÖLÜCEK

- İlk resitalimde 4. sınıftaydım. Bis (alkışla yeniden sahneye çağrılma) yapmayı çok istiyordum. Alkışı duydum, “Yaşasın bis oldu” diye bağırdım.” İlk bisimdi, çok mutlu oldum.
- Sahne heyecanlandırıyor. Ama ilk notamı bastığım anda heyecanım gider. Seyirciyle aramda bir kalkan oluşur, hiçbir sesi duymam. Sadece piyano ve ben varımdır.
- Konserde hata önemli değil. Hata yapmadan sahne insanı olamazsınız. Seyirci şunu sever, bunu sevmez diye yaşayamazsınız. Ben seyirci için değil, kendim için çalıyorum.
- Birini örnek almıyorum, biriyle değil; kendimle yarışıyorum. Sevdiklerim var tabii. Vladimir Harowitz, Mitsuka Uchida, Martha Argerich, İdil Biret... Klasik müzik dışında caz, pop, nadiren rock dinlerim. Rihanna ve Lady Gaga’yı severim. Sesim güzel mi bilmiyorum. Şarkı söylerim ama koroda.
- Beste yapmaya bayılıyorum ve çok sık yapıyorum. Son üç yıldır da bestelerimi kaydediyorum. İlham nasıl geliyor, hiçbir fikrim yok. Bir kere çok sevdiğim bir arkadaşıma, bir kere kuşum Maviş’e beste yaptım. Bir kere de uçağa binişimi bestelemiştim. Bazen bir eseri duyuyorum ondan ilham alıp beste yapıyorum. Bir kere tam yatacakken kalktım beste yaptım. İleride bestekar olmayı isterim. Günde iki-üç saat çalışırım. Sabah saat 6-7 arasında çalışmanın keyfi başka. Komşular rahatsız olmasın diye düşük seste çalışıyorum.
- Tam bir Harry Potter uzmanıyım. Yedi kitabı var, hepsini beşer defa okumuşumdur. Filmlerini de öyle. Her sahnesini bilirim. Yüzüklerin Efendisi, Star Wars fanatiğiyim. Disney Channel’da çıkan Fennis ve Ferb ile Sünger Bob’a da bayılırım.

Çocukluğunu da yaşaması için çalışıyoruz

ŞAHİKA-RASİM BÖLÜCEK

Daha işin başındayız. Uzun ve engebeli bir süreç. İğneyle kuyu kazmak gibi. Mutlu ve rahat bir çocukluk geçirdi. Bu zor yolda çocukluğundan vazgeçsin istemiyoruz ve bu ayrı bir çaba gerektiriyor. Henüz ergenliğe bile girmedi. Arkadaşlarıyla vakit geçirmekten, dans etmekten hoşlanıyor. Kendi disiplinini kendi kuruyor. Seviyorum dediği bu işi inşallah yapar ama ille de piyanist olsun diye bir derdimiz yok. Piyanodan artık hoşlanmıyorum desin bugün bıraktırırız. Yeter ki mutlu olacağı işi yapsın.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle