GeriHayat O canavar, bu renkleri de soldurdu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    15
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O canavar, bu renkleri de soldurdu

O canavar, bu renkleri de soldurdu
refid:29639961 ilişkili resim dosyası

Her yeni güne bin bir acının düştüğü bu topraklar cana doymuyor. Terör ağırlıklı suçlu, ama trafik de var; insanlarımızı aramızdan birer birer çekip alan... Hayatlarımıza renk getirmek için çabalayan iki güzel insan, Esen Yeşilırmak ve Abdullah Hilmi Özmelek, elim bir kaza sonucu ne yazık ki hayatlarını kaybetti.

2000’lerin İstanbul’u... Kriz henüz vurmamış, gece hayatı yasakları baş göstermemiş, localarda şişeler, kapılarda kameralar havada uçuyor. Dönemin baskın eğlence kültürünü besleyen iki kanal var: Boğaz hattı ve Nişantaşı çevresi. Nişantaşı’nda Cafe de Paris’nin dönüşü; Boğaz hattındaysa Nez’in de varlığıyla ciddi bir hadiseye dönüşmüş Q Jazz Bar.

O canavar, bu renkleri de soldurdu
O canavar, bu renkleri de soldurdu

Cafe de Paris, merkezi Cenevre’de bulunan bir kafe. Özel formüllü sosla servis edilen bifteği ve yanında bol patates kızartması sayesinde uluslararası bir şöhrete kavuşmuş, meşhur sosa adını vermiş, efsane böyle doğmuş. Eğitimi için gittiği İsviçre’de bu lezzetle tanışan Abdullah Hilmi Özmelek, kendi yaşına (henüz 22), dönemin şartlarına (henüz 1990) bakmadan ne yapıp edip, kafenin (ve sosun) tüm isim/kullanım haklarını koparıp dönüyor memleketine. Başarısı, belki de Nişantaşı’nda doğmuş, ‘tombul haşarı sarışın’ çocukluğu Moda Deniz Kulübü’nde geçmiş olmasından kaynaklanıyor. Zaman içinde açtığı şubeler arada batıp çıksa da, İzmir’lere kadar sıçrıyor, en nihayetinde 2000’ler başında ait olduğu yere, Nişantaşı’na geri dönüyor. Cemiyet mutlu. Mutfağında sürpriz bir isim, dönemin gencecik şefi Didem Şenol. Azıcık Türk deformasyonuna uğrayacak tabii.....

O canavar, bu renkleri de soldurdu
O canavar, bu renkleri de soldurdu

Az ötede, benzer dönemlerde şehrin Boğaz hattı hiç olmadığı kadar hararetli, hareketli. Çırağan Oteli’nin içinde, Laila’nın hızını kesen küçücük bir bar açılmış; ortalık toz duman: Adını ‘Quality’nin ‘Q’sundan alan, Q Jazz Bar. Tam bir ‘power couple’ ürünü; Mehmet Ali ve Esen Açılmış çiftinin prodüksiyonu.

CAZ ORADAN SORULURDU!

O canavar, bu renkleri de soldurdu

Kaza esnasında arabada Esen Yeşilırmak’ın önceki evliliğinden olan iki oğlu Mehmet ve Ali de bulunuyordu. Olayda Mehmet de ne yazık ki hayatını kaybetti. Yukarıda kare, Yeşilırmak’ın oğlu Ali’yle çektiği son ‘selfie’si.

Eğitimlerini Londra tamamlamış, iletişim-reklam-prodüksiyon üçgeninde çalışa çalışa palazlanmış, biraz televizyon (ATV), biraz ajans (Leo Burnett) tecrübesinden sonra kendi işinin patronu olmuş, diplomat kızı Esen ve eğlence sektörünün imparatorlarından sayılan Mehmet Ali. Esen’in ajansta çıkardığı dergi adına bir röportaj gerçekleştirmek için gittiği Korukent Jazz Club’ta başlayan bir aşk, yıldırım nikâh, iki çocuk ve şimdi bir kulüp...

O canavar, bu renkleri de soldurdu

Biri işletme/gece hayatı, diğeri reklam/iletişimdeki gücünü, çevresini, zekâsını koymuş; ortalık dönemin popüler tabiriyle ‘yıkılıyo’! Kıvıra kıvıra caz yapılan, saksafon sololarına iki düm düm tek sıkıştıran bir eğlence hali; cazın en oynak, en magazin, en biz hali. Kısaca. Hıncal Uluç yazıyor da yazıyor, magazin programları çekiyor da çekiyor. Bir Q keşfi/prodüksiyonu olan Nez bir sallıyor, tüm kanallar sarsılıyor. Caz kısmından bey, Nez’den ‘hanım’ sorumlu. Sadece Laila’dan değil, Türkbükü’nden bile müşteri çalıyor. Derken bir devir kapanıyor, memlekette eğlence ve şöhret anlayışı değişiyor; Q Jazz Bar el değiştiriyor.

EVLİLİK YOLUNDA...

O canavar, bu renkleri de soldurdu

Ardından gelen çiftin boşanma hikâyesi, magazin sayfalarına göre biraz ‘muammalı.’ Tek celsede boşanmadan kısa bir süre sonra atılan “İkisi de yeni sevgili buldu” başlıklarına bakılırsa iki taraf da hayatından memnun, mutluluklarına diyecek yok.

Hayat bu. Aynı sektörde içinde paralel seyreden Abdullah Hilmi Özmelek ile Esen Yeşilırmak’ın hikâyeleri zamanla kesişiyor. Önce işte sonra hayatta kurulan bir ortaklık; yılların telaşını, yorgunluğunu birlikte atma heyecanı... Aile tek yumruk: Öyle ki, çok değil birkaç ay önce açılan ‘O Bar’ için oğulları dâhil, maaile, tam takım, işin içinde. Eski dostlar yalnız bırakmıyor, biraz da eski günlerin özlemiyle, yeni bir heyecanla açılıyor.

Son yolculuk, oğullarla beraber Yunanistan’a, ikinci evliliğe, yeni bir hayata. Trafik canavarı son noktayı koyuyor. Şimdi onlar dostlarının gözünde balayında. Hiç bitmeyecek, sonsuz, ölümsüz bir balayında.

SENARYO AYNI, BAŞROLLER FARKLI

O canavar, bu renkleri de soldurdu

Eğlence dünyasının seçkin mekanlarından O Bar’ın sahipleri Esen Yeşilırmak ve ortağı Abdullah Hilmi Özmelek ile Yeşilırmak’ın oğlu Mehmet Açılmış, Tekirdağ’ın Malkara İlçesi yakınlarında trafik kazasında yaşamlarını yitirdi. Esen Yeşilırmak’ın oğlu Ali Açılmış ise ağır yaralandı.


Son beş günlük bayram tatili boyunca 74 kişi trafik kazasında hayatını kaybetti. 377 kişi de kazalarda yaralandı.

Trafik canavarı... Özellikle 90’larda, memleketin bayram travması. Üzerine logolar çizilen, reklam kampanyaları düzenlenen bir canavar. Zenginine fakirine bakmadan, her kesimden her yaştan canlar alan. Sicili kabarık: ‘Karbeyaz’ Kerim Tekin’den Uzay Heparı’ya, genç oyuncu Onur Bayraktar’dan upuzun saçlı/sürmeli Barış Akarsu’ya, bir başka uzun saçlı melek müzisyen Gökhan Semiz’den Erol Büyükburç’un kızı Ajlan’a... Ve daha niceleri: Metin Oktay’lar, Necdet Tosun’lar ve kent kültürüne, sanat yaşamına izini bırakmış yüzlerce isim. Yolları ayrı, sonları hep aynı...

ÇEŞME'DE ONUN PARMAĞI VAR

Özmelek aynı zamanda Çeşme’nin bugünkü popülerliğe kavuşmasında ilk tohumları serpiştirmiş kişi. Dimo Haralambidi anlatıyor: “Avrupa’nın en büyük gece kulüplerini İzmir’de açtı. Granada Beach Club, Çeşme Aya Yorgi, Atelier Michelle, Port Marche, Marche Cabaret, Loujain.... Hepsi birer İzmir, Çeşme efsanesi.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle