GeriHayat Âlem buysa kral kim?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Âlem buysa kral kim?

Âlem buysa kral kim?
refid:26792590 ilişkili resim dosyası

Bugün hayat saat 23.00’de oynanacak Dünya Kupası finaline ayarlı. Bir tarafta Lionel Messi’nin Arjantin’i, diğer tarafta ‘çocuğumuz’ Mesut Özil’in Almanya’sı.

Âlem buysa kral kim

İki ekip daha önce iki kez finalde karşı karşıya gelmiş, 86’da Maradona, 90’da Matthaus kupayı kaldırmıştı. Bakalım üçüncü randevudan kim mutlu ayrılacak?

Bu oyunu sanat haline getirenler Brezilyalılardı. Futbol elbette Arjantin’de de çok sevilirdi ama üst düzeyde bir sanatçı olarak Alfredo Di Stefano dışında kimseyi çıkaramamışlardı, o da zaten kariyerinin en önemli basamaklarını İspanya’da tırmanmıştı. Bu açıdan Diego Armando Maradona, adeta bir ‘Mesih’ etkisi yarattı. 1982’de İspanya’da düzenlenen kupada ilk kez kitlelerin önüne çıkmış ama onun gençliği ve enerjisine rağmen Arjantin kupada çok yol kat edememişti. Toydu, yolun başındaydı. Lakin sunduğu fragmanlar çok çok etkileyiciydi. Bütün bir insanlık adeta 1986’da Meksika’da düzenlenecek kupayı onun için bekler olmuştu...

Âlem buysa kral kim

Şaşırtmadı kimseyi, beklenti büyüktü ama o aldı çıtayı çok çok yukarılara taşıdı. Sanki başka biri oralara gelemesin, zirvedeki krallığı sonsuza kadar sürsün diye... Arada futbol tarihinin zihnine ‘Tanrı’nın eli’ kavramını da ekledi. 86’daki finalde Arjantin, Brown ve Valdano’yla 2-0 öne geçmişti bile. ‘Gümüş ülkesi’ bir kez daha ‘altından kupa’yı kucaklamaya hazırlanıyordu. Ama rakip Batı Almanya olunca, son düdük çalmadan bitmiyordu bu oyun... Nitekim altı dakikada beraberliği sağladılar. Ama Maradona ve arkadaşları çok hak etmişti kupayı, Burruchaga’nın 83’teki golü skoru 3-2’ye getiriyor ve ‘mutlu son’u resmileştiriyordu.

SEN AĞLAMA DAYANAMAM...

Âlem buysa kral kim

90’da bu kez İtalya’da düzenlenen kupada Arjantin eski gücünde değildi. Buna rağmen Maradona takımı finale taşımayı bildi. Lakin yarı finaldeki İtalya maçında çok kayıp vermişti Mavi-Beyazlılar; cezalı duruma düşen hücumdaki en önemli kozları Caniggia’dan yoksundular mesela. Rakip yine Batı Almanya’ydı, bir tür rövanştı ama bir yandan kolu kanadı kırık Arjantin; öte yandan tatsız tuzsuz oynayan Beckenbauer’in öğrencileri derken sonucu tartışmalı bir penaltı belirledi ve Brehme’nin değerlendirdiği atışla Almanya, tarihindeki üçüncü kupaya uzandı. Geride kalan görüntüler içinde kazananın zafer kadrajlarından çok Maradona’nın hüngür hüngür ağladığı görüntüler zihinlere nakşolundu...

Almanya ise futbolun tarih sahnesindeki en etkili gölgesini ilk kez 1954’te İsviçre’de düzenlenen kupada düşürmüştü. Grupta 8-3 yenildikleri Macaristan, ortalığı kasıp kavuruyordu. Puskas, Czibor, Kocsis, Hidegkuti gibi yıldızlarıyla tek favoriydiler. Ama finalde son gülen Batı Almanya oldu. 8. dakikada 2-0 gerideydiler, 18’de beraberliği sağladılar, 86’da Helmut Rahn son sözü söyledi ve 3-2’yle Almanlar kupaya uzandı.

Âlem buysa kral kim

1974’te kendi evlerinde düzenlenen organizasyona Cruyff ve arkadaşları ‘Total Futbol’la damga vurmuştu. Ama ne gam, Beckenbauer, Breitner, Müller gibi isimlerden oluşan ev sahibi finali 2-1 önde bitiriyor ve müzesine ikinci ‘Dünya Kupası’nı götürüyordu. Almanların son zaferi ise yukarıda Arjantin’e göz atarken değindiğimiz İtalya 90’da gerçekleşti. Bugün bir kez daha rakipleri olan Mavi-Beyazlıları kupa tarihinin en sıkıcı finallerinden birinde 1-0’la geçerlerken toplamda üçe ulaşıyorlardı.

Gelelim bugünkü randevuya... Arjantin sahaya, ‘Maradona efekti’ni kırmak için ‘Dünya Kupası’nı da kazanmalı’ denilen Lionel Messi’nin öncülüğünde çıkıyor. Arjantinli yıldızın Barcelona forması altında kırmadığı rekor, tatmadığı zafer kalmadı. Ama tarihteki müstesna yerini alması için portföyüne ‘Dünya Kupası’nı da eklemesi gerekiyor. Finale kadar uzanan yürüyüş belki öyküsünün eksik sayfalarının tamamlanmasına neden oldu ama yine de ‘Kupa’yla taçlanmak başka bir şey.

Âlem buysa kral kim

Sonuçta bu geceki maçın kuşkusuz en önemli yanı Messi’nin kupayı kucaklayıp kucaklamaması olacak...

MULTİ-KÜLTÜREL ALMANYA

Şimdi de dengenin diğer kanadı... Türkiye’de görev yaptığı sürede o çok bilmiş spor basınımız tarafından ‘stajyer’ denilerek hor görülen Joachim Löw’ün çalıştırdığı Almanya, artık o eski ‘makine düzenli robotik futbol’ görünümünden çok uzak. Son derece coşkulu, keyif verici ve rollerin başarıyla paylaştırıldığı bir mantıkla oynuyorlar. Üstelik kadro sadece Germenlerden oluşmuyor; Türk kökenli Mesut, Gana kökenli Boateng, Tunus kökenli Khedira, Polonya kökenli Klose ve Podolski ‘multi-kültürel’ bir heyecanı ve renkliliği takıma aşılıyor. Ki ülkenin en yetenekli orta saha oyuncularından Türk kökenli İlkay Gündoğan sakatlığından dolayı kadroda yok. Üstelik bu takım bütün zamanların en önemli skorlarından birine imza atıp ev sahibi Brezilya’yı yarı finalde 7-1’lik muhteşem bir skorla mağlup etti. Tarafsız bir futbolsever sırf bu sonuçtan dolayı bile Almanya’ya gönül verebilir.

Âlem buysa kral kim

Peki bugünkü maçta futbol kalitesi nasıl olacak? Hollanda-Arjantin maçında iki taraf da birbirlerinin hücum silahlarını kilitlemiş, ortaya gol pozisyonlarından uzak son derece sıkıcı bir maç çıkmıştı. Arjantin’in, Almanya karşısında Brezilya gibi açık ve şaşkın oynamayacağı kesin. Rakiplerinin üstlerine gelmesini bekleyip Messi’yle bulacakları kontralara umut bağlayacaklar sanki. Almanya ise kendi oyun planında değişikliğe gitmeden pasa dayalı sisteminde ısrar edecek. Mavi-Beyazlılar turnuvadaki beş maçını tek farkla kazandı (yarı finali de penaltılarla geçti), bu açıdan gol yemeden bir tane atmak bile onların mantığına uygun düşüyor. Örnek alacakları maç ise Almanya’nın 2-2’lik Gana mücadelesi olabilir. Öte yandan Arjantin bu turnuvada hiç geriye düşmedi, Almanlar bu durumu test etmek için de uğraşacaklar...

Sonuç? İki takım arasındaki önceki finallerin ilki çok zevkli, ikincisi ise çok sönüktü. Umarız ilki gibi tadına doyulmaz bir maça tanıklık ederiz. Almanya turnuvanın en göz alıcı takımıydı, Arjantin ise gezegenin en yetenekli futbolcusunu kadrosunda barındırıyor. Dolayısıyla iki takımı da sevmek için yeterince gerekçemiz var; bir anlamda hangisi kazanırsa futbolsever üzülmeyecek...

ARJANTİN KAZANIR, ÇÜNKÜ...

Âlem buysa kral kim

1986 Dünya Kupası, Final, Arjantin-Almanya: 3-2


Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu olma yolunda Maradona’yı geçmek için tek engeli ‘Dünya Kupası’nı kaldırmak’ olan Messi artık bunu gerçekleştirmeli.

Ev sahibi Brezilya’nın elendiği kupadaki son Latin Amerikalı olarak, Latin Amerika’nın kırılan gururunu tamir etmeliler.

Don’t Cry for me Argentina’yı (Benim İçin Ağlama Arjantin) yeniden söylemek zorunda kalmayalım.

Âlem buysa kral kim

Arjantin’in ruhunu en iyi yansıtan dans-müzik türü Tango ve onun babası Astor Piazzolla’nın hatırasına saygı duruşunda bulunmak için.

Arjantin’den çıkıp dünya halklarına ilham kaynağı olan Ernesto Che Guevara’ya olan sevgimiz futbolun da önünde geliyor.

ALMANYA KAZANIR, ÇÜNKÜ...

Âlem buysa kral kim

1990 Dünya Kupası, Final, Arjantin-Almanya: 0-1


Gelsenkirchen doğumlu, Zonguldak Devrek kökenli olan ve milli takım tercihini Almanya’dan yana kullanan Mesut Özil gülmeli.

Mesut Özil ile aynı şekilde Almanya’da ikâmet eden ancak entegrasyon sayesinde Almanlarla kaynaşan ve eşit vatandaşlık hakları olan

‘Acı Vatan’daki yaklaşık 3 milyon kadar Türk sevinmeli.

Yarı finalde, ev sahibi Brezilya’yı 7-1 gibi tarihi bir skorla mağlup eden ülke şampiyonluğu hak ediyor.

‘Gelmiş geçmiş en büyük futbolcu kimdir’, soruşturmalarında Arjantinli efsane Diego Maradona’nın Messi’nin önündeki son avantajı ‘Dünya Kupası’nı kaldırmak’ faktörü elinden gitmemeli.

Tarihten öğrendiğimize göre Almanlar kazanırsa biz de kazanmış sayılacağız.

Âlem buysa kral kim

Arjantin ve Almanya bugüne kadar 20 kez karşı karşıya geldi. Almanlar 6, Arjantinliler ise 9 kez sahadan galip ayrıldı. İkili arasındaki 5 maç berabere bitti. Gollerde ise eşitlik var: 28-28.

Arjantin grup aşamasında ‘Yüksek yüzdeli’ydi. Bu bölümde ‘3’te 3’ yapan Mavi-Beyazlılar, İsviçre’yi uzatmalarda (1-0), Belçika’yı normal sürede (1-0), Hollanda’yı da penaltılarla geçti. 8 gol atan Tangocular 3 gol yedi.

Âlem buysa kral kim

Almanya, Dünya Kupası tarihindeki 8. finalinde sahaya çıkacak. Panzerler kupayı 3 kez müzesine götürdü. 5. kez finalde yer alacak olan Arjantin ise Dünya Kupası’nı daha önce 2 kez kucakladı.

16 gol ile Dünya Kupası tarihinin en golcüsü olan Miroslav Klose ve bu turnuvanın skoreri Müller (5) takımın en önemli gol ayağı. Arjantin’de ise en skorer oyuncu 4 kez fileleri sarsan Messi.

Âlem buysa kral kim

Turnuvada sadece Gana ile 2-2 berabere kalan Almanya, Cezayir’i uzatmalarda 2-1 yenerken, Fransa ve ardından Brezilya’yı saf dışı bıraktı. Panzerler 17 gol atarken, 4 gol yedi.

Almanya ve Arjantin, finale çıkmayı istatistik olarak da hak etmiş durumda. Çoğu istatistikte ilk ikiyi paylaşan takımlar en çok pas ve başarılı pasta da öndeler. Almanya 4169, Arjantin 3732 pas.

PAPALARIN DA MAÇI OLACAK!

Âlem buysa kral kim

Bugün Papalık kurumunun başında olan ‘I. Franciscus’ Arjantinli. Gerçek adı Jorge Mario Bergoglio olan Papa Francis, 1936 Buenos Aires doğumlu. Futbola olan ilgisini saklamayan Papa Francis, sıkı bir San Lorenzo taraftarı... Bir önceki Papa 16. Benedict de bilindiği gibi bir Alman. Gerçek adı Joseph Alois Ratzinger ve 1927 Bayvera doğumlu. Sözün özü bugün Dünya Kupası finalinde, Vatikan odaklı bir ‘halef-selef’ çekişmesini de tanıklık edeceğiz!

Âlem buysa kral kim

Ama Arjantinli taraftarlar açtıkları pankartla kendilerini çok önde görüyorlar: “Habemus Papam, Habemus Dios, Habemus Messi” (Papamız var, Tanrımız var, Messimiz var).

NELERİ MEŞHUR?

Âlem buysa kral kim

Pamela David, Arjantin’in dünyaya armağanı olan fotomodellerden.

Et, yanında bira
Arjantin’in en çok önemsediği konulardan birisi ‘et’. Bunu bir sanat olarak gören ve dünyanın kişi başına en çok et tüketilen ülkelerinden biri olan Arjantin’de, kendilerine has pişirme usulleri, etin tadını doyumsuz yapıyor.

Almanya’ya gelecek olursak. Onların da kusursuz endüstrileriyle beraber dünyaya armağan ettikleri bir diğer şey biraları. Almanlar da bira üretiminde olduğu kadar tüketimi konusunda dünyanın ileri gelenlerinden.

Solanas ve Fassbinder
Sinemada Arjantin kanadının en ünlü isimleri ‘Örümcek Kadının Öpücüğü’yle tanınan Hector Babenco ve ‘Güney’, ‘Tangolar’, Yolculuk’ gibi filmleriyle bilinen Fernando Solanas, ‘Resmi Tarih’in yönetmeni Luis Puenzo... Alman kanadında ise Murnau’dan Herzog’a, Fassbinder’den Schlöndorff’a, Wenders’ten Emmerich’e o kadar çok isim var ki...

Edebiyat Almanlardan
Dünya edebiyatının önemli külliyatının altında imzası olan Alman yazar ve düşünürler, bu alanda da başı çeken uluslardan birisi oldu. Goethe’den Günter Grass’a edebi alanda, Marx’tan Habermas’a felsefe alanında sayısız eserin hayat bulduğu bir toplum olarak yine ‘her şeyin üstünde’ yer almaktadırlar.

Halk kahramanı da Arjantin’den
Edebiyat konusunda Almanya kadar olmasa da Borges ile hatırı sayılır bir iz bırakan Arjantin, halk kahramanı konusunda da çoğu topluma nasip olmayacak bir servet sahibi: Ernesto Che Guevara. Tüm dünya halklarına büyük bir ilham veren Che, Arjantin’in gururla andığı bir lider. Arjantin’in sevdiği bir diğer kişi de ülkenin eski Devlet Başkanı Juan Domingo Peron’un ikinci eşi Eva Peron. Evita da eşinin aksine, ülke halkın büyük sevgisine mazhar olmuştu.

Leonardo DiCaprio’nun gözdesi

Âlem buysa kral kim

Toni Garrn, son dönemin yükselişteki Alman modellerinden.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle