GeriHayat Kampüs Cadıları: 'Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    15
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kampüs Cadıları: 'Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız'

Kampüs Cadıları: 'Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız'

Geçen hafta Ankara Üniversitesi’nde bir grup kadın, bir erkek öğrenciyi darp etti. Kampüs Cadıları’nın adını bu olayla duyduk. Oysa onlar kadınların güçlendirilmesi için 2012’den beri faaliyet gösteriyor. 20’yi aşkın üniversitede yüzlerce ‘cadı’ var. Kuruculardan Meral Çınar (26) ve Juliana Gözen (25): “Derdimiz, şiddete karşılık şiddet değil, özsavunma.”

Ankara Üniversitesi’ndeki olay nasıl oldu?

Meral Çınar: Bu, Kampüs Cadıları’nın karıştığı ilk dayak olayı. O şahsiyet, kız arkadaşı ayrılmak istediğinde bunu kabul etmiyor. Cinsel birliktelik teklif ediyor. Reddedilince, tecavüz girişminde bulunuyor. Uyarıları dikkate almadığı gibi, uyaranlara da sözlü ve fiziksel şiddet uyguluyor.

Sonra?

M.Ç.: Okulda kendisini uyaran kadınların arkasına oturdu. Oraya oturması bile bir şiddet! Kim potansiyel bir tecavüzcüyle aynı ortamda olmak ister ki? Gitmesini söylediklerinde de pişkinlik yapınca kadınlar için özsavunma başladı.

Planlı bir dayak değildi yani?

M.Ç.: Tabii ki değildi. Tecavüz girişiminde bulunmuş bir insan, diplerine kadar gelip ileri geri konuşunca kadınların da canına tak etti. O masada Üniversiteli Kadın Kolektifi ve Nar Kadın Dayanışması da vardı, sadece biz değildik.

 

YAPTIĞIMIZ MEŞRU MÜDAFAA

Kampüs Cadıları: Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız

 

Tecavüzden kurtulan kız öğrenci, konuyu yargıya taşıdı mı?

M.Ç.: Hayır, çünkü elinde delil yoktu. İşte kadınlar tam da bu yüzden bize geliyor. Biz kadının beyanını esas alıyoruz ama yargısız infaz da yapmıyoruz. Kadınla konuşuyor, konunun içeriğine ve erkeğe bakıyoruz. Bütün erkekleri teşhir etme derdinde de değiliz. Zaten bunu öyle basitçe yapmıyoruz; Whatsapp konuşmalarına, mesajlara bakıyoruz... Bize “Şiddete, şiddetle mi karşılık vereceksiniz” diyen erkeklere söylüyorum: Hayatınızda hiç gece sokakta yürürken tedirgin hissetmediniz, hiç ‘Her an her yerde kadın cinayetine kurban gidebilirim’ diye düşünmediniz. Derdimiz; şiddete karşılık şiddet vermek değil. Derdimiz; bize saldıran biri olduğunda ona karşı kendi özsavunmamızı gerçekleştirebilmek. Kadınları taciz eden, şiddet uygulayan tüm erkekler bizden korksun! Çünkü erkek egemenliğinin camını, çerçevesini indirene kadar durmayacağız!

“Şiddet, kadın yaptığında meşru mu” diyenler oldu.

M.Ç.: Eylemimizin arkasındayız. Bizim burada yaptığımız meşru müdafaadır.

 

BU SES, KADINLAR ÖLDÜRÜLDÜĞÜRDE ÇIKSA...

Kampüs Cadıları: Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız

 

Dolayısıyla, yaptığınız, linç kültürüne girmez” mi diyorsunuz?

Juliana Gözen: Bu, linç kültürü falan değil; kendimizi savunma. Bir kadın, tecavüzünden son anda kaçtığı bir erkekle neden aynı ortamda bulunsun?

M.Ç.: Bir sokak ortasında hiç tanımadığımız biri tarafından öldürülmemek için, erkek arkadaşımız tarafından tecavüze uğramamak için özsavunma öğreniyoruz. Bunu da tehlikede olduğumuzu hissettiğimizde kullanıyoruz. Durup dururken gidip kimseyi dövmüyoruz. Uyarıyoruz, teşhir ediyoruz ve hâlâ bize şiddet uyguluyorsa öldürene kadar beklemiyoruz ve hak ettiği karşılığı veriyoruz. Keşke bir erkek dövüldüğünde değil de yüzlerce kadın öldürüldüğünde bu kadar ses çıksa...

Özsavunma dediğiniz nedir?

J.G.: Wen-do denilen bir savunma tekniği. Bunu, beş-altı ilde kadınlara ücretsiz olarak öğretiyoruz.

Kadınların üniversitelerdeki en büyük sorunu ne?

M.Ç.: Cinsiyet eşitsizliği... Derslerin içeriği, dili, hocaların tavrı, hep erkeklere yönelik. Kadınlara yönelik taciz ve şiddet olayları da çok yaygın.

J.G.: Akşam yurda giriş saati sınırı sadece kadınlara uygulanıyor. Cevizlibağ’da kız öğrencilerin odaları drone’la gözetleniyordu. Gece yurda döndüğünde bekâret kontrolü yapılmak istenen arkadaşlarımız bile oldu.

 

TOPLUMSAL CİNSİYET DERSİ VERİLMELİ

Kampüs Cadıları: Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız

 

Nerede oluyor bu?

M.Ç.: İzmir’de ve İç Anadolu’da bir üniversitede. Hemen müdahale ettik, yapamadılar. Özel güvenlikçiler, yurttaki kızlar arasından top 10 listesi hazırlıyor, erkek öğrencilerle “Üç numara geldi” gibi sohbetler ediyor. Güvenlikçi bunu yaparsa, diğer erkek kendinde o kadına her şeyi yapma hakkını buluyor. Biz de “Madem böyle, biz de kadınlar olarak bir dayanışmaya girelim” dedik ve 2012’de Kampüs Cadıları faaliyetine başladık. 

İlk adımınız, tacizciyi ifşa etmek mi?

M.Ç.: Bir taciz veya şiddet olayı yaşanmışsa, evet. Ama bu kadar değil: Tuvaletlere içinde ped ve mendil olan dayanışma kutuları koyuyoruz. Yurtlarda erkeklerin odaları temizlenir ama kadınlarınki temizlenmez. Bu ayrımcılığa, ıssız alanlarda ışıklandırmaların olmaması gibi durumlara da müdahale ediyoruz. Kadın tiyatroları yapıyoruz, kadın koromuz var. Erkeklerdeki cinsiyetçi algıyı kırabilmek için zorunlu ‘Toplumsal Cinsiyet’ dersi verilsin istiyoruz, bu da çalışmalarımızdan biri.  

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle