GeriHayat İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

‘İçimdeki Deniz’, ‘İhtiyarlara Yer Yok’, ‘Barselona Barselona’, ‘Biutiful’, ‘Ye, Dua Et, Sev’, ‘Skyfall’ ve daha nicesi... İzleyicinin kalbini kazanmış pek çok iddialı filmin yıldız oyuncusu... Dünyanın en seksi erkeklerinden biri... İspanyol aktör Javier Bardem’le yeni filmi ‘Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı’nın Avrupa galası için gittiği Paris, Disneyland’de bir araya geldik.

Kötü adamı oynamayı seviyor gibisiniz. Salazar’dan önce Oscar’ı aldığınız ‘İhtiyarlara Yer Yok’ta ve ‘Skyfall’da da kötü adamdınız...

- Her zaman bol malzemesi olan roller arıyorum. Bu karakterler de yazılışları açısından sadece kötü olan karakterler değildi. Ayrıca bu üç filmde de şahane yönetmenlerle çalıştım. Bana istediğimi ortaya çıkarma özgürlüğünü verdiler.

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

TERAPİYE GİDİYORUM

Sizin gibi ‘metot oyuncuları’nın hüzünlü sahneleri oynarken kendi üzücü anılarından faydalandıklarını biliyoruz. Peki tamamen kötülükle dolu bir karakteri nasıl canlandırıyorsunuz?

- Bu mesleğe başladığımda, hepimiz duygularla oynamak istiyorduk çünkü duygular izleyene kolay geçer. Bol alkış alırsınız. Ama asıl önemli olan bir karakteri canlandırırken kızgın ya da üzgün hissetmeniz değil, o durumu canlandırmanızdır. İşte tam bu noktada devreye yaratıcılık giriyor. “Ya bu durumu yaşayan ben olsaydım” diye düşünmek ve bununla eğlenmeyi bilmek lazım. Yoksa sürekli terapiye gitmeniz gerekir ki bu da normal. Ben gidiyorum. Bütün oyuncuların gitmesi lazım. Herkesin gitmesi lazım. Ama oyuncuların mutlaka... Çünkü terapiye gidince kendi çöpünüzü bir kenara koyup karakterinkilerle uğraşabiliyorsunuz. Zaten bir noktada tabii ki duygular işin içine giriyor. Neyin içine düştüğünüzü görünce duygular canlanıyor. Yoksa yaşlı gözlerle duyguları alıp işi canlandırmıyorsunuz.  Öyle yaparsanız da size Oscar veriyorlar, o ayrı...

Sizin de Oscar’ınız var, siz de mi yaşlı gözlerle oynadınız yani?

- Evet. Eminim jürinin gözleri de yaşlıydı (kahkaha atıyor). Duyguların çok alıcısı var çünkü insanlar kendi duygularından kopuklar. Sinema sayesinde onlarla yüzleşiyorlar.

Oyunculuk sizde aile geleneği... Bu üzerinizde baskı
yarattı mı?

- Bolca oyuncunun olduğu bir aileden geliyorum, evet. Bunun baskısını değil ama ağırlığını taşıdım. Çünkü sanatını sahneye taşımak için çok büyük zorluklarla mücadele edenler var. Bunu asla unutmuyorum ve elimden geleni yapıyorum. Gerisini umursamıyorum. Ben de insanım sonuç olarak... Ben de zaman zaman düşüyorum, hatalar yapıyorum. Hepimiz yaşamamız gerekeni yaşıyoruz.

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

“Filmdeki makyajın yapılması üç saat alıyordu.”

AYNI ANDA ZOR...

Senaryo seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Eminim elinizde çok fazla vardır...

- Bir ordu oyuncuya bir ömür yetecek kadar çok senaryo var elimde. Dikkat edilmesi gereken şeylerden biri işin maddi yönü. Nihayetinde hepimizin yaşamak için paraya ihtiyacı var. Diğer yandan bir oyuncu olarak tatmin olacağınız işleri yapmak zorundasınız. İkisini aynı anda bulmak zor.

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

Javier Bardem ve Johnny Depp, ‘Salazar’ın İntikamı’ galasında...

JOHNNY DEPP BENİ ÖPÜŞTÜKTEN SONRA ARAMADI

Daha önceden de Johnny Depp ile aynı filmde oynadınız. Yeniden onunla sette olmak nasıldı?

- Çok kötüydü, çok! Çünkü ben yaşlandım, o aynı. Tam olarak 17 sene önceki gibi! Nasıl iş bu? Bak, şöyle burun burunaydım, gözümle gördüm hâlâ ne kadar genç olduğunu. 1999’daki genç ve kibar adamın aynısı. Onu ilk gördüğümde ünlüyle karşılaşma sendromu yaşamıştım, dilim tutulmuştu. ‘Karanlıktan Önce’ (‘Before Night Falls’) filminin çekimlerindeydik. Rol gereği öpüşmüştük. Ama sonra beni aramadı. Öpüştük ve sonra hiç aramadı! Sonra karımı da (Penelope Cruz) öptü (‘Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde’ filminde Depp ile Cruz’un öpüşme sahnesi var). Yani aileden biri oldu. Bu filmi çekerken de hayatımda ilk defa gülmemi durduramadığım için sahneyi kesmek zorunda kaldık. Çünkü karşımda Jack Sparrow vardı!

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

Javier Bardem ve Penelope Cruz, 2010’da evlenmişti. Çiftin iki çocuğu var. İki ünlü oyuncu pek çok filmde birlikte rol aldı.

İfade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum

ÜLKENİZDEKİ İNSANLARA GÜÇ DİLİYORUM

Ailenizin sinemayla olduğu kadar politikayla da bağları güçlü. Siz de politik görüşlerinizi paylaşmaktan kaçınmıyorsunuz. Türkiye’de özgürlüklerin çok tartışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizdeki sinemacılardan bazıları bu konuyla ilgilenmedikleri için zaman zaman eleştiriliyor. Sizce sanatçıların politik duruşlarının olması şart mı?

- Bunu Disneyland’de konuşmamız pek manidar tabii... Annem oyuncu olarak Franco rejiminde ayakta kalmaya çalıştı. Hapis yattı. Dayım aynı şekilde yaptığı film nedeniyle hapis yattı. Aynı film sonradan Cannes’da ödül kazandı. İfade özgürlüğü için mücadele etmenin ne kadar çok ödün vermek gerektirdiğine bire bir şahit oldum ben. Bunu yapabilen, ifade özgürlüğü uğruna hayatını dahi riske atabilen kişileri olağanüstü cesur buluyorum. Bu cesaret bende var mı bilmiyorum. Bilmiyorum çünkü ben o şartlarda yaşamadım. Üstelik şimdi ailemi, çocuklarımı düşünmek zorundayım. Bu da kendini sansürleme ihtiyacı doğuruyor. Türkiye için çok ama çok üzgünüm. Ülkenizdeki insanlara güç diliyorum. Bu durumları
yaşayan herkese güç diliyorum. İnan bana, bunlar da geçecek…

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle