GeriHayat Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

Johan Cruyff... Oyuna sadece futbolcu değil, teknik direktör ve düşünür olarak da özel bir renk kattı. Geçen perşembe, “Kansere karşı 2-0 öndeyim” dedikten bir ay sonra hayatla olan maçı bittiğinde, sırtında 14 numaralı forma, dimdik çıktı gitti sahadan. O kısık zeki bakışları ve muzip gülümsemesiyle...

İnsanın ekrandan tanıyıp hayran olduğu ünlü biriyle bir süre sonra tanışması, onunla ahbaplık etmesi ve ölümü üzerine ‘ardından’ yazısı yazması garip bir şey... Sessizce yas tutacakken kafayı toplayıp onu anlatmak zor. Ama yazmak zorundayım. Çünkü ne zaman “Pele mi Maradona mı” diye sorsalar benim cevabım “Cruyff” olurdu. Sadece futbolcu olarak değil, teknik direktör, düşünür ve devrimci olarak da... Birçok yorumcu, “Cruyff’tan sonra futbol eskisi gibi olmadı” diye yazdı. Evet ama o olmasaydı futbol bugünkü gibi de olamazdı. Bu oyunu izlerken kendimizden geçiyorsak, sonraki maçı sabırsızlıkla bekliyorsak hâlâ, onun yüzünden.

 

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

 

“Zevk alarak oynanmalı” dediği oyunu herkese büyük zevk verir hale getirdi. İşte Barcelona, işte Puyol tipi savunmacılar, Guardiola tarzı ortasahacılar, Messi (ve Suarez ve Neymar) tarzı atakçılar... Ya da bir mevkiye sokulamayan oyuncular, bir dizilişe hapsedilemeyen takımlar. Onun için “Hangi mevkide oynarsa en iyisi olur” diyorlardı, o da kalıplara isyan etti. Herkesin her yerde oynadığı ‘büyük sahada altışar oyunculu futbol’u bile önerdi.

 

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

 

Cruyff’un ilk gözüme çarpışı yatılı lise yıllarımın sonlarına doğru... Okulun geniş salonunda ışıklar söndürülür, Şampiyon Kulüpler Kupası maçları izlenirdi... Michels’in Ajax’ı siyah beyaz TV ekrana sığmayacak bir akışkanlık ve yer değiştirme içinde oynardı. Gözler Keizer adlı bir oyuncunun üzerindeyken ben hep sırtında 14 numara yazan oyuncuya takılırdım. Tay gibi kayar, golden sonra havaya sıçrayıp yumruğunu sallardı.Futbolcuların 1’den 11’e kadar numaralı formalar giydiği yıllarda neden 14 numara? Belki bir rastlantı, belki de bu fırsatın çok zekice kullanılması... Söylenceye göre, Cruyff Ajax’ta parladıktan sonra bir sakatlık geçiriyor. İyileşip takıma döndüğünde 9 numaralı formasını Mühren’in giydiğini görünce 14 numarayla çıkıyor sahaya... ‘Total futbol’ içinde bir aykırılık. Orkestranın önündeki solist. Benim hep Barcelona’nın futbolunu benzettiğim üzere modern bale temsilindeki, doğaçlaması bol başbalet. Richard Williams’ın The Guardian’da yazdığı gibi, “Futbolun Nureyev’i”.

 

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

 

Şimdi 10 numaralar, 5 numaralar falan var oyuncu tipini tanımlamak için ama 14 numara tek ve eşsiz: O Cruyff. Ölüm haberinin geldiği gün, millilerin İsveç maçında, Hollanda’da yetişmiş olan Oğuzhan Özyakup bu numarayı taşıyordu sırtında.

 

AVRUPA’NIN SÜPERSTARI

Gözlerimi yaşarttın Ozi... “14” benim de okul basket takımında giydiğim forma numaramdı ve bu yüzden Cruyff’la başlayan özel bağ 1974 Dünya Kupası’nda üniversite öğrenci yurdunun kantininde sürecekti. Taze sosyalistler olarak Doğu Almanya, Batı Almanya’yı 1-0 yendiğinde bayram yapıyor ama kadim futbolseverler olarak Arjantin’i 4-0’la, Brezilya’yı 2-0’la geçen Hollanda’dan ve tartışmasız liderleri Cruyff’tan büyük zevk alıyorduk. ‘Güzel Futbol’u artık bir Avrupa takımı temsil ediyor ve bu kıtadan bir süperstar çıkıyordu. Ne var ki, finalde top Almanların ayağına değmeden solo resitalle 3. dakikada kazandırdığı penaltı oyunlarını teslim alacaktı. Cruyff liderliği fazla zorlayınca takımın akışkanlığı bozulacak, Dünya Kupaları’nın gelmiş geçmiş, birinci olmasa bile, kesinlikle en iyi ikinci takımı kupasız kalacaktı. Sonra ’96 Avrupa Şampiyonası’nda onun yakın dostu benim de kardeşim sayılan bir arkadaşım sayesinde tanıştık. Uzun sohbetler yaptık. Ardından Bursa’daki Hollanda maçında bir araya geldik. Beşiktaş yöneticiliğim zamanında ne zaman akla ihtiyacım olsa ona başvurdum.

 

Futbolun tek ve eşsiz 14 numarası Johan Cruyff

 

Düşünmedi, uyguladı da...Zaten siz “futbol” der demez o anlatırdı. Yerinde duramaz, hızlı konuşur, yepyeni bakış açılarını, düşünceleri derinlemesine sıralardı. Sadece düşünmedi, uyguladı... Mayasında ‘mahalle futbolu’ vardı. “Şimdi futbolcular antrenmandan çıkıyor, lüks arabalarına binip eve gidiyor, biz yürüyerek ya da bisikletle döner, bir maç da mahallede yapmadan eve girmezdik” diyordu. “Yeteneği, tekniği, vizyonu bilgisayarlar belirleseydi ben futbolcu olamazdım” diye ekliyordu. 2010’da finalde Hollanda’nın oynadığı oyunu “futbol denemeyecek pis bir tarz” olarak tanımlayıp İspanya’yı tutacaktı.

 

 

Socrates gibi oyunun özüne sadıktı, bu yüzden asi ve başına buyruktu. ‘Sigarayı bırakacağına, futbolu bıraktı’. Hollanda’da çıkan bizim Socrates’vari derginin adı Nummer 14.1960’ların gençliğindendi. Devrimciydi. Ama devrimi de tadı kaçmadan bırakmasını bildi. “Kansere karşı 2-0 öndeyim” dedikten bir ay sonra hayatla olan maçı bittiğinde, sırtında 14 numaralı forma, dimdik çıktı gitti sahadan. O kısık zeki bakışları ve muzip gülümsemesiyle.

Yenilse de yenilmemiş biri olarak...

 

CRUYFF’UN ONBİRİ

2012’de Cruyff, artık faal olmayan futbolcular arasından kendi ‘tüm zamanların en iyi ‘onbiri’ni seçti. Takımı Marcelo Bielsa’nın alameti farikası olan 3-4-3 şeklinde dizmesi ilginç... Bakınca, “Ne müthiş bir hücum takımı” diyorsunuz. Evet gol yerler, ama iki misli de atarlar. Eh, futbolsever de başka ne ister!

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle