GeriHayat Dergiciliğin değişen Tempo'su
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dergiciliğin değişen Tempo'su

Dergiciliğin değişen Tempo'su

Yayın hayatına 28 yıl önce başlayan Tempo bu ay yenilenen yüzüyle raflardaydı. Hem içeriği hem de tasarımı değişen yayın, bundan sonra hayatına ‘üst düzey bir yaşam tarzı ve yüksek kültür dergisi’ olarak devam edecek. Yayın Yönetmeni Ayşegül Savur Özgen’le hem Tempo’nun değişimini hem de yeni nesil dergiciliği konuştuk.

Bu değişim kararını neden aldınız?
Tempo’yu 2009’da değiştirip haftalıktan aylık hale geçirmiştik. Çünkü haftalık haber dergileri tüm dünyada miadını doldurmuştu. Dijital dünya şimdiki kadar olmasa da almış başını gidiyordu ve bizim haftalık habere yetişmemiz çok zor oluyordu. Türkiye’de haberler o kadar hızlı değişiyor ki birini tam kavrayamadan başka bir önemli haberle baş başa kalıyoruz. Bu yüzden zaman ilerledikçe aylık formatın içine haber koymak zorlaştı. Bu nedenle zamandan bağımsız konular içeren bir dergi yapmak istedik.

Başka neler değişti, neler aynı kaldı?
Hem tasarım hem içerik değişti. Ama ekibimiz aynı. Tempo’ya artık haber dergisi diyemeyiz ama seçtiğimiz konuların haber niteliği taşımasını hâlâ önemsiyorum. Lüks bir çantanın haberi ‘yaşam tarzı’ haber olabilir ama 1990’lardan bu yana o çantanın fiyatının yüzde 300 arttığını öğreniyorsanız, ekonomi haberine de uzanmış oluyorsunuz. Yani yaşam tarzının içi mutlaka dolu olmalı bizim dergimizde. Sabit sayfalarımızı farklı konulara daha fazla yer açabilmek için kaldırdık. Ama başta Murat Belge olmak üzere, Aziz Kedi, Fatoş Karahasan, Ceren Şehirlioğlu, Ali Tufan Koç gibi yazarlarımız bizimle olmaya devam edecek.

Dergiciliğin değişen Temposu

Derginin bu ayki kapağında Monica Belluci yer alıyor. İçerikte Nuri Bilge Ceylan portresi, Jane Birkin ve Serge Gainsbourg’un aşk hikâyesi, Antoine Saint-Exupery’nin yaşamöyküsü ve Ulay röportajı öne çıkıyor.

Derginin giriş yazısında “Biraz yavaşlamak istiyoruz” diyorsunuz. Hayat hızlandıkça ona yetişmek için bizim daha da hızlı olmamız gerektiğini düşünürdük. Ama olan biteni yakalamak için yavaşlamamız mı gerekiyormuş meğer? ‘Tempo’ yavaşlıyor mu?
Yavaşlamaktan kastım, biraz daha hazmederek yaşamak ve öğrenmek. Bu anlamda sadece yayıncılıkta değil, hayatın bütün alanlarında biraz yavaşlamamız lazım. Çünkü yetişemedikçe paniğe kapılıyoruz. Tempo’daki zamansız konularının temelinde de bu var.

MASAMIN ÜSTÜNDE HOŞ DURSUN İSTEĞİ VAR 

Satışlar ne durumdaydı değişimden önce, bundan sonra ne bekleniyor?
Bir önceki Tempo ile aynı şu an.

Hedef kitlede bir değişiklik var mı?
Biz hedef kitleyi yaş grubuna göre belirlemek istemedik. Tempo’yu ilgi alanına giriyorsa 18 yaşında bir genç de okuyabilir, 75 yaşındaki biri de...

Dergiciliğin değişen Temposu

Ayşegül Savur Özgen

Bir dönem “Dergicilik öldü” dendi, sonra “Öldü sandık, meğer yaşıyormuş”, son durumu siz nasıl görüyorsunuz?
Dergilerin 1980’ler ve 1990’lardaki gibi çılgın satış rakamlarına ulaşmadıkları bir gerçek. Geniş kitlelere hitap eden dergilerin birçoğu öldü maalesef. Çünkü bu kitleyi dijital dünya aldı. O yüzden günümüzde derginize bir yayın çerçevesi çizmeniz şart. Belirli bir ilgi alanına yönelmek gerek. Bizim grubumuzdaki dergiler bu gerçeği bildikleri için ayakta kalıyor. Bir de elinde tuttuğu şeyin kaliteli olmasını istiyor okur. “Masamın üstünde hoş bir dergi dursun” isteği var.

Siz çok kritik bir döneme tanıklık ediyorsunuz. Mesleğe başladığınızda internet bu kadar yaygın değildi, şimdi sektörü tamamen ele geçirip geçirmemesi konuşuluyor...
Dış haberci olarak başladım meslek hayatıma. O zamanlar Time ve Newsweek dergilerini konularına göre arşivleyip, biriktirirdim. Şimdi bu kalmadı tabii. Bu dijital devrim, bana sorarsanız, dergilerden daha çok gazeteleri zorluyor. Dergiler özel ilgi alanlarına hitap ettikleri sürece alternatif olarak ayakta kalacaktır.

Dergiciliğin değişen Temposu

Ülke zor zamanlardan geçerken dergi yapmak da tatsızdır herhalde...
Çok zor. Ama geçen hafta Gülse Birsel’in de yazısında dediği gibi durmamalıyız. Tabii ki acılara ortak olacağız. Ama herkes iyi yaptığı şeyi yapmaya devam etmeli. İnsanların böyle dönemlerde Tempo gibi yıllarca adı habercilikle yan yana anılan bir dergiden beklentileri oluyor tabii. Ama şu anki kabuk değişimimiz toplumsal olaylara duyarsız olduğumuz anlamına gelmemeli. Bu sayıda ünlü yazarlara ve akademisyenlere ‘Vicdan nedir?’ diye sorduk mesela. Aldığımız cevaplar tam da bugünü ve yaşadığımız olayları ilgilendiriyor. Dergimizdeki düşünce konularını bu gözle değerlendirirseniz, farklı bir şey yaptığımızı ama yine söylemek istediklerimizi söylediğimizi fark edebilirsiniz.

Kapağın Monica Bellucci olmasına nasıl karar verildi?
Tempo’yu yakından tanıyanlar bilir; biz Monica Bellucci’yi çok severiz. Bellucci 50 yaşında Bond kızı oluyor. Bu çok devrimsel bir şey. Bir kadın yayın yönetmeni olarak bu meydan okumaya katılmak istedim. Onun da ötesinde fotoğrafa vuruldum. Dergicilikte, kapakta gözü kapalı insan kullanmak çok makbul değildir, okurla göz teması kurulması gerekir. Ama bu müthiş bir fotoğraf.

 

TEMPO'NUN TARİHİ
1987’de haber dergisi olarak Mehmet Y. Yılmaz tarafından kuruldu. Kimi zaman çok siyasi oldu, kimi zaman daha renkli, toplumsal konulara yöneldi. Ama hep provokatif bir tarafı vardı. 2009’da aylık hale geçtik, haber dergisine yaşam tarzını kattık. Şimdi de akıllı yaşam tarzı ve yüksek kültür dergisine dönüştük.

 

KÖPRÜNÜN ÖBÜR TARAFINA GEÇTİK
İlhan Demiriz - Yayın Direktörü

Dergiciliğin değişen Temposu

Bu değişikliği yapmamızın en önemli sebebi uluslararası medya sektöründe son yıllarda çokça konuşulan ‘mass intelligence’ kavramı. ‘Kitlesel aydınlanma’ olarak çevrilebilecek olan bu kavramı ortaya atanlar, medya tüketicisinin biz medya yöneticilerinin sandığından daha sofistike olduğunu söylüyor. Bunun örneklerini Türkiye’de de görmek mümkün. Tiyatroya veya konsere gitmek istediğimizde birkaç ay sonraya bilet bulabiliyoruz. Sergiler çok ilgi görüyor. Modern sanat neredeyse moda haline geldi. Ertuğrul Özkök iki-üç yıl önce yazdığı bir yazıda sanata olan bu talebi, ‘Beyaz Türkler’in yaşam tarzına sahip çıkma çabası olarak yorumladı. Ancak yüksek kültüre talebin tüm dünyada artması durumun Türkiye’ye özgü olmadığını gösteriyor. Örneğin Oprah Winfrey’nin izleyicilerine tavsiye ettiği Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sı bestseller olabiliyor. Yüksek çözünürlükle internetten canlı yayımlanan operalar büyük ilgi görüyor. İngiltere’de klasik müzik radyo kanalları en fazla dinleyiciyi 18 yaş ve altı gruptan artırıyor.

Dergiciliğin değişen Temposu

Bu süreçte Tempo’yu yaklaşık altı yıl önce haftalık haber dergisi formatından aylık kentli insanın yaşam stili dergisine dönüştürdük. Aylık formatta habercilik refleksimizi koruyarak popüler kültürle ilgili konular işliyorduk. Bunu yaparken bir taraftan da yüksek kültürle ilgili dosyalar, ekler yapıyorduk. Tempo Sanat, Tempo Klasik Müzik ve Tempo Kitap gibi yayınlarımız bu süreçte ortaya çıktı. Yüksek kültüre ait yaptığımız her ek ya da dergi büyük ilgi görüyordu. Bu da bize ‘kitlesel aydınlanma’ kavramını doğrular nitelikteydi. Tempo bu anlamda popüler kültür ile yüksek kültür arasında bir köprü gibiydi. Yeni formatıyla dergiyi daha yukarıya taşıdık. Bir anlamda köprünün öbür tarafına geçtik.



Yorumları Göster
Yorumları Gizle