GeriHayat Bodrum’dan insan manzaraları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bodrum’dan insan manzaraları

Bodrum’dan insan manzaraları

Üç gece, üç farklı Bodrum. Yarımadanın en hip partilerinden davetlileri analiz ediyorum.

Bodrum yazın sadece manitayla harika günbatımları değil çeşitli partilerdeki insan skalası incelemeye de ortam sunuyor. Mesela Gümüşlük sahil hattının en iddialı mekânı Off’un açılışında genellikle doğal ortamları, yani Cihangir’de, gözlemleyebildiğimiz ünlüleri bir de yaz güneşinin altında henüz bronzlaşmamış tenleri ve yazlık keten kıyafet seçkileriyle yakalayabiliyoruz. Tam bir Barış Bıçakcı romanı: Herkes herkesle dostmuş gibi...

Merdivenlerden devasa ve iddialı gülümsemesiyle Meltem Cumbul iniyor, soyunma kabininden henüz hiç bronzlaşmamış Derya Alabora çıkıyor (İnanır mısınız çıplakken de çilli). Az önce yüzen Melis Sökmen saçlarının elektriğini yatıştırıyor, Aslı Altan o gün çektiği yetmiş sekizinci fotoğrafı sosyal medyaya yüklüyor. Yıldırım Türker bir  Dostoyevski romanı olan ‘Puriler ve Mantiler’in ilk baskısını okurken Göksel ve Mabel Matiz kol kola ilerliyor. Ece Yörenç kadınları hüngür hüngür ağlatıp milyarlar kazanacağı bir sonraki projesini düşünürken, Zeynep Cassalini ne yapıyor bilmiyorum. Çünkü Zeynep Cassalini’yi tanımıyorum. Sadece orada olduğunu sonradan duydum. Bir diğer yanda da çocuklar için bir gitarist Ali Baba’nın çiftliğinin İngilizcesi’ni çalıyor. Ve tüm o Lal’ler, Leyla’lar, Ada’lar ve Ege’ler annelerinin kucağında huzurlu bir uykuya dalıyor.

Bodrum’dan insan manzaraları

Bu dost ortamından Eva Klein’ın açılış gecesine gitmek için dolmuşa ışınlanıyorum. Bir Bodrumlunun yaşamdaki tüm gelişmeleri takip edebileceği iki yer vardır: Dolmuşlar ve köy kahvesi. O gece dolmuşta ‘Narlar çok çiçek açarsa tüm bebeler erkek doğar’ gibi aşırı bilimsel sohbetlerin yerini Eva Klein almış durumda.

Eva Klein’ı ‘Kadın, kadın, kadın! Ve bir kadın daha!’ diyerek tarif edebiliriz. Ve tüm bu kadınların hepsi çok güzeller, çok havalılar, çok rahatlar ve çok ince askılılar. Bu da yetmezmiş gibi dansçılar çıkınca da bir vinç bir başka dansçı kızı barın ortasına bırakıyor. İçerideki kadın yetmezmiş gibi bir de gökten yağdırıyorlar. İnsanlar yazlık yerlerde çıplaklıkla daha sık yüz göz oldukları için normal ortamlarından gevşekler bence. Bu gecede tanıştığım en ilginç insan ise Bodrum Devlet Hastanesi’nin doktoru oluyor. Adam günde 300 hastaya bakıyor ama gece masaları devire devire ilerliyordu. Doktorlara karşı olmayan güvenim bir kere daha sarsıldı. 

Hayat sadece ünlüler ve güzel kızlardan ibaret değil. Kategorilendirmek sadece Allah’a mahsustur ama bohemler diyebileceğimiz bölümü incelemek için ise yazar Mine Söğüt’ün doğum günü partisine gidiyorum. Koltuğumun altında da maş fasulyesi salatam... Çünkü davetiyede partiye gelenlerden hediye değil kurulacak bereket sofrası için bir yemek getirmesi isteniyor. Plastik bir kaba doldurduğum, aşırı sulu olan maş fasulyelerimle eve girdiğimde içerisi tıklım tıklım. Bu hayatımda gördüğüm en kalabalık ve metrekareye en fazla rasta saç düşen doğum günü partisi olabilir. Eğer Bodrum’a yerleşip sanatçı olmak istiyorsanız çılgın bir saç modeli uygulamaya hazır olun. Ama bohemler çok kapsayıcı insanlar, bana çok iyi davranıyorlar. Sosyal fobiyle girdiğim evden süper star havasında ayrılıyorum. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama bereket sofrasının bir numaralı yemeği de tabii ki plastik kabını orada unuttuğum maş fasulyesi salatam oluyor.

Bohemler aynı zamanda doğal olarak parasızlar, o yüzden hepsini yediler.

Bunlar sadece Bodrum’un üç gecesinden insan ve ruh modelleri. Bayramla beraber nüfusu milyonlara çıkan kasaba şu anda kim bilir nerelerinde bambaşka karakterleri ağırlıyor. Cevabını dolmuşlardan, köy kahvelerinden ve elbette benden öğrenebilirsiniz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle