GeriHayat Bir mizah kaynağı olarak politika
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    17
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir mizah kaynağı olarak politika

Bir mizah kaynağı olarak politika

80'ler ve 90'ların efsane hiciv programı Olacak O Kadar öksüz kaldı. Usta tiyatrocu Levent Kırca'yı kaybettik. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Levent Kırca'nın vefatı dolayısıyla yayınladığı mesajda, 'Politik mizaha tahammüle ne oldu?' sorusunu sormamıza bir kez daha neden oldu.

Siyasi hicvin babası Levent Kırca'nın hepimizin gönlünde taht kuran unutulmaz skeçleri tam 19 yıl boyunca kesintisiz devam etmişti. O skeçlerden geriye ise kimimizin çocukluğuna, kimimizin gençliğine dokunan efsane tiplemeler kaldı... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Levent Kırca'nın vefatı dolayısıyla yayınladığı mesajda, 'Politik mizaha tahammüle ne oldu?' sorusunu sormamıza bir kez daha neden oldu.

 "Kırca gibi yöneticilerle alay edebilen sanatçıların baştacı edildiği bir Türkiye'den, toplumla alay eden yöneticilerin başta olduğu bir Türkiye'ye maalesef geldik.. Levent Kırca toplumun gücüydü.. Siyasiler büyük bir olgunlukla kendilerini hiciv eden bu sanatçıyı, büyük bir olgunlukla karşılardı. AKP ile başlayan yeni dönemle, mizah dışlandı, sansürlendi, eleştirildi, eli kolu bağlı kaldı. Bir siyasetçinin hicvedilmesi, siyasetçi için iyi bir durumdur. Baskıları sanatçıların üzerinden nasıl kaldıracağız?"


2 Haziran 1977 tarihinde Levent Kırca, Nasrettin Hoca kılığında CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'i ziyaret etmişti.

Siyasi hicvin popüler olduğu ve kabul gördüğü dönemlerden bugünlere nasıl geldik?

2007 yılında büyük usta Erol Günaydın şöyle açıklıyordu durumu: "Yeni komedyenler korkaklar, liderleri taklit edecek cesaretleri yok!"

Mizah yazarı Metin Üstündağ başka bir açıklama önerdi: "Çünkü artık Özal yok!"

 

Komedi yazarı Necef Uğurlu yeni komedyenlerin siyasal mizahtan kaçmalarını çok para kazanmalarıyla açıklamış. Uğurlu, risk almadan, etliye sütlüye dokunmadan halkı güldürmeye çalışmayı sünnet hokkabazlığına benzetiyor.

2013 yılında Mesut Yar'ın sunduğu Burada Laf Çok'a konuk olan Behzat Uygur ise, politik mizahın gurur kırmayacak şekilde yapılması gerektiğini söylemişti.

Gelelim Şahan Gökbakar'a... Recep İvedik ile günümüz insanının komedi ihtiyacını karşılayan Gökbakar, bu konudaki görüşlerini, “Eskiden siyasiler üzerine yapılan mizahta Türkiye daha rahattı. Ama artık politik mizaha çok açık değiliz. Ayrıca ben de politik mizah yapmayı tercih etmiyorum” diye açıklıyor.

Durum özetle bu...

 

Belki siyasi mizah kıtlığının başka nedenleri de vardır. Sebebi ne olursa olsun, eksikliği göze çarpıyor. Politikacılar için de iyi değil: Gülemediğimiz politikacıları fazla sevemiyoruz da.

“Ateşböceği Ercan” (Ercan Bostancıoğlu), “Günümüzde komedyenlerin, siyasi mizah yapmaktan korkmalarına anlam veremiyorum” diyor bir röportajında. Bugün, sahnelere çıksa politik mizah ve şov yapmaktan korkmayacağını söylüyor: "Rahmetli Yalçın Otağ ile birlikte oluşturduğumuz Ateşböcekleri olarak 28 yıl, sahnelerde politik güldürü yaptık. Başta Süleyman Demirel olmak üzere tüm politikacıların büyük hoşgörüsüyle karşılaştık. Bugün yine sahneye şov yapmaya çıksam, kimseden korkmadan politik mizah yaparım.”

 

Haluk Şahin, 2007 yılında yazdığı köşe yazısında, "Amerika'da siyasal mizah altın çağını yaşıyor" demişti: "Bunu biraz da George W. Bush ve Dick Cheney gibi müthiş hazinelere borçlular. Hele Bush, mizahçılar için asrın nimeti sayılıyor. Binlerce Bush fıkrası, on binlerce karikatürü var. Televizyon esprileri de cabası. İtalya, Berlusconi döneminde siyasi mizah açısından tam bir altın çağ yaşamıştı. Kendini beğenmiş, ukala, haris ve patavatsız başbakan nice espirilere, parodilere, fıkralara konu olmuştu."

 

BİR BERLUSCONI FIKRASI

"Berlusconi'nin evinde çıkan yangında özel kitaplığı tamamen yanmış. Hazret bu duruma çok üzülmüş. "Yazık oldu" diyormuş, "ikinci kitabı boyamayı henüz bitirememiştim."

Günümüzde de elbette politik mizah yapan isimler var. Bu isimlerden Erdil Yaşaroğlu, “Özal çok severdi karikatürleri. Hatta biriktirir, imzalı alıp, duvarına asardı. Ama dava da açardı. Demirel hiç açmadı. Karikatürlerimizi yanlış anlaşılır diye geri çektiğimiz ya da revize ettiğimiz oluyor. Ama hiçbir zaman siyasi olarak, ‘Aa, bu bize şöyle yapar, şöyle korkarız’ diye engellediğimiz karikatür olmadı."

 

Selçuk Erdem ise şunları söylüyor: "Eleştirin ama hakarete girmeyin diye bir kalıp var. Ancak ifade özgürlüğü kafamıza göre uydurabileceğimiz bir kavram değil! Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devlet büyüklerine çok sert ve sivri eleştirilerin hepsini olur kabul ediyor. Aklınıza gelmeyecek çok sert eleştirileri bile…"

 

ÖZLEDİK

- Diyojen, Hayal, Çaylak, Diken dergilerini...
- Markopaşa'yı...
- Gırgır ve Özal karikatürlerini...
- Devekuşu Kabaresi günlerini...
- Ze­ki-Me­tin iki­li­si­nin Er­ba­kan -De­mi­rel- Ece­vit tak­lit­le­rini... (1980 son­ra­sı Tür­ki­ye­si­’n­de en çok sa­tı­lan vi­de­o ka­set­le­rin ba­şın­day­dı.)
- Ola­cak O Ka­dar prog­ra­mın­da Le­vent Kır­ca­’nın po­li­tik taş­la­ma­la­rını...
- Kemal Sunal filmlerini; mesela Zübük'ü...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle