GeriHayat 9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    11
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

‘Cono’ Romancada ‘insan’ demek. Soydaşları Romanlar dahil toplumun ötekileştirdiği, siyasi ve yerel otoritenin hizmet ve sorumluluğunu esirgediği insanlar. Yaşadıkları sorunlardan dolayı topluluğun kimi üyeleri yoğunlukla bulundukları Adana’dan İstanbul, Tarsus ve Mersin’e göç etmiş. İstanbul’un Conolarını araştırdık, sıkışıp kaldıkları Gaziosmanpaşa ve Paşaköy gettolarına gittik.

Conolar İstanbul’un Gaziosmanpaşa, Esenyurt, Esenler, Pendik ilçelerinin kenarındaki özel ya da kamu arazilerine tutunmuş, her an sökülüp atılmaya hazır yaşıyorlar. Gaziosmanpaşa’nın Taşocağı mevkiinde, Pendik Kurtköy’ün Paşaköy kırsalında. Elektrik, su yok. Tek odalı evleri karton, bez, kontrplaktan. İstanbul Conolarının bildiği üç meslek var: Hırsızlık, dilencilik, hurdacılık. ‘Cono’luk dışarıya karşı en büyük sırları. Hiçbiri kendinden olmayana “Conoyum” demiyor. Büyükler “Muhaciriz”, çocuklar “Adanalıyız” diyor. Bu ketumluğun nedenini, İstanbul polisinin uyuşturucu operasyonlarıyla sık sık gündeme gelen Roman mahallesi Sarıgöl’de anlıyoruz. Mahalle girişinde etrafımızı saran Romanlardan Ümit Akayran, ‘Cono’ sözcüğünü duyduğunda nefretle bakıp “İçimizde Cono barınamaz. Onlarla işimiz olmaz. Gidin Gaziosmanpaşa’daki Adana Mahallesi’ne.”

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

Çocuklar okula gitmiyor, anne-babalar okuma yazma bilmiyor. (Fotoğraf: Sebati Karakurt)

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

(Fotoğraf: Mustafa Bakırhan / İHA)

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

SEFALETİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ ADANA MAHALLESİ

Gaziosmanpaşa’nın arka tarafındaki Adana Mahallesi’nin altını, taş ocakları oymuş. Uçuruma birkaç adım kala karton, tahta, bez karışımı derme çatma kulübelerde Conolar yaşıyor. Her birinde 10-15 çocuk. Mahallede çok az kadın ve erkek var. Neredeler sorumuza karşılık “İşe gittiler” cevabını alıyoruz. O esnada ticari bir araç içinde bizi gözetleyen altı-yedi gence bakıp susuyorlar. Konuşmayı kabul eden az sayıdaki Cono ya ismini söylemiyor ya da kendi aralarında kararlaştırdıkları bir ismi uygun görüyor. Ayakta zor duran uzun boylu ve zayıf biri, “Bana eroinman diyebilirsiniz” diyor. Memo (17), “Biz Cono değil, Allah’ın yarattığı kuluz. 23 yıl önce Adana’dan geldik. Bizi Adana’ya kabul etmiyorlar. Kavga ediyoruz, anlaşamıyoruz. Bizim halkımız kimseye durduğu yerde çatmaz” diyor. Fadime (25), ellerini beline koyup söyleniyor. “Adana’ya gitmiyoruz. Yamyam oğlu yamyamlar kabul etmiyor bizi.”

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

CONOLARIN DAGİDİK KOLU

Çevremizi saran kalabalık açıldığında sözü geçen biri olduğu anlaşılan Mustafa (26), “Bize Conoların Dagidik kolu derler. Dagidik, oynamayı seven demek.” Mahallenin ortasında yükselen bezlere sarılı eğri yükseltiyi gösteriyor, “Ortak tuvalet ve banyomuz. Belediye, devlet halimizi sormasa da iyi-kötü kurulu düzenimiz vardı. Haftanın beş günü evlerimizi yıkıyorlar. Kar, fırtına demiyor, acımıyorlar. Ev, arsa almaya, kiraya gücümüz yok. Kâğıt, hurda topluyoruz.” 20 kadar çocuk koro halinde şarkı söylüyor: “Sanma gidince bir daha döneceğim...”  Ardından da ‘Tulumbacı’ şarkısı eşliğinde dans etmeye başlıyorlar. Hüseyin (20), bileğindeki Zülfikar dövmesini gösteriyor. “Sizin Cono dediğiniz bizler, Aleviyiz. Bu vatan için askere, ölüme gittik. 15 Temmuz gecesi sokaklara çıktık. Çocuklar okula gitmiyor. Çünkü adres gösterecekleri evleri yok. Biz de Allah’ın kuluyuz, biz de Müslümanız. Suriyeli kadar değerimiz yok.”

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

Elektrik, su, hijyen gibi asgari yaşam koşullarından eser yok.

AKREP VE YILANLARLA BİRLİKTE

Pendik, Kurtköy ve Ömerli Barajı’ndan sonra üçüncü köprü yolu çevresindeki arazilerde Conoları arıyoruz. Birkaç saat sonra göz alabildiğine uzanan arazideki kulübe ve çadırları görüyoruz. Susuz, elektriksizler. Az sayıdaki erkek ve kadın, diğerlerinin Sultanbeyli ve Sarıgazi’de kâğıt ve hurda topladıklarını söylüyor. Çadırın birinde 10 nüfuslu Demir ailesi yaşıyor. Gelişigüzel bir kenara atılmış yatak ve yorganlar, bir tencerede salça ve şehriyeden oluşan yemek artığı. Hanife Demir (66), “Dalımızdan tutan yok. Yılan, akrep, farelerle yaşıyoruz. Kocam dört ay önce öldü. Biri özürlü dokuz çocukla kaldım ortada. Bari fakirlik parası versinler” diyor.

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

(Fotoğraf: Mustafa Bakırhan / İHA)

Paşaköylü Hasan Demirkol

UMUDUMUZ KALMADI

Roman milletini görsün devlet, millet. Umudumuz kalmadı. Hurdacılıkta günde 20-30 lirayı zor buluyorum. Dokuz çocuğum var. Radyo, televizyon, okul yüzü görmediler. 

Özcan Purçu (CHP İzmir Milletvekili)

ROMANLAR DA AYRIMCI

Conoların Romanlardan bir farkı yok, onlar da Roman. Tahminimize göre Türkiye’deki Romanların nüfusu 5 milyon. Ancak Conoların sayısı hakkında net bilgim yok. Adana merkez, Yüreğir çevresinde 10-15 bin kişi olduklarını biliyorum. Conolar, standartların çok altında yaşıyor. Devletin ve kurumların bu duruma bir müdahalesi yok ne yazık ki. Kendi çaresizliklerini kendi içlerinde çözmeye çalışıyorlar. İşsizlik, eğitimsizlik, dışlanmışlık had safhada olduğu için yasadışı işlere çok açıklar. Conolar, ayrıca Romanlar içinde de ayırımcılık yaşıyorlar. Bu anlaşmazlıklardan dolayı Adana’yı terk edip başka şehirlere göçenler de olumsuz tavırlar ve önyargılarla karşılaşıyorlar.

9 çocuğum var radyo, televizyon, okul yüzü görmediler...

Babası gibi oğlu da okul yüzü görmedi. Nüfusta kaydı bile yok. (Fotoğraf: Mustafa Bakırhan / İHA)

Şaban Bek (Adana Romanlar Derneği Başkanı)

CONOLARI HİÇ SEVMEYİZ

Conolar kesinlikle Roman değil. Bizi taklit ederek Romanca öğrendiler. Her yerde barınamazlar. Hayatta çalışmazlar. Atalarından gördükleri mesleği yaparlar. Otobanda Cono kızları garibanları durdurur, arkasından Cono erkekleri gelir. Gariban da can korkusundan cebindeki parayı verir. Bizimkiler böyle bir iş yapmaz. Romanlar, Conoları hiç sevmez. 1980’lerde bir Cono, tartıştığı gencin üzerinden arabasıyla üç kez geçerek öldürdü. Halkımız bunu gördü, “Yeter” dedi. Allah’ını seven taş, balta, silahla Akıncılar Mahallesi’ndeki evlerini yaktı, yıktı. 500-600 hanelik Cono Tarsus, Mersin, İstanbul’a kaçtı.

Fevzi Cirit (Beşiktaş Belediye Zabıtası Dilenci Birimi)

HEPSİ ÇOK KETUM VE HAKLARINI BİLİYOR

Romanlar ve Conolar çocuklarını caddelerde duygu sömürüsüyle dilendiriyor. Toplayıp Çarşı Zabıta Karakolu’na getirip Kabahatler Kanunu’na göre 109 TL ceza kesiyoruz. Üzerlerindeki parayı kamuya devrettikten sonra bırakıyoruz. Ama meslek haline getirdikleri için ertesi gün dilenmeye devam ediyorlar. Anne, baba dilenirken çocukları buralarda büyüyüp dilenci oluyor. Hafta içi her gün altı-yedi; hafta sonları, bayramlarda fazlasını yakalıyoruz. Hepsi çok ketum ve haklarını biliyor. Bize davranışları sert. Adanalı, Edirneli, Karslı, Kayserili ve Suriyeli dilencilerle Conolar arasında kavga çıkıyor. Araçların camlarını silmek isteyen Cono çocukları bize şikâyet ediliyor. Gittiğimizde birden çoğalıp etrafımızı sarıp saldırıyorlar.

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle