Kanıt bulamayınca çıldırıyorsun

Güncelleme Tarihi:

Kanıt bulamayınca çıldırıyorsun
Oluşturulma Tarihi: Aralık 03, 2014 01:19

Kıskançlık, kitapların da konusu. Tıpkı Ercüment Cengiz’in ‘kıskançlığın romanı’ diyebileceğimiz yeni kitabı ‘Çellocu’su gibi. Cengiz ile bu yakıcı duyguyu konuştuk.

Haberin Devamı

Romanınızın ana eksenini, niçin kıskançlık üzerine kurdunuz?
Kıskançlığı ana eksene oturtarak onun yıkıcılığını gösterdim. Ölümcül kıskançlık insanlığın yüzyıllardır değişmeyen sorunu. Kitaptaki ana karakter Paşa kendi halinde bir adamken, hayatı kıskançlığın pençesine sıkışıyor. Bizi cinayete kadar götürebilecek önemli bir ruh halini anlatmak istedim ve bu yüzden kitapta Paşa’yı tıbbi usulüne göre delirttim.

Nedir bu tıbbi usul?
Kıskançlık ikincil ve karmaşık bir duygu. Ölümcül ve yıkıcı boyuta varana kadar geçtiği aşamalar var. Romandaki Paşa karakteri bütün bu aşamalardan tek tek geçiyor.

Ölümcül bir kıskançlıkla yanıp tutuşmak hepimizin başına gelebilir mi?
Ne kadar inkâr etsek de kıskançlık her insanı saran bir duygu. Olmaz diye bir şey yok ama buna sürüklenmeden çoğu insan kendini frenler. Romantik kıskançlık aldatılmaya dair kesinleşmiş bir kanıdır. Fakat Paşa’nın hissettiği kıskançlığın patolojik boyutu.

Haberin Devamı

Kanıt bulamayınca çıldırıyorsun

Kıskançlık hangi çizgiye kadar normal kabul edilebilir?
Kıskanıyorsun, aldatıldığından şüpheleniyorsun ve kanıt aramaya başlıyorsun. Şüpheni doğrulayacak kanıtları bulduğunda gereğini yapıyorsun: Yüzleşip affediyorsun ya da affetmeyip ayrılıyorsun. Yani yoluna devam ediyorsun. Kanıt bulamazsan, şüphen gerçeklikle örtüşmediği için “Kuruntuymuş” deyip yine yoluna devam ediyorsun. Buraya kadar olanı, hepimizin yaşayabileceği olağan bir süreç.

Ne zaman patolojik bir hal alıyor?
Kıskançlık hissi seni o kadar sarıyor ve hayatını kontrol ediyor ki kanıt bulmak istiyorsun. Bunu talep etmeye başlıyorsun. Kanıt bulamadıkça da çıldırıyorsun. Bu sefer birtakım halüsinasyonlar görmeye, gerçekliği çarpıtmaya başlıyorsun. İşte bu noktada patolojik kıskançlık başlıyor.

Niçin aldatıldığına dair kanıt bulmak istiyor?
Çünkü bulursa rahatlayacak. Kafasının içindekini gerçek hayata taşıyabilecek. Romandaki Paşa karakterini düşünelim. Aldatıldığına dair ölümcül bir kanısı var. Ortaya çıkartmak onu rahata kavuşturuyor. Aradığını bulmak istiyor ve gerçeklikle bağını koparıyor. Bu noktada o his Fransızların tabiriyle ‘öldüren kıskançlığa’ dönüyor.

Haberin Devamı

Romanda Paşa, eşi Melek için “Onun bedeni Allah katında benim” diyor. Ölümcül kıskançlığın temelinde sahip olma güdüsü mü var?
Kimse kimsenin sahibi olamaz.Gerçekleşmesi imkânsız bir talep ve insanlık dışı. Fakat insanoğlu sahip olmayı arzuluyor. Bunu kabullenemeyenler işi cinayet işleme boyutuna bile götürebiliyor. İlişkisi devam etsin diye öldürüyor. Onun üzerinde hak sahibi olduğunu göstermek için Tanrı rolüne soyunuyor. “Öldürme kararını verebilecek sadece benim. Çünkü o beden bana ait” diyor: “O beden Tanrı katında da benim.”

Kanıt bulamayınca çıldırıyorsun

Çellocu
Ercüment Cengiz
Everest Yayınları

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!