GeriKelebek Hasta olacağına aşı ol!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hasta olacağına aşı ol!

20. yy'ın tıp alanındaki önemli gelişmelerinden biri çocukluk çağı enfeksiyon hastalıklarının aşılanma programları ile kontrol altına alınması. Son 40 yılda bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak yeni aşıların bulunması ile kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, kabakulak, menenjit, hepatit gibi çocukluk döneminde sık görülen hastalıklarda belirgin azalmalar kaydediliyor.

‘Aşıların kullanım oranları arttıkça aşıyla önlenebilir hastalıklar ve bu hastalıkların yan etkilerinin görülme sıklığı azalıyor’

AŞI TAKVİMİ

w Difteri, tetanoz, boğmaca ve çocuk felci aşısı: 2, 4, 6, 18'inci ayda ve 4-5 yaşında toplam 5 doz; ardından 10 yılda bir tetanoz tekrarı.

Hepatit B: Doğumda, 1 ve 6'ncı ayda

BCG (verem): 3'üncü ayda

Kızamık: 9'uncu ayda

Kızamık-kızamıkçık ve kabakulak: 15'inci ayda ve 10 yaşında

AŞI GÜNLERİ

5. Ulusal Aşı Günleri'nin ilk etabı 26 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Aşı günleri kapsamında 5 yaşın altındaki tüm çocukların çocuk felcine karşı aşılanması hedefleniyor. Ulusal Aşı günlerinin ikinci etabı 31 Mayıs-6 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Aşı çocukların korkulu rüyası. Beyaz önlüğü ve elinde iğnesiyle yaklaşan doktor kabusun fotoğrafı. Öyle etkili ki, ‘‘Yemeğini yemezsen doktora söylerim iğne yapar’’ şantajını kullanacak kadar güçlü.

İlk uygulamaları 19. yy'da başlayan ve 20. yy'da geliştirilen aşılar, doğumdan başlayarak bireyin yaşamında risk oluşturabilecek birçok hastalığın önlenebilmesini sağlıyor. Aşılama; bakteri, virüs gibi enfeksiyon etkenlerini veya çeşitli zehirli maddeleri belirli işlemlerden geçirdikten sonra vücuda verme yoluyla yapılıyor. Vücudun bu maddelere karşı antikor üretmesi, bu şekilde bağışıklık kazanması sağlanıyor. Antikor, vücuda giren hastalık mikroplarını zararsız kılmak için organizmanın çıkardığı mad-deye deniyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı doktorlarından Doç. Dr. Raif Üçsel tüm aşıların yüzde 100 etkili olduğunu ya da risksiz olduğunu söylemenin yanlış olduğunu belirtiyor. ‘‘Aşıların kullanım oranları arttıkça aşıyla önlenebilir hastalıklar ve bu hastalıkların yan etkilerinin görülme sıklığı azalıyor. Buna karşılık aşıya bağlı yan etkiler artıyor.’’ Görülen bazı yan etkiler şunlar: Verem aşısı sonrası koltuk altı bezlerinde şişme; boğmaca aşısı sonrası kızarma, ağrı, şişme, ateş, uyku hali; kızamık aşısından 1 hafta sonra ateş ve döküntü; ağızdan çocuk felci aşısı sonrası felç.

Aşılara dikkat!

Periyodik olarak yapılması gereken aşıların yanında üç aşı daha var: Hemofilus influenza B, su çiçeği ve hepatit A aşısı. Hemofilus influenza B,özellikle üç ay-5 yaş arası grubunda ciddi bakteriyal enfeksiyonların en sık nedenlerinden biri. Bu enfeksiyonlar arasında menenjit de var. Bu nedenle halk arasında ‘‘menenjit aşısı’’ olarak da adlandırılıyor. Bu aşının da 2, 4, 6, 18'inci aylarda yapılması öneriliyor. Su çiçeği ve hepatit A aşıları yeni ve yapılması hala tartışmalı aşılar arasında. Su çiçeği aşısının iki sakıncası var; birincisi oldukça pahalı ayrıca aşının tam koruyuculuk süresi bilinmiyor ve hastalık sonraki yıllarda geçirildiği takdirde ağır seyredebiliyor. Hepatit A, daha çok kirli yiyecek ve sularla geçen bir hastalık. Bu aşı da 2 yaşından sonra 6 ay ara ile 2 doz şeklinde uygulanıyor. Üçsel, Türkiye'deki hijyen şartları dikkate alındığında çocukların aşılanmasının akılcı bir yaklaşım olarak görülmediğini söylüyor: ‘‘Çocuklar genelde 2-3 yaşından sonra dışarıda yemek yemeye başlıyor, yuvalara gönderiliyor ve bu yaşlarda hastalanma olasılıkları artıyor.’

Üç önemli hastalık Korkulu rüya; ateşli havale

Ateşli havale, 6 ay-5 yaş arası çocuklarda 38 derece üzerindeki ateşle birlikte görülebiliyor. Çocukluk çağında en sık gözlenen tür. Genellikle, ateş yükselirken oluşuyor. Çocuk kısa bir süre için bilincini kaybediyor, vücudu kasılıyor, gözleri kayıyor veya sabit bakıyor. Yüzü, göz kapakları, kolları ve bacakları ritmik şekilde seğirebiliyor. Havale sırasında yapılması gerekenler şunlar: ‘‘Solunum yolu açık tutulmalı, çocuk hemen yan çevrilmeli, kusmuşsa boğaz heme temizlenmeli ve yüzüne su serpilmeli. Ayrıca fitil olarak diazepam uygulanmalı. Ateşli havale riski olan çocuklar için mutlak bu fitiller evde bulundurulmalı, ateş düşürücüler verilmeli. Hastalıkta genetik faktörler önemli. Ailede bir çocukta ateşli havale varsa kardeşinde olma riski yüzde 20. Baba ve bir çocukta varsa, ateşli havale geçirme riski diğer çocukta yüzde 35'lere kadar yükselebiliyor. Doç. Dr. Raif Üçsel ilaç tedavisi yanında ailenin eğitiminin de önemli olduğunu vurguluyor. ‘‘Ateş saptanınca, bazı aileler battaniye örtüp, pencereleri kapayarak ateşin daha da yükselmesine yol açabilir. Diğer yandan yüksek ateşi olan çocuklar, çoğu kez soğuk su ile yıkanarak ateşleri düşürülmeye çalışılır. Bu durumda etraftaki damarlar büzülerek ateşi daha da yükseltebilir. Yapılması gereken, çocuğu ince giydirmek veya çıplak tutmak ve ılık banyodur.’’

Beta mikrobu

Kış ve ilkbahar aylarında, 3-15 yaş arasındaki çocuklarda görülen faranjit ataklarının yüzde 40'ından beta mikropları sorumlu. Yine bu yaş grubundaki çocukların yüzde 10-20'si taşıyıcı durumunda. Genelde solunum yolu ile geçen bu mikrobun kuluçka dönemi 3-5 gün sürüyor. Antibiyotik, boğazdaki mikrop sayısını hızla azaltıyor. Daha önce romatizmal ateş geçiren çocukta, belirti olmasa da, enfeksiyonu saptamak için daha titiz olmak gerekiyor. Boğaz ağrısı ve iltihabı gelişmediği takdirde, beta mikrobu ile temas eden çocukların tedavisine gerek kalmıyor.

Her mevsim; ishal

Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaşın altındaki her çocuk, yılda 1-12 kez ishale yakalanıyor. Her yıl yüzde 80'i 6-24 ay arası olan yaklaşık 3 milyon 200 bin çocuk ishalden ölüyor. Türkiye'de ishalin en sık görülen nedenlerinin başında enfeksiyonlar (virüsler, bakteriler, parazitler, mantarlar) geliyor. Gıdaların hazırlanmasında temizlik kurallarına uyulmaması, ek gıdalara erken başlanması ishal oluşumuna zemin hazırlıyor. İshallere yol açan diğer bir faktör dengesiz beslenme. Tüm ishallerde en önemli sorun su kaybı. Su kaybını önlemek için bol sıvı verilmeli ve anne sütü alanlar daha sık emzirilmeli. Su ile dönüşümlü olarak eczanelerden temin edilebilen ishal tuzu çökeltisi verilmeli. Ek gıdalara başlamış olanlara, belli aralıklarla yoğurt, pirinç lapası, patates püresi, peynir makarna, pilav yedirilmeli. Konsantre meyve suları yerine, taze sıkılmış meyve suları, muz püresi, elma püresi, havuç suyu verilmeli. İshalde kola, gazoz gibi içeceklerden sakınılmalı. Doktora sormadan ilaç kesinlikle kullanılmamalı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle