GeriKelebek Harun'la maskeleri sürüp oturuyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Harun'la maskeleri sürüp oturuyoruz

Harun'la maskeleri sürüp oturuyoruz
refid:10352947 ilişkili resim dosyası

“Güzellik, bakım, spor” denilince akla gelen ilk isimlerden biri Ebru Şallı...

EBRU ŞALLI FOTOĞRAFLARI 

“Güzellik, bakım, spor” denilince akla gelen ilk isimlerden biri Ebru Şallı... Bu konuda eşi Harun Tan’ın da kendisinden pek farkı olmadığını söylüyor: "Harun da sporcu. O da yüzüne maske sürüyor. İkimiz de maskelerimizi sürüp karşılıklı oturuyoruz. İlk zamanlar oğlumuz Bero bizi öyle gördüğünde korkuyordu. Ama alıştı artık."

- “Ebru Şallı” denildiğinde artık akla direkt sağlık, bakım ve güzellik geliyor...

İmajı oturttuk galiba! Benim yaşam şeklim böyle olduğu için insanlara verdiğim enerji de bu. Dolayısıyla herhangi bir zorlama yok. Sporum, aile yaşantım, çocuğum, yiyip içtiklerim herkesin o kadar merak ettiği şeyler oldu ki! İşin ilginci her şey kendiliğinden böyle gelişti. Belirli bir plan sonucu olmadı.

- Gerek kozmetikte, gerekse yiyip içtiklerinizde hep doğal ürünler tüketmekten söz ediyorsunuz. Peki istediğiniz ürünleri kolaylıkla bulabiliyor musunuz?

Harunla maskeleri sürüp oturuyoruz
Vejetaryen olduğum için sebze ve meyve benim için çok önemli. Yıllardır City Life, City Farm gibi marketleri takip ettim. Yıllar önce mail yazışarak taze sebze-meyve siparişi veriyordum. Özellikle oğlumu emzirirken, bunlara daha çok dikkat ettim. Elimden geldiğince organik yaşamaya çalışıyorum. Ben de bazı organik şeyler yapmaya çalışıyorum. Katkısız reçeller yapıyorum mesela... Bir de ben meyve yemeyi çok severim. Kışın da her türlü meyvenin kurusunu tüketmeyi tercih ediyorum.

- Neden vejetaryen oldunuz? Herhangi bir rahatsızlıktan mı yoksa et ve et ürünlerinin tadını sevmediğinizden mi?

Küçük yaştan beri etin tadını sevmedim. Biliyorum beyaz et çok yararlı. İnsanlara da eti önerirken; “Balığa yönelin” diyorum. Yiyebilsem yiyeceğim. Ben yemesem bile haftanın iki, üç günü eşime ve çocuğuma yaparım. Pişirirken de asla rahatsız olmuyorum. Üstelik ekranda birçok tarifler de veriyorum. Fakat ben yiyemiyorum. Vejetaryen olduğum için yıllardır; “Proteinimi, demirimi nereden alabilirim” diye araştırdım. Özellikle mercimek bizim evde haftada en az iki kez pişen bir yemektir. Bu şekilde sağlık sorunu yaşamıyorum. Doğru beslenerek etsiz de yaşanabiliyor.

- Bu konuda iyice uzmanlaştınız sanırım...

Gerçekten de öyle oldu. Bir de ben sıra dışı bir hamilelik geçirdim. Sonra da bunu kitaba çevirdim. “Hamilelikte Sağlıklı ve Güzel Kalmak” diye bir kitap yazdım. Yine sporla beraber doğru beslenerek hamileliğim boyunca az kilo aldım. Çocuğa kilo aldırıp, kendimi deforme etmedim. Tabii ki insan doğururken bu şeyleri düşünmez. Ama bu da kendiliğinden oldu.

- O zamanlar oğlunuza lakap bile takılmıştı; “Kivican” diye...

Doğru. Evet kivi yedim. Ama 200-300 kilo kadar abartılı değil! Sonuçta kivi yararlı bir şey. Zaten her gün 2 porsiyon meyve yemeye özen gösteriyorum.

- Bu durumda eşiniz için de ‘Ebru’dan öncesi - Ebru’dan sonrası’ diye bir dönem vardır...

Var tabii, olmaz mı! Mesela Harun kahvaltı yapmayan biriydi. Şimdi kahvaltı yapmadan asla evden dışarı çıkmıyor. Çok daha iyi besleniyor. Zaten sporcu. Ama doğru beslenmeyi de öğrenince daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı oldu. Birbirimizi çok destekliyoruz.

/images/100/0x0/55ea6fd0f018fbb8f87fd76d
OĞLUMUZ PROFESYONEL TENİSÇİ OLACAK

- “Şunu yemeyeceğim. Evde mercimek pişmesin” gibi şeyler söylüyor mu?

Bayılıyor; “Ne olur mercimek yap” diyor bana. Çünkü doktoru ona akşamları bitkisel protein verdi. Öğle yemeğinde balık ya da tavuğunu yiyip, akşam bitkisel şeyler yiyor.

- Oğlunuz çikolata, şeker yiyebiliyor mu, yoksa sağlıklı yemeye şimdiden başlattınız mı?

Sağlıklı besleniyor. Ama dondurma da yiyor. Ben çikolataya da; “Hayır” diyen bir insan değilim. Ama her gün her gün fazla miktarda yedirmek doğru değil. Her şeyin tadını bilsin. Benim de çantamda çikolata vardır. Arada bir yemek güzel bir şey. Ama önemli olan onun dozunu bilmek. Ben bunu ayarlayabiliyorum. Dolayısıyla; “Şunu yemem” deyip, kendimi kasmıyorum. Bir tek et yemiyorum. O da artık benim yaşam şeklim. Her şeyden azar azar yemek, her şeyin tadını bilmek gerekiyor. Üstelik çikolata vücutta pilates etkisi yaratıyor.

- Güzellik tariflerinizde kivi, inci tozu gibi şeyler var. Ama bir yandan bu ülkede ekmek alamayan insanlar da var. Arada biraz tezat oluşmuyor mu?

Bu tür güzellik önerilerine televizyon programım “Ebruli”de cevap veriyorum. Daha uygun şeyler öneriyorum. “Yumurta akı ve toz şeker herkesin evinde vardır” diye düşünüyorum. Yumurta akı ve bir tutam toz şekeri karıştırıp, yüzümüze sürdüğümüzde botoks etkisi yaratan bir maske oluyor. Aslında inci tozu da çok pahalı değil. Tek seferlik yapımı 10 YTL’ye geliyor. Onu alamayan da yumurta akından bir sürü maske yapabilir. “Ebruli”de taze sebze ve meyvelerden özel maskeler hazırlıyorum.

- Eşiniz sizi kıskanıyor mu?

Hayır. Tek bir kıskançlığı olabilir; her gün pilates yapıyorum. Benim yaptığım sporu kıskanabilir. Mesela o gün onun tenis turnuvası vardır. Pilatese zaman ayıramamıştır. Ben de her gün canlı yayında pilates yapıyorum. Bir de akşamüstü

Harunla maskeleri sürüp oturuyoruz
ikinci kez pilates yapıyorsam, onu kıskanıyor. Ama çok şeker kıskandığı şeyler.

- Siz tam olimpiyatlara hazırlanan sporcu bir aile gibisiniz…

Öyleyiz aslında. Sonuçta o kayak turnuvalarına katılıyor. Bu arada profesyonel bir tenisçi yetiştiriyoruz. Bero 4 buçuk yaşında şu anda. Kayak kayıyor. Bu yıl yarışlar olacak. Ben de snowboard yarışlarına katılacağım. Yani spor bizim yaşanımızın içinde.

- Erkeklerin, evde yüzünde güzellik maskesiyle dolaşan kadınları görmek istemediği söylenir. Eşiniz sizi bakım maskeleriyle görüyor mu?

Ben bu inanışa çok karşıyım. Çünkü Harun da yüzüne maske sürüyor. İkimiz de maskelerimizi sürüp karşılıklı oturuyoruz. Bu çok normal. Ben kendime hazırladığımda, ona da sürüyorum hemen. İlk zamanlar Bero bizi öyle gördüğünde korkuyordu. Ama o da alıştı artık.

- Evliliğinizde heyecanı ayakta tutmak için neler yapıyorsunuz?

Bunun için aynı hobileri paylaşmak önemli. Benim yaşam tarzım ona, onunki de bana uydu. O da spora çok düşkün. Ben de öyleyim. Okuduğumuz şeyler, izlediğimiz filmler... Aynı dilden konuşmak önemli. Ben zıt insanların birbirini çekebileceğine inanmıyorum. Nasıl çeker! Kavga gürültü olur, gider boşanırsın. Bence çekecek bir yönü yok. O

/images/100/0x0/55ea6fd0f018fbb8f87fd771
yüzden iki insanın birbirine uyması önemli. Zaten zaman içinde birbirine benziyor insanlar.

Normal yaşantım ilgi çekiyor

- Hamileliğiniz boyunca bir an için olsa; “Eyvah vücuduma neler oluyor” diye endişelendiniz mi?

Böyle bir şey mümkün mü! Annelik duygularını yaşarken, duygusal ve fiziksel farklı bir sürece girmişken insanın böyle bir şey düşünmesi mümkün müdür! Doğal yaşamdan vazgeçmeyip, bunu da insanlarla paylaştım. Elbette ki ben profesör değilim. Ancak yazdığım kitaplar bir deneyim sonucu yazıldı. Çocuk yemekleri, bebek mamaları kitabı da yaptık. Bir de şimdi 3’üncü kitabı hazırlıyorum. Büyükler için sağlıklı yemek tarifleri vereceğim. Bir gazetede “Organik Yemekler” diye köşe yazısı yazıyorum. Yeni başladık. 3’er tarif veriyorum. Pilates yapıyorum, çok büyük bir ilgi var. Pilates DVD’si çıktı. O da yok satıyor. Normal yaşantım insanların ilgisini çekiyor ve merak ediliyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle