GeriKelebek Hanta Virüsü çok tehlikeli
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hanta Virüsü çok tehlikeli

Kemirgenler yoluyla insanlara bulaşan ve öldürücü olan Hanta virüsünün, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığından daha tehlikeli olduğu bildirildi.

Ziraat Yüksek Mühendisi ve Böcek Uzmanı Derya Ulaşoğlu,  Zonguldak ve Bartın'da 8 kişinin hastalanmasına, birinin de yaşamını yitirmesine neden olan Hanta virüsün, “Bunyaviridae familyasına” bağlı bir RNA virüsü olduğunu, Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığı etkeniyle aynı familyada bulunduğunu ve bu virüsün de kanamalı ateşe yol açtığını söyledi.

Ulaşoğlu, 30'dan fazla türü olan virüsün 20 türünün insan için risk oluşturduğunu, bu virüsü kemirgenlerin taşıdığını bildirdi. Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığının kene ısırmasıyla bulaştığını, oysa bu virüsün solunum yoluyla bile alınabileceğine dikkati çekti. Ulaşoğlu, bu nedenle Hanta virüsün Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığından daha tehlikeli olduğunu vurguladı. Memeli hayvan çalışan bilim adamlarının, açık alanda çalışan biyologların, kemirgen ilaçlaması yapan firma çalışanlarının, dağcıların, piknikçilerin, açık alanda oyun oynayan çocukların ve orman çalışanlarının bu virüs açısından risk altında olduğunu bildiren Ulaşoğlu, şunları söyledi:

“Hantavirüs, kemirgen ile kemirgen atıklarına temasla ciltteki yarık ve çatlaklardan deri yoluyla ve en önemlisi kemirgenin yuvasının ya da öldüğü yerin yakınında hava yoluyla bulaşır. Her mevsimde görülebilmesine rağmen, nisan-temmuz ayları daha fazla risk taşır. Bu virüs insandan insana bulaşmaz. Sadece kemirgenlerden bulaşır ve ölüme neden olur. Normal oda sıcaklığında 2-3 gün yaşayan virüs, sıcaklık ve nem oranına bağlı olarak yaşam süresini uzatabilir. Bu virüsün bulaştığı kişide ateş, kas ağrısı, öksürük, baş ağrısı, bulantı, kusma, titreme, genel durum bozukluğu, bulanık görme ve ardından başlayan akciğer ödemi görülür. Dünyanın çok sayıda ülkesinde bu virüse rastlanır. Hanta virüs, dünyada her yıl yaklaşık 200 bin kişiyi etkilemektedir.”

Bu virüsten korunmak için ciddi tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Ulaşoğlu, öncelikle evcil hayvan olarak fare ya da kemirgen beslenmemesi gerektiğini belirtti. Bunun yanı sıra kemirgen yuvalarıyla direkt temastan kaçınılması, gıda ürünleri ve hayvan yemlerinin açıkta bırakılmamasını öneren Ulaşoğlu, kemirgen kontrol hizmetinin, mutlaka Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı onaylı firmalardan alınması gerektiğini bildirdi. Ulaşoğlu, şöyle devam etti:

“Konutlara koruma amaçlı sistemler kurulabilir. İç alanda kemirgenleri canlı yakalayan mekanik sistemler, dış alanlarda plastik yem istasyonları kurulabilir. Evde kedi besleyenler, 'Nasılsa kedim var, benim için tehlike yok' diye düşünmesinler. Çünkü eğer kedi enfekte olmuş kemirgeni yemişse konut içinde hastalık etkenini taşıyabilir ve bu hastalık etkenini insana bulaştırabilir. Virüs solunum yoluyla bulaşabildiği için, kemirgenlerin gezdiği alanlar, süpürülerek temizlenmemeli, havaya toz kaldırılmamalıdır. Kapı ve pencerelere sineklik konulmalı, çöp konteynerlerinin kapakları sürekli kapalı tutulmalıdır. Kemirgenlerin yaşam alanı olan rögar kapakları tamir edilmeli, depolarda gereksiz eşyalar saklanmamalı, hijyen tedbirlerine azami özen gösterilmelidir. Fare leşlerinin bulunduğu alan çamaşır suyuyla dezenfekte edilebilir. Riskli aktivitelerde mutlaka eldiven kullanılmalıdır. Bu virüsün bulaşmasını önlemek için karantina derecesinde sıkı önlemler almak, hatta acil eylem planı uygulamak gerekir.”

AFYON Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Altındiş, hanta virüsüne bağlı gelişen enfeksiyonun griple benzerlikler gösterdiğini söyleyerek, virüse yakalanan 5 kişiden 1'inin hayatını kaybettiğini söyledi. Doç. Dr. Altındiş, çöpçüler, gemilerde çalışanlar, depolarda çalışan işçiler, çiftçiler ve askerlerin, bu hastalık için yüksek risk grubunda olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Mustafa Altındiş, son günlerde Türkiye'de hızla artan vakalarla gündeme gelen hanta virüsüne bağlı gelişen efenksiyonun kesin tedavisinin mümkün olmadığını kaydetti. Hanta virüsü bulaşanların yüzde 20'sinin hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Altındiş, “Dünyada yılda yaklaşık 300 bin insanın bu hastalığa yakalandığı tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 1993- 2004 yılları arasında Amerika'da kayıtlara geçmiş 1910 hanta virüs vakası olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan 384 tanesi ölümle sonuçlanmıştır. Türkiye'de şimdiye kadar 16 şüpheli vaka tespit edildi ve bunlardan 8 vakanın hanta virüs enfeksiyonu olduğu belirlendi” diye konuştu
.
Virüsün hem kırsal bölgelerde hem de şehirlerde insanlar için tehlike teşkil ettiğini söyleyen Doç. Dr. Mustafa Altındiş, hanta virüsünün çeşitli kemirgen türleri vasıtasıyla taşındığına dikkat çekti. Hastalıkla ilgili özellikle farelere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Altındiş, “Hastalığın bulaşması hastalıklı kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasıyla doğrudan temas yoluyla olmakta ya da bu hastalıklı kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasının hava yoluyla solunmasıyla meydana gelir. Hanta virüsünün insandan insana bulaşması kanıtlanmamıştır. Fareler bu virüsten etkilenmezler, sadece taşıyıcıdırlar ve virüsü dışkı veya idrar yolu ile etrafa yayarlar” diye konuştu.

RİSK ALTINDAKİLER

Özellikle farelerin yoğun olarak bulunduğu, iyi havalandırılamayan, yeterince güneş ışığı almayan mekanlarda çalışan veya yaşamını sürdüren kişilerin risk altında olduğunu belirten Doç.Dr. Altındiş şunları kaydetti:

“Belediyelerdeki temizlik ve çöp toplama işçileri, liman işçileri, gemi işçileri, depolarda çalışan işçiler, çiftçiler ve askerler bu hastalık için yüksek risk grubunu oluşturmaktadır. Ayrıca deney hayvanlarının bakıldığı ortamlarda çalışanlar ve hayvan deneyleri ile meşgul olan bilim adamları da bu hastalık için risk grubuna dahil olan kişilerdir. Virüsle ilgili halen kesin bir tedavi yok. Bilim adamlarının bu virüse karşı aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.”

GRİPLE BENZEŞİYOR

Hastalığın belirtilerinin griple benzerlik gösterdiğini belirten Doç.Dr. Altındiş, hastalık bulaşan kişilerde ateş ve titreme, böbreklerde fonksiyon bozukluğu, baş ağrısı, kas, kol ve bel ağrısı, bulantı veya kusma, ishal, geçici olarak bulanık görme, öksürük, solunum bozukluğu, deri veya ciltte kanama gibi belirtilerin görülebileceğini kaydetti. Doç. Dr. Altındiş, şu önerilerde bulundu:

“Kemiricilerin atıkları ile kirlenme ihtimali olan yerlerin temizliğinin toz kaldırmadan deterjan veya çamaşır suyu kullanılarak yapılmalı, farelerin bulunduğu ortamlarda çalışırken eldiven ve maske kullanılmalı, bulaşma şüphesi olan durumlarda ilk olarak vücudunuzun bu virüsle temas etme ihtimali olan kısmının dezenfekte edilip en kısa zamanda doktora başvurulmalıdır. Öte yandan kemiricinin ısırması veya tırmalaması yoluyla hastalık bulaşabileceği için kemiricilerin canlı olarak yakalanmaması gerekir. Ölü bir kemiriciye çıplak elle temas etmek de tehlikeli olup hastalık bu yolla da bulaşabilir.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle